TOPLUM DEDİĞİN!

13 Şubat 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
497 defa okundu.
TOPLUM DEDİĞİN!

Homojen toplumdan karmaşık topluma: Değerlerin yok oluşu.

Öğretmen ana sınıfı öğrencilerine masalarının üzerindeki kağıda düşündüklerini çizmesini ister. Küçük bir kız çocuğu, kağıdı birkaç kez döndürür ama hiçbir şey çizmez. Öğretmen yanına gelir ve sorar.

Sen neden çizmiyorsun?

Çizeceğim. Ama… Kağıda nasıl sığdıracağımı düşünüyorum.

Çok büyük bir şey mi çizmek istiyorsun.

Hayır.

Ben Tanrıyı çizmek istiyorum. Bu kağıda nasıl sığdıracağımı düşünüyorum.

Ama çizemezsin. Bugüne kadar hiç kimse görmediği tanrıyı çizememiştir. Sen nasıl yapacaksın.

Ben çizerim. Çizince o’nu herkes görecek…

Bir toplumda temel değerlerden sapma ve değerler üzerine bölünme olursa, toplumda bitmeyen bir çatışma meydana gelir. Siyasi rejim ile toplumsal yapı ve değerler paralellik arz etmeli ki; toplumun gelişim ve ilerleme çizgisi sağlıklı olsun. Değerlerle siyasi rejim uyumlu olursa devlet ve toplumda kutuplaşma yaşanmaz. Yabancılaşma, insanın çevresine egemen olamamasından ziyade, çevrenin, doğanın, diğer insanların ve hatta bizzat kendisinin kendi öz varlığına yabancı kalması demektir. Bugün bu toplum bunu yaşamaktadır.

Siyasi düşünceyi; şartlı reflekse dönüştürmek toplumu ayrıştırmanın ötesinde bağımlı köle haline getirir. Devletin sosyal politikalarında ağırlıklı olarak bunu görmek mümkündür. İnandırmakla, sonucun vazgeçilmez hale gelmesi yaşam tarzı olur. Toplumda yoksulluğun dinselleştirilmesi, varlıklı olanlar tarafından dikte edilirken, üretmeyen tüketen toplum yaratıldı. ‘Çalışmana gerek yok. Ben seni besliyorum. Allah yoksulu çok sever. İbadet ve tevekkül senin içindir. Cennet yoksulluk sınavının içindedir’ söylevleri esasta uyutma politikalarının mantığıdır. Şimdi o küçük kız çocuğunun çizdiği, Tanrının resmini görebiliyor musunuz?

Sorgulamayan toplumlar soyulmaya hazır toplumlardır. Bugün bu toplum soyulmaktadır. Ceberut anlayış baskıcı rejimlerin devlet yönetim ve biçimlendirmesi içindedir. Yozlaşan değerler, toplumu oluşturan bireylerin düşünce ve davranışları üzerindeki belirleyici ve birleştirici niteliğini kaybeder. Sonunda toplumsal ve milli bütünlük olumsuz yönde etkilenir.

Başıbozuk düzene atılan adımlar toplumu dejenerasyona doğru itiyor. Modern toplumları geleneksel olandan ayıran, sosyal kaynaşma şeklindeki değişimdir. Bu arsız gelişim modeli bilim adamları için Türk toplumu iyi bir ar-ge dershanesi olabilir. Siyaset, Politika ve Toplum…

Sosyal değerlerin bozulmasında en önemli vasıtalardan biri kitle iletişim araçlarıdır.(Televizyonlar, Sosyal İletişim ağı Internet, Gazeteler, Dergiler, Mecmualar, Duvar Yazıları, Afişler, El broşürleri, yalana yoğrulmuş Seçim Vaatleri vs)

Seçici denetim sistemleriyle donatılmayan, tek adam formülü içinde yönlenen açık kültürler, yozlaştırıcı kabul edilecek baskılarla karşılaşır. Gerek iç, gerek dış baskılar sonucu toplumun sosyal bünyesine uygun olmayan öğeleri taşıyan yayınlar neticesinde bir bozulma meydana gelir. Bugünün Türkiye’sinde Havuz medyası, dönek, liboş yazarlarıyla birlikte, milletin sırtından alınarak verilen parayla bu milletin yozlaşması, sıradanlaşması için üstlendiği görevini başarıyla sürdürüyor.

Bireyler kendi toplumuna ait tarihine, kültür ve medeniyetine, içinde yaşadığı toplum ve değerlerine karşı da yabancılaştırıldıysa, Eğitim Öğretim dediğimiz toplumsal varlığın temeli olan Milli Eğitim kişisel keyfiyete döndürülmüş öç alma tahtası gibi kullanılıyor, gelecekte bir hesaplaşmaya militan yetiştirme boyutundaysa ki! Bugün böyle. Bu anlayış bir kuşağı silmek, kindar jenerasyonlara kapı aralamaktır. Sorgulamayan, onun bunun oyuncağı haline gelen toplum kendi felaketini hazırlıyor demektir.

Toplumda farklı bir şekillenme iç karartıcı ve tiksindirici bir hal alırken, görmezden gelmek.

Adam sendeci ve hazırcı. Kural tanımaz, haybeci. Beleşçi. Aklı sadece beslenmek ve becermeye yönelmiş erkek bireyler. Aklı bir karış havada, ayran budalası erkek avcısı olmaya odaklanmış kız bireyler.

Toplum neden böyle oldu. Sorusunun çok açık bir cevabı var.

‘Kitle iletişim araçları. Siyasi örnekler’. Açıkça toplum eğitilmiyor. Toplum eğitimini TV kanallarından, internet oyunlarından, aileden. Sokaktan alıyor. Okul adı verilen eğitim birimleri çocukları eğitmiyor. Siyasal argümanların oyuncağı yapıyor. Bunlar bir araya gelince geleneksel anlayışın belirginliği olan “Utanma” ortadan kalkmış oluyor.

Karmaşık hale gelmiş bir toplumun kültürel yapısı geleneksel olmaktan çıkıp baskın olana kayacaktır. Bugün bu olmaktadır. Kırsaldan kentlere olan göç. Ve Ülke içine yayılan göçmen dalgası. Bunlara geçici gözüyle bakmak en büyük yanılgıdır. Bunlar kalıcıdır. Yerleşiktir.

Toplum yıllara dayalı olarak siyasilere alet olmanın bedelini değişimle mutlak ödüyor. Toplumda erozyon hızına baktığınızda en büyük kaymanın son 12 yıl içinde gerçekleştiğini görmek mümkündür.

Sosyal değerler, toplumda, fertler arasında ortak duygu, düşünce, amaç ve davranış bütünlüğü meydana getiren birleştirici ve kaynaştırıcı faktörlerdir. Bu değerler, toplum tarafından desteklendiği, yaşatıldığı ve geliştirilerek yeni nesillere aktarıldığı sürece birleştirici özelliğini muhafaza eder ve sosyal ilişkilerde düzenlilik sağlar. Değerler üzerinde toplumun desteği zayıfladığında, değerlerin yozlaşması ve bozulması durumu söz konusudur. Örnekler mi.

Sokakta, otobüste, minibüste sadece kıyafeti nedeniyle dövülen kadınlar, kızlar. Kocaları veya sevgileri tarafından vahşice katledilen kadınlar. Yaşlı insanı öldüren, soyan, tecavüz eden kimlikler. Gaziye sokak ortasında meydan dayağı atan magandalar. Şehit parasına haciz gönderen hukukçu. Öğretmeni döven, öldüren öğrenci, Doktorlara saldıran manyaklar, Çocuklara tecavüz eden tarikat odakları. 9 yaşında evliliği uygun gören, Seks ve cinsellik üzerine sürekli fetva veren, gündemde tutan Diyanet başkanlığı, Ahlaksız düşünce ile ünlenmiş bir vakıfla ve diğer vakıflarla iş birliği yapan Milli Eğitim. Tarikata teslim edilmiş ve halkı soyan Sağlık sistemi.

Vergi, harç ve zamlarla soyulan millet. Tecavüze bir kereden bir şey olmaz diyen bakan. Şehit askere onun görevi ölmek bunun için maaş alıyor diyen ahlaksız siyasetçi. Saraylar, kasırlar, uçaklar, Yazlık saraylar, Vergi kaçakçılığı. Komşusu açken tok yatan bizden değildir yalanıyla sizleri kandıran bir güruhtan haberiniz yoksa. Siz hala bu bozulmayı, düzene değil düzeni anlamıyorsanız veya anlamadıysanız. Aşağıdaki sözleri bir kez daha okuyun.

‘Türkiye cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır’… Sözlerine inanıyorsanız eyvallah.

Yok. Sizler ‘Türkiye cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketidir, en hakiki tarikat, muska yazan, müritleri sefalette, kendileri şatafatta yaşayan şeyhlerin vaat ettiği derelerinden şarap akan, 40 huri veren cennetler vaat eden tarikatlardır’. Diyorsanız. Sizler ya küresel dünyanın saygın toplumusunuzdur. Sizi kimse kullanamaz. Akıl hakim ve galip gelir. Diyorsanız; Siz Küresel anlayışın oyuncağı olursunuz. Sizi herkes kullanacaktır. Bakın etrafınıza. Oyuncak olmamış. Fahişe edilmemiş kaç ülke kaldı çevremizde.

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN