ÇİÇEĞİ BURNUNDA KARAR…

17 Nisan 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
15 defa okundu.
ÇİÇEĞİ BURNUNDA KARAR…

ÇİÇEĞİ BURNUNDA KARAR…

Makam aracına binmeyeceğim. Satın gitsin!

Demokratik karar alma, karar alma erkinin paylaşılmasının sözde kalmayıp, gerçekten sağlandığı bazı bağlamlarda ve Kırşehir’de etkin olmalı. Makam aracını satışa çıkartmak, toplumsal bir etki yaratacağını sanmam. Araç zaten 16 yaşında. Bu anlayış Türkiye genelinde ‘Lüks Makam Aracı’ sevdasına bir tepki olabilir. Dedim ya araç 16 yaşında.

Yaşlı binitin haricinde, belediye başkan makamına ait vıp minibüs var. Kullanımda mı? Aslında ikinci meclis kararıyla 2019 veya 2020 model markası üst perdeden yeni bir lüks binit alınmalı. Bana göre bu bir anlayış değil ki! Bu düşüncenin farkındalık yarattığını düşünmek bana biraz absürt geliyor. Neden mi meclis kararıyla özel aracınız tüm giderlerini (Yakıt, Bakım, makam şoförü vb)  Belediye Bütçesi karşılayacak.

Lüks ve şatafat bu toplumda kronik bir hastalık…

Başbakan; Bülent Ecevit Kartal marka otomobile biniyorken, bakanları, Müsteşarları, Genel Müdürleri, Valileri Mercedes’e biniyorlardı. Almanya/Duseldorf belediye Başkanı işine taksiyle gidip gelirken, Parasını cebinden ödüyor. İsveç başbakanı işine bisikletle gidip geliyor. Türkiye’de Makam odası kapılarını söken, aynı kişilerin ileri zamanda en lüks makam mefruşatını alan söktüğü kapılar yerine çelik kapılar taktıran şovmen Belediye Başkanları gördü. Bunun yanı sıra cumhurbaşkanını sürdürdüğü lüks saltanatı, Bakanların, hatta milletvekillerine ömür boyu verilen ayrıcalıklı yaşamları diğer yanda; Kırşehir belediye başkanı 16 yaşındaki makam aracını satışa çıkartmış olması. Ne ifade eder ki!

Kırşehir Belediye başkanları geçmişinde ‘Tekel binasını, şarap hane arsasını, Terme Grand’ı’ üç paraya satıp elden çıkarttı. 16 yaşında bir otomobil. Elden çıkartılmış olsa ne olur, olmasa ne olur! Ederi 100 bin lirayı geçmeyecek bir binit.

Yönetici ve yurttaş olmak! Duygusallıktan öte olmalı.

Hesap verebilir: Paydaşlar hem temsil ettikleri kesimlere, yönettikleri topluma hem de hemfikir oldukları sürecin içinde kendisine karsı hesap verebilir olmalıdırlar.

Hepimiz toplum içinde isçi, işveren, ebeveyn, çocuk, tüketici, örgenci, öğretmen gibi birçok rol oynarız. Tüm bu roller sürdürülebilir bir kent yönetimine yönelmek için önemlidir. Bununla birlikte, sürdürülebilir kent ve sürdürülebilir bir ekonomi yaratmak vatandaşlar olarak birincil düzeyde (bir ölçüde de tüketici olarak) bizim elimizde. Bizleri oyalayacak şovlardan öte gerçekleri görmektir sürdürülebilir kent yaratmak.

Sürdürülebilir kenti yaratmak için gerekli önlemler kentin yönetişimin-e katılarak alınır. Sürdürülebilirlik, yönetimlere etkin baskı oluşturarak (örneğin toplumsal örgütleri ve gönüllü çevre gurupları tarafından) ve seçim sisteminin gücünü kullanarak sağlamak mümkündür.)

Bireysel eylemler ve geri dönüşüm veya bisiklet ulaşımı gibi yasam biçimi seçimleri önemli kişisel katkılardır. Ancak sürdürülebilirlik, halkın bireysel eylemlerinde ve politik seçimlerde sürdürülebilirlik yönünde oy kullanarak yetki verdiği yönetimlerin işbasına getirilmesi doğrultusunda kolektif hareket etmesini gerektirir. Demokrasi sürdürülebilirliğin temelidir. Eleştiriye açık olmak. Eleştiriden ders çıkartmak yerine düşmanca tavır almak sürdürülebilirliliği askıya alır. Bugün iyi olduğunuz menfaat ve çıkar gruplarıyla yarın kötü olmayacağınızı kimse iddia edemez.

Yerel yönetimler sürdürülebilir kentlere yönelimin gerekliliğini ve arzusunu göstermenin en iyi yollarından birini sağlar.

Fikir birliği, grup kararlarının oylama yapılarak alınmasıdır. Uzlaşma, bilginin, görüşlerin, tartışmaların, karşılıklı ikna, önerilerin sentezlerinin bir araya getirilmesi veya tamamen yeni önerilerin geliştirilmesi süreçlerinin sonunda sağlanır. Fikir birliği mutlaka tam mutabakat anlamına gelmez. Fikir birliği sürecinin amacı daha çok, kimsenin itiraz etmeyeceği bir karara ulaşmış olmaktır. Fikir birliği gurup birliğini sağlamak için baskı uygulamak yerine ikna ya dayanmalı. Be böyle düşünüyorum.

Adil olabilmek. Kapris, akıl tutulması gibi insani düşünce ötesine çıkmak elbette savunulur hoşgörü içinde olmaz öyleyse.

Görünen, bazen her şey demek değil!

Adil olacaksınız. Şeffaf olacaksınız. Doğru ve dürüst olacaksınız. Soytarılarla yan yana durmak yerine, dalkavukların gözleriyle görmek yerine kendi gözlerinizi kullanacaksınız ki adil olasınız. Adil olursanız tüm taraflar uygun bilgiye eşit ulaşma ve süreç boyunca etkin katılma imkânına sahip olacaktır. Bu anlayış sizi çok daha iyi kulvarlara taşıyacaktır.

Toplum ne istiyor. Biliyor musunuz?

Toplum 10 yılın gerçek bilançosunu istiyor. Abartmadan. Karalamadan bunu çıkartabilir misiniz? Bu sorudan amacım birilerinin ipliğinin pazara dökülmesi değil. Mesela 10 yılın içinde müteahhitlere ödenen para. 10 yılda belediyeye ne kadar mal ve hizmet alımı yapılmıştır. Kiraya (Gayrimenkul, Araç, makine vs) ne kadar ödeme yapılmış? Ağırlama giderlerinin boyutunu (Yeme, İçme, Konaklama, Hediye vb) çıkartabilir misin? Başkanın örtülü harcama (Kendi yetkisinde harcama boyutu)  kalemi var mı? Sadece başkanın değil. Diğer personelin görev yolluklarını (Yurt içi, Yurt dışı) Temizlik, kırtasiye, haberleşme 10 yılda ne kadar ödenmiş olabilir?

Tüm bunların içinde ödenebilir, hizmete müteallik borcu ne kadardır.

Özetin özeti: Bazı kavramlar var ki kesinlikle tartışılmamalı…

Yeniden; demek yerine “yenilenerek” kamunun karşısına çıkmak. Yeniliklere ayak uydurmak… Çağın içinde kendine yer aralayabilmek. Fındık fıstık paketi olmak yerine, anlaşılır olmak! Sözün bittiği yerde değil. Sözün bitmediği yerde adam gibi durmak.

Mustafa BAĞ

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN