16:57:24

ŞAKA GİBİ… DESEM! (1)

11 Kasım 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
700 defa okundu.
ŞAKA GİBİ… DESEM! (1)

İnanmayı çok isterdim…

UNESCO (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization)’nun 27 Kasım 1978 Tarihli kararı… “Mustafa Kemal Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkılapçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu. Mustafa Kemal Atatürk;  Realist ve idealist seçkin tarihî kişiliği ve bu kişilikten kaynaklanan ilke, inkılâp ve reformları ile artık sadece Türk Milleti için değil; …bütün insanlık için de gerçek bir onur simgesi”…

Bu alınmış karar Dünya ülkelerinin Mustafa Kemal Atatürk’e hangi düşünceyle baktıklarının özet metnidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de Atatürk’ü Anma Töreni’nde, özetle; Birileri çıkmış biz Atatürk’e Atatürk dedik diye bir sürü senaryolar yazıyor. Adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise bizim bunu ifade etmemizden daha doğal ne olabilir. Söylemi Marksist, faşist çevrelerin tekeline mi bırakacağız. CHP gibi amorf bir partinin Atatürk’ü milletimizden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz. “Cumhuriyetimizin tüm önemli tarihleri gibi 10 Kasım’ları da artık bu anlayışla değerlendirmeli, Atatürk’ü sadece anmakla kalmamalı, anlamaya da çalışmalıyız.”  Bu sözlerin samimiyet karinesini aklıma gelenlerle sıralayacağım. Ben “Kemalist” düşünceye sahibim. Marjinal bir grubun ne sempatizanıyım, nede destekçisiyim.

Mustafa Kemal Atatürk düşünceleriyle, devrimleriyle Dünya ülkelerinde dahi ortak bir payda, Kemalizm başucu, başvuru kaynağı olmuş ise Mustafa Kemal Atatürk’e herkesin sahiplenmesi olağandır. Kendi ülkesinde siyaset malzemesi yapılması yanlıştır.

Samimi olmalarını herkes gibi bende çok istiyorum. Eğer ki bu çıkış bir seçim stratejisi olarak belirginleşiyor ve uygulamaya hafızalarımız üzerinden yapıyorlarsa yanlış. Hafızamı yokluyorum. Başımı geriye döndürüyorum düşünüyorum. Bunun içindir ki; o konuşmaları samimi bulmuyorum.

Bir İngiliz yazarın kehaneti. Yıl 1936. Yazarın o sözleri, 81 yıl sonra kehanetini doğruluyor. “…Bütün ulusların büyük adamları vardır. Fakat modern Türkiye’de, Atatürk’e gösterilen derin saygıya benzer bir şeyin (başka bir yerde) bulunacağından şüpheliyim. O, Ebedî Önderdir”… Kehanet 10 kasım günü gerçekleşti.

“Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını her bakımdan uygar bir toplum haline getirmektir… Türkiye Cumhuriyetinin payidar olması için çağdaş medeniyetin bir ortağı, bir parçası haline gelmek bin bir fedakârlıkla sağlanan bağımsızlığın muhafazası için şarttır… Batıya rağmen batılaşmak hedefimiz olacaktır. Bu hedef kavgayla, savaşla değil. akılla, bilimle olacaktır… Milletimizin hedefi, bütün dünyada tam anlamı ile medeni bir sosyal toplum olmaktır. Dünyada her kavmin varlığı, kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı medeni eserlerle uyumludur. Medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak, hayatın şartıdır”… Mustafa Kemal Atatürk.

Bu ulusu inandığı değerlerinden koparmak, etiyle, tırnağını birbirinden ayırmakla aynı. Artık bu mümkün değil. Yıllarca Atatürk’ün manevi şahsiyetine ve ailesine yapılan saldırıları, küfürleri, hakaretleri yazmak istemiyorum. Sadece yaptıklarınızı yazmak istiyorum. Çünkü benim değerlerime. Toplumun değerlerine aymazca, saldırdınız. Bizleri ortaçağın karanlık koridorlarında boğmak isteyen fikre sürüklemeye, Araplaştırmaya yönelik baskılar uyguladınız. Yobazlarla Mahalle baskıları altına almaya, kadın ve kızlarımıza hakaretler ve saldırılar hiç eksik olmadı. İnancımızı kendinize göre yorumlayıp kuranı siyaset kürsüsüne indirdiniz. Konuşmalarda samimiyet bulmam çok zor.

Dün anma törenlerini hüzünle ve umutla izledim. Umudum on kat arttı. Anladım ki; büyük Türk Ulusu varoluşun nedeni olan Cumhuriyetine sahip. Kurucu değerlerine saygılı. Anlıyorum ki; o coşku birilerine güven verirken, birilerine de korku vermiş olamaz mı?

Ülkenin 16 yıldır yaşadıklarını aklımdan geçiriyorum. Olmuyor. 29 Ekimlerde, 19 Mayıslarda anıtkabire girmeyi, Atatürk anıtlarına çiçek ve çelenk koymayı, Atatürk’ün Kuva-yı Milliye kalpağını yasakladınız! 29 Ekim resepsiyonlarına Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları çağırdınız. Akıl yoksunu bir deliyi kafasında fesle ağırladınız. Bunun içindir ki, onları samimi bulmam mümkün değil. Atatürk’ün manevi şahsiyetine, ailesine küfredenlere, hakaret edenlere karşı susan, onları sarayda ağırlayan,  akılla yola çıkmak mümkün mü! Atatürk düşmanlarından danışman yapan akla nasıl güveneyim?

Anıtkabirde saygı duruşuna “Sap” demenin mantığında yatan. “Hem laik, hem Müslüman olunmaz”. sözcükleri samimiyetinizi ortaya koyuyor zaten. 10 Kasım günü; Vahabi Kralı ağırlayıp, Atatürk siluetini çıkarttığınız  “Şeref” madalyasını kralın boynuna taktınız. Her 10 Kasımda ya hastalandınız, ya yurt dışına gittiniz. Oysa Mustafa Kemal Atatürk iki kırık kaburgasıyla savaş meydanlarında ülkenin bağımsızlığı için savaşıyordu. Mustafa Kemal Atatürk’e “Başkomutan” sıfatı savaş meydanlarında verildi. Sizler; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ulus-devlet ve bağımsızlığını kutlayan Türkiye’de Peşmergelerin Türkiye topraklarından geçişine izin verdiniz.

İzmir marşına siyasi dediniz. 10’ncu yıl rahatsız ediyor diye marşının kapatılmasını emrettiniz. Türk Kızılay’ı önündeki ‘Türk’ kelimesini söktünüz. 90 yıllık enkaz dediniz. Ardından 90 yıllık reklam arası bitti dediniz. Bana göre sizlerin rüyası bitti. Bunun içindir ki sizler samimi değilsiniz. Cuma hutbelerinden Atatürk ismini çıkarttınız. Size nasıl inanmamızı beklersiniz! Selanik’teki Atatürk’ün doğduğu evi restorasyon bahanesiyle Dolmabahçe sarayından götürülen eşyaları ve anı defterini parçalayıp çöpe attırdınız. Bakanlıkların, Valiliklerin tabelalarından TC harflerini söktünüz. O günlerde demi, birileri siz kandırmıştı! Samimiyetsizlik geçmişi unutmakta değilse nerde? “Lozan” bu ülkenin tescili olan sözleşmedir. Bu sözleşmeye “Kimse Lozan’ı bana zafer diye yutturmasın”. dediniz. Egede 18 adanın işgaline neden sessiz kaldınız.

Kurtuluş savaşı olmamıştır. Yunan savaşı düzmecedir diyen akılla yola çıkmak. “İki ayyaşın yaptığı kanunlar”… O kanunlardır ki bu ülkeyi bir asra yakındır yaşatıyor. Milli değerlerimizle oynayanlar, kimlerdi Allah aşkına. Yeni Anaysa da “Laiklik olması” diyen sizin Meclis Başkanı değil mi? Bu takiye. Bu iki yüzlülük değilse nedir?

Devamı yarın….

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com