MOR DUYGU.

6 Mart 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
2820 defa okundu.
MOR DUYGU.

Bırakın kadın konuşsun…

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı.

12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl farklı kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.

Türkiye’de kadın olamazsınız. Türkiye’de kadın olmak yürek ister. Bu ülkede kadına insan gözüyle değil. Cinsel obje gözüyle bakmak tavan yaptı. Annesinin bacağından etkilenen sapıklar rol model oldu. Ensest ilişki övüldü. Çocuk tecavüzleri hız kesmedi. Kadın cinayetleri, kadına şiddet, töre cinayetleri artışa geçti. Her seferinde kadın suçlu bulundu. Erkeğe takım elbise, kravat indirimi uygulayan ortaçağ anlayışının yargıçları hüküm verdi.

Yetmedi… Çocuklara tecavüzü kategorize ederek yaş sınırlaması getirildi. 12 yaş altı. 15 yaş üstü 18 yaş. Ve rıza. Bu ülkede kadın beni temsil et dediği geri düşüncenin aktörleri siyasiler tarafından kendini böyle gömdü. Bir kadın bakan tecavüzü savundu. ‘Bir kereden bir şey olmaz’.

Oysa Türkiye’de kadın hakları 1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından verildi. Bu hakkı Türk kadını kendi eliyle çöpe attı. Gericilik fetva hurafesiyle Devletin en üst makamlarında, cami minberlerinde TV ekranlarında sakız oldu.

Bu ülkenin çağdaş platform temsilcileri 2018 yılının Mart ayının beşinde sokağa çıktı. Sonuç:

‘Ankara Kadın Platformu üyesi bir grup, 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla, ‘Dayanışmayla güçleniyoruz, hayatı örgütlüyoruz’ sloganı ile Ziya Gökalp Caddesi Çankaya Belediyesi önünde toplandı. Ancak polis toplanan kalabalığa dağılmaları konusunda uyarıda bulundu. Polisin uyarılarına rağmen dağılmayan gruba polis müdahale etti’. ‘Gazeteler’

Polis nasıl mı müdahale etti? Copla. Biber gazıyla. Nasıl mı? Saçlarından tutup yerlerde sürükleyerek. Bu müdahale neyin amacıdır? Bu müdahale ile ne gösterilmiştir. Bu topluma nasıl bir mesaj verilmek istenmiştir. Açıkça bellidir. Bu emri uygulayan. kendi yanlışına “Emir kulu’ yaftasını yapıştıranlar. Nasıl anlarsanız. Anlayın.

Bırakın kadın konuşsun. Niçin konuşturmuyorsunuz. Bu korku, susturduğunuz, kafalarını simgelerinizle örtüp kör ve sağır ettiğiniz kadınlar uyanır korkunuzdan olabilir mi?

Hangi çağdaş Türkiye’den söz edebilirsiniz? Bu ülke İran’mı? Bu ülke Suudi Arabistan’mı? Çağdaş Türkiye’nin geldiği nokta.

Kadına fırsat eşitliği yerine, evde otur çocuk doğur. Yemek yap. Ev temizle. Görevi verildi. Başörtüsünde ahlak arayan bir soytarı gurup kadını bu ülkede çok iyi kullandı. Kullanmaya devam ediyor. Bugün örtünmek, kafese kapanmak, zaruret haline geldi. Çıkar odaklı örtünenlerin sayısı hiçte azımsanacak boyutta değil. Birde örtülü çıplaklar. Diğer yanda Diyanet Başkanlığı fetva kürsüsü soytarıları. Ekran dalkavukları. Üniversitelerde hayat bulan dini kendine malzeme yapmış ahlak tacirleri türedi.

Din üzerinde kandırmak moda oldu. Her ne olursa olsun. Din her şeyin içine girdi. Siyasetçi Kutsal kitap kuranı siyaset kürsüsüne indirildi. Şehit anaların gözyaşları siyaset malzemesi oldu. Orta çağın karanlık soytarılarından en çok kadın etkilendi.

Kadın susuyor. Kadın açsa fahişe oluyor. Kadın sokağa atılıyor. Türkiye; kadın kaçakçılığı ve tacirliğinde (Beyaz Kadın Ticareti) Dünyada bir numara. Bu konuda Rusya ve Ukrayna’nın uyarıları var.

Kızları İmam Hatibe gönderen anne balara sorun cevabı yok. Kadından imam olmayacağına göre. Fizik ve matematiğin olmadığı okullarda. Arapçayla gelişmiş bir bilim ve buluş yok. Ahlaklı bireyler yetiştirmek. Toplum ahlaklı birey yetiştirmiyor. Bu ülkenin çocuklarını sapık duygularına alet ediyorlar. desem kaç para eder.

Toplumsal cinsiyet kavramı, kadınlık ve erkekliğin toplumsal olarak kurulan, öğrenilen kalıplar olduğunu ifade eder. Toplumsal cinsiyetle ilgili çalışmalar ise sadece kadınlarla ilgili yapılan çalışmaları değil, farklı cinsel yönelimlerin ve cinsel kimliklerin hesaba katılması, bunlara yönelik ayrımcı tutumların dikkate alınmasını gerekli kılar. Bununla birlikte…

Bireylerin, toplumda etkin bir rol alması, toplumla uyum içinde yaşayabilmesi haklarını bilmesi ve kullanabilmesi ile yakından ilişkilidir. Bu haklardan biri ve en önemlisi olan çağdaş eğitim, bir diğeri ise kadının ve erkeğin hukuksal haklarını bilmesi ve kullanması.bu uygulama ancak çağdaş anlayışlarla olur. Dini kadın üzerinden yürüten din baronlarının hurafeleri ile eğitim kadını köle yapar. Susan, konuşmayan toplum bireylerinde ortaya sadece böcekleşmiş toplum çıkar.

Öncelikle toplumsal cinsiyet ve eğitim hakkı kavramları verilmeli. Birey bu hakkını kullanmalı topluma yöne verenler uygulanabilir olmasının önünü açmalı.

Bu kavramlardan hareketle toplumsal cinsiyet açısından Türkiye’de kadının eğitim durumu ve eğitim durumunun bireysel ve toplumsal açıdan yansımalarına yönelik bir durum saptaması taraflıdır. Yanlıdır. Siyasi argümanların keyfiyeti ve istekleri doğrultusunda şekillenmektedir

Birey eğitim hakkı ve eğitimin bireysel ve toplumsal açıdan önemini öncelikle aileler ve bireyler kavramlı. Toplum isterse gelir. Kafasını kuma gömmüş eyyamcı bireyler toplum oluşturamaz. Sürüleşir.

Şu gerçeği biliyoruz. Uygulamıyoruz. Ya toplum baskısı. Ya çıkar.

Bu çıkarımlara göre, Türkiye’de kız çocuklarının doğumdan itibaren erkek çocuklarına oranla daha dezavantajlı olduğu ve bunun pek çok alanda kendini gösterdiği anlaşılmıştır. Kadının toplumsal yeri ve eğitim düzeyine yönelik olarak, kadının siyasal ve çalışma yaşamındaki yerini erkek belirliyorsa! Kadın sorunlarına yönelik çözüm çabaları coplarla, caddelerde saçlarından sürüklenerek, cinayetlere indirim getiren anlayışla. Din anlayışını kadın vücudundan şekillendiren yobazları dinleyen, Tecavüzü yaş kategorilerine bölen iktidar anlayışıyla yapılan bir ülkede, Fikirden ve düşünceden korkan çekinen bir sistemin çağdaş ve eşitlikçi olması mümkün değildir.

İngiliz romancısı ve denemecisi George Orwell (asıl adı: Eric Arthur Blair… D. 1903 Ö. 1950 Okurlarını modern dünyanın sorunları üzerinde düşündürmek isteyen ve birçok eleştirmenin ‘İngiltere’nin Bilinci” olarak nitelendirdiği Orwell’in Swift tarzında yazdığı Hayvanlar Çiftliği ‘Faşizm Kehanetleri’ (1945) ve 1949 yılında yayınlanan 1984 adlı romanları ile gelecek ile ilgili düşüncelerini okuyun. O çiftliğin neresinde olduğunuzu anlayın.

8 mart Dünya kadınlar gününü kutluyorum. Özgür ve bağımsız olmak, toplumun çağdaşmışlığından geçer.

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN