MİLLİLER! MİLLİ OLANLARI SATIYOR!

24 Şubat 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
616 defa okundu.
MİLLİLER! MİLLİ OLANLARI SATIYOR!

Seyreden millet!!! Heyyyyyyyyyyyyyyyyyy… Kimin malı satılıyor?

Siyasetsiz politikacıların çarkına giren Türkiye; “Bu ülkeye plan değil, pilav gerekli” diyenlerce ne hale getirildi!

Türkiye’de yok edilen gelecek. ‘Tarım’… Bu tanım içinde; kim için. Kimler için sözcüğü çok hafif kalıyor. Milli sözcüğünü kullananların nasıl milli olduklarını görmek için ‘Tarım’a bakmak gerekir. Türkiye son 25 yılda mera alanlarının %70’ni tahrip etti. Geriye kalan mera alanları da aşırı otlatma yüzünden, %64’de erozyon var.

Kaybedilen mera alanlarının ana temelinde 2013 yılında çıkartılan mera kanunun görmek mümkün… Meralar yapılaşmaya açan kanun terörü desteklediği için; Türkiye hariç, Dünya’dan ve Arap dünyasından dışlanan Katar Emirliği, Türkiye’yi arpalık yapmıştır. Türkiye’den 25 milyar dolar tutarında banka ve şirket satın alan bu terör odağı Katar’a ayrıca Karadeniz dağlarındaki meralar da satılmıştır.

Arap seviciliğinin altında yatan gerçek açıkça bellidir.

Meralar satana milli diyorsanız, Canlı hayvan ve hububat ithal eden ülke müstemlekedir.

Canlı hayvan, (Büyük ve Küçük baş hayvan) Karkas Et, Buğday, Mısır, Arpa, Nohut, Fasulye, Pirinç, Yulaf, gibi hububat ürünlerinin ithalat gümrük vergisi düşürülürken, hayvan yemi Saman ithal eden ülkenin adı nedir? Bu ürünler için gümrükler sıfırlandı. Sıfırlama bu millet için mi, yoksa ihracat yapan ülkelerin işlerini kolaylaştırmak için mi? Ya da şirketler için mi?

Türkiye’nin 2017’in 11 ayında hububat ithalatı 2.9 milyar $ yağlı tohumlarda ise 2.4 milyar $’a ulaştı. Bu milletin parası diğer ülkelerin çiftçisine akıtılıyor. Türk çiftçisine sırtını dönmüş bir anlayışın neresi millidir?

Tarım ve Hayvancılık Bakanı ‘Tıp Doktoru’… Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında; 226 bin kişi çalışıyor. 117 üniversite, 38 tane ziraat fakültesi, 50 tane tarım araştırma enstitüsü, 17 bin işsiz ziraat mühendisi olan bir ülkedir Türkiye. Türkiye’nin iş bulamayan Ziraat mühendisleri, Güvenlikçi, Polis, Uzman çavuş, Astsubay, Subay, pazarcılık, kargo şirketlerinde hamal. Bunlar ‘niteliğe değil niceliğe’ kafa yoruyorlar! Türkiye bilerek öldürülüyor.

Amerika 1970’li yıllarda açlık sorununu bahane ederek Yeşil Devrim başlığı altında bir proje hazırladı. Yeşil Devrim adı altında zirai ilaçlar, yani zehirler, fenni gübre, hibrit tohumlar yaygınlaştırılmaya başlandı.

Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı. Tohumlarda, İsrail’in en iyi müşterisi Türkiye… Yerli tohumlar yok edildi. Milli olanlar 2018’den itibaren sertifikasız tohum kullanımı yasaklandı. Hükümet sertifikalı tohum kullanmayan çiftçiye destek vermeyeceğini açıklıyor. Türkiye’de sertifikalı tohum üreticilerine bir bakın, milliliği anlayın.

Türkiye’nin de üye olduğu, Birleşmiş Milletler kuruluşlarından Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Dünya’daki gıda ve tarımla ilgili çalışmalar yapan bu kuruluş; Yeşil Devrimin en büyük destekçisi. Türkiye’de insan sağlığı böyle bozuldu. Türk insanı Tarım ülkelerinin kobayı yapıldı.

Türkiye, son 10 yılda ekilen ve dikilen tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 8.2’sini, toplam tarım alanlarının da yüzde 5.22’sini kaybetti.

Türkiye’de; tarım alanlarının yüzde 40.58’ini ‘tahıllar ve diğer bitkisel ürünleri’, yüzde 10.55’ini ‘nadasa bırakılan topraklar’, yüzde 2.10’unu ‘sebze bahçeleri’, yüzde 0.01’ini ‘süs bitkileri’, yüzde 8.67’sini ‘uzun ömürlü bitkiler’ ve yüzde 38.08’sini de ‘çayır ve meralar’ oluşturdu.

Sıra Şeker pancarını yok etmeye geldi. Önce fabrikaları özelleştirerek kapatmak. Öncelikli sırada kar eden 14 Şeker fabrikası. Türkiye’de ilk Şeker fabrikası ‘Al pullu’ ülkenin kalkınmadaki lokomotifi idi. Sonra ‘Turhal’ ve diğerleri geldi. AB ve ABD Şeker pancarı destekleniyor. Üretimi devlet yapıyor. Bu dayatmanın altına iyi bakmak gerekir.

Amerika 2003 yılından beri kendi şirketi olan “Cargill” sorunlarını çözülmesini iktidar beylerinden istiyor.

Cargill kim: 1960 yılından bugüne, Türkiye’yi sömüren, ülkeyi çöplük, insanları kobay olarak kullanan, Şeker pancarının kaldırılmasını Nişasta bazlı mısır şurubundan şeker imal eden Amerikan şirketi. Bu Amerikan şirketinin kimliğini de sizlerle ileriki günlerde paylaşacağım.

Milli Tarım politikası ve millilik. Benim vergilerimle yapılan Cumhuriyet birikimleri, Man ve Malta adasına vergi kaçıranların hamileri olan siyasilerce tek, tek elden çıkartılıyor.

Mehmetçik sınır ötesinde ülkesinin toprak bütünlüğünü ve sınır güvenliğini sağlamak için çarpışıyor, şehit oluyor. Diğer yanda Ege ve Akdeniz’de sular ısınıyor. İçeride elde kalan birkaç milli değerler satılıyor. Bulanık suda balık avlayan, siyasetçiyi satın alan “Cargill”, Türkiye’yi satın aldığını düşünmüş olmalı.

Benim vergilerim, şimdi Sırbistan kasaplarının, Bulgar mera sahiplerinin refahında. Yunanistan ve ABD’den pamuk, Rusya’dan buğday, Fransa’dan arpa, Mısır’dan pirinç, Ukrayna’dan mısır, Sri Lanka’dan çay, İtalya’dan bakla, Çin’den sarımsak, Panama’dan muz, Meksika’dan nohut, Kanada’dan mercimek alan şirketler ve onlara aracılık yapan siyasetçinin komisyonunda. Müteahhidin

cebinde. 100’ü aşkın ülkenin hazinesinde. Sudan’da kiralanan 780 bin dönümlük arsada. Sudan’ı ihya etmek için istenilen ‘Sevakin’ adasında. Benim vergilerim, Suriye’den gelen mültecilerde… Kendi yurttaşına 1.7 dolara, Rusya’ya, Katar’a 30 sente yedirilen domateste. Fransızların hayvancılığını kurtardığı gerekçesiyle Tarım bakanına verilen Fransız liyakat madalyasında.

Şeker Pancarını kaldırırsanız. Köyler tamamen boşalır. Toprak, Endüstriyel tarımcıların eline geçer. (Bu tarım kolunun örnekleri bu şehirde bile var.) Ekilebilir nitelikli tarım toprağınız kalmaz.

“Türkiye’yi pazarlamaya geldim” diyenler, milletin desteği ile bu milleti sefalete sürüklüyor. Kendilerine milli ve yerli payesi verenler ithalata dayalı, milleti, üreticiyi sefalete sürükleyenler, yanlış ve dışa bağımlı ekonomi politikaları ile ülkeyi nerelere sürüklediğine bakmak yetmez. Görmek gerekir!

Şeker Fabrikaları satıldığında, çok önemli bir Endüstriyel yapının da ayağını yerden kesmiş olursunuz. Milliliğiniz kanserleşir Nişasta bazlı Kanserojen mısır şurubuna kalır. Ülkenin atıklarla kirletilmiş toprak ve suyu ile kanser ve şeker hastalıkları sizlere miras olur. Binlerce insan işinden olur. Fabrika çalışanları, Tarım işçileri, Çiftçiler. Hayvan üreticileri. Birileri rant edinir. Açlık ve sefalet. hastalık ve elde avuçta kalmayacak birikimler. Müstemleke olmak. İşte böyle bir şey.

Bugün bu ülkede milli birlik feda edildi mi, edilmedi mi? Edilmediyse bu ulusun içine düştüğü aczin fatura bedeli kime veya kimlere çıkartılacaktır. Osmanlı yönetiminin yol verdiği emperyalist yağma hareketi yeniden Osmanlıcı anlayışın sahibi bu iktidarla yeniden ivme kazanmıştır.

Yalana boğulmuş millet Malına mülküne sahip çıkamıyorsa, sağlığı için ayağa kalkmalı. Sağlıksız bir milletin “Vatan” diye bağırmasının anlamı kalmayacak. Bu ülkede hiç kimse misafir değil. Koltuğa eğrelti oturanlar, saraylarda, köşklerde. Misafir olanlar onlar. Benim köküm burada diyorsanız, ekonominin lokomotifi olan tarım sanayisine sarılmanız gerekir.

Cumhuriyetin 90 yıllık birikimlerini 16 yılda 71 milyar dolara sattılar. Türkiye’nin dış borcu 432 milyar dolar. Türkiye’nin öz varlıkları hangi ülkelerin ve siyasi yandaşların kalkınmasına katkı sağlıyor dersiniz? Bu ülkenin vergileri kimlerin cüzdanlarını, banka hesaplarını kabartıyor?

Milli olmayı marifet sayanlara sorun.

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com