Kimin Görevi?

8 Ağustos 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
Kimin Görevi?

Sahipsizlik değil. Umursamamak. Adam yerine koymamak.

Irmak bucağı köylerinde sivrisinekle ilgili büyük sıkıntı var. Örnek Sıdıklı Darboğaz. İkizağıl… Bu köylerde besi ve mandıracılık yapanların hayvanları ve bu köylerde ikamet eden insanların başları Sivri ve Kara sineklerle büyük dertte. İneklerin memelerine kadar yara içinde ve kan akıyor. Hayvan sahipleri ineklere makine takarak veya elle sağmanın mümkün olmadığını söylüyorlar. Hayvanlar perişan. İnsanlar perişan. Hayvanlar sabahlara kadar huysuz. Hayvanlarımızı korumak için sabah erkenden dışarı çıkartıp sığıra gönderiyoruz, akşam yine başımız belada.

İnsanlar sıtma olmaktan, hayvanlarının telef olmasından korkuyorlar. Bu yıl sazlık alanlarda, kıyılarda ve köy içlerinde ilaçlama yapılmadığını, özel idareye müracaat etmelerine rağmen ellerinde ilaç ve ilaçlama aracı olmadığı söyleniyormuş. Ayrıca muhtarın ilgisizliğinden de yakınıyorlar.

Sıkıntıya düşmüş olan bu insanların sadece üç beş büyükbaş hayvanı var. Bu insanlar büyük sayıya dayalı hayvan sahipleri değiller. Endüstriyel hayvancılık yapmıyorlar. Edindikleri üç beş kilo sütleri de firmalar üç kuruşa kapatıyorlar. Bunların başka geliri yok. İşleri bu. Hayvancılığı meslek edinmişler. Toprak yok. Kerpiç evde yaşam sürdürüyor çoğunluğu.

Endüstriyel hayvancılık yapanlar böyle bir sıkıntıya girdiklerinde kendi içlerinde mutlak bir çözüm bulabilirler. Onların bir telefonu ayaklarınızın sırtınıza değmesi için yeterlidir. Yalan mı? Bu şehri yer gök mantar gibi çoğalan bu tür işletmelere ve kirliliğine kim terk etti? Öyle olmasa, Aksi olsaydı bunları yazma gereği olur muydu?

Diğerleri ise bir kaç büyük baş hayvanla geçimlerini zar zor sağlayan insanlar. Sizlerde şikayetlerini ciddiye almıyorsanız. Söyler misiniz nasıl çözüm üretecekler? Onlar devletin kapısından elleri böğürlerinde dönüyorlarsa. İl Tarım Müdürlüğü, Özel İdare Genel Sekreterliği kulağının üzerine yatmış ise. Geriye bir tek şey kalıyor. Sizler bu insanları ciddiye almıyorsunuz. Ortada problem var. Bu problemi gidermek devletin. Kısaca sizlerin görevi. Bu insanlar Uganda özel İdaresinden, Tarım Müdürlüğünden mi destek istesin ha! Ne dersiniz. Hizmet çeneyle değil. İcraatla olur beyler.

Köylere hizmeti Özel İdare Genel Sekreterliği götürüyor. Bu ilaçlama kimin görevi? Bu ilin birde İl tarım Müdürlüğü var. Bu olaylardan ne kadar haberdar? Yoksa bizimle ilgili değil diyerek kulaklarının üzerine mi yatıyorlar. Kırsalda yaşam zor. Bu insanlar zorun içinde bir şeyler üretiyorlarken, onları yalnız bırakmak görev yapmak anlamına gelmez. Herkes işini yapmalı. Bu insanlarda ihmal yok; varsa sizlerin ihmali var. Sizler küçük üreticinin ne zaman sorunlarını dinleyip çözüm ürettiniz ki. Klimalı odalardan, sekreterlerle, makam arabalarıyla sistem yönetmek çok zor olmasa gerek. Nasılsa Tarım Bakanının mesleği: Tıp doktoru. Baş böyle olunca, ayaklar nasıl olur?

Yazdıklarım bir ihbar değil. Yukarıdaki kötü durumu ben gözlerimle gördüm. Hayvanların kulaklarından, memelerinden kan akıyor. Hayvanlar huzursuz. Ahırda çok değil 1 dakika kalmanız mümkün değil. Binlerce sinek açık olan yerlerinize saldırıyor. Buzağıları emziremiyorlar. Ne olacak? Acil çözüm ne ise o yapılmalımı, yoksa kulak üzerine yatmaya devam etmeli mi?

2020 yılına kadar 4.4 milyar insanın yaklaşık dünya nüfusunun % 60’ının şehirlerde yasayacağı tahmin edilmektedir. Bu hızlı ve plansız kentleşme sureci kentlilerin fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz etkilemesinin yanında doğal kaynakların da tahrip olmasına sebep olmaktadır. Yeraltı suyunun tüketilmesi, toprak, hava, su kirliliği ve ekolojik acıdan önemli ekosistemlerin fauna ve flora değerleriyle beraber yok olması kent kaynaklı çevresel baskılar arasındadır.

Okuyucularımdan bir kısmı ne alaka diyecektir bu tümcelere. Bizlerin adına, bizleri “DEVLET” dediğimiz bir sistem yönetiyor. Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti yapısında olan devletlerde bireye ve topluma hizmet esastır. Bu devlet kime hizmet ediyor sorusunun cevabı az çok kafanızda şekillendi sanırım. Alaka burada.

Anayasamızda Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti şeklinde nitelikleri tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşlarına karşı birçok görev ve sorumlulukları vardır. Devlet cüzdan, akraba ve talükat ayrımı yapamaz. Eğitim, çalışma, adalet, savunma, sağlık, güvenlik, fırsat eşitliği, insan haklarını koruma vb. Devletin bu görevlerinden sadece birkaç tanesi. Sizlere uyan var mı! Vatandaş olarak benden askerlik görevi isteyen. Dünya’nın en pahalı akaryakıtını bana satan. Kazançların %40’ına kadar vergi toplayan. Anlayışın nasıl bir demokratik devlet anlayışı olabilir ki! Bu ülke yurttaşı yılın 145 gününü devlete çalışırken. Diğer ülkelerde halk sadece 37 günlerini devlet için çalışırlar.

Devlet topluma hizmet etmek ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulan bir hizmet kurumudur. Hiçbir siyaset Anayasanın üzerinde bir kurum değildir. Onlar Anayasa yaparlar. Kendileri çiğnerler. Memurlar onların kentsel hizmetkarlarıdır. İnsanın insanca yaşama hak ve hürriyetini sağlamak, hak ve özgürlükleri korumak devletin en önemli görevleri arasındadır. Sadece iki köy örneği verdim. Siyasal baskının kalıcı olması mümkün değildir. Rejim bu baskıyı artırır ve yönlendirir. Bu ülke insanlarına farklı ideolojileri, anlayışları zorla kabul ettirmek anlayışından arındırılışmış çağdaş yaşam

içinde huzurlu ve mutlu yaşama hakları verilmeli mi! Öncelikle bu soru yanıt bulmalı. Bu millet rezalet ve kepazeliği hak etmiyor.

Bununla birlikte vatandaşların güvenliğini sağlamak da devletin başlıca görevlerindendir. Bu bakımdan devlet önemli bir kurumdur. Tanımı yapılmış bir devlet; var olan topluma baskı unsuru olarak kullanılamaz. Kullanılırsa ortaya keyfiyet çıkar.

Ben aşağıdaki maddeyi çok önemserim. Çünkü konuya uygun birim yöneticileri bu maddeyi asla kullanmazlar. Sadece kitap üzerindedir. Niçin? Cevap: Bu maddeye göre çalışırlarsa, görev ve sorumluluklarını yerine getirirse adamların ayarları bozulur. Onlar halka değil, kendilerine icazetten sunulan koltuğun milletin olduğunu unutup, oturtanlara karşı yol alırlar. Bunun içindir ki; onlar hizmeti halka değil, ağa babalarının emrettiği şekilde yaparlar. İşte uygulanmayan o madde.

‘”Devlet bireylerin sağlıklı bir çevrede onurlu bir şekilde yaşamasını sağlamayı amaçlar”. Bireylerin eğitim ve sağlık hizmetlerine kolay ulaşması için tedbirler alır’. Bu çark bugün bu ülkede şimdi git yarın gel anlayışıyla döner.

Devlet kızarsa dayılanır. “S….r git ulan. Bildiğine şikayet et”… Bir başka devlet. “Ben devletim”. Der… Biz çok korkarız. dudağımız uçuklar, altımızda kıl dönmesi olur. Ya bir başka devlet. “Ben adamı oyarım”. Sanırsınız ki adam oyma atölyesinde ustabaşı… Öyle bir devlet vardır ki; karşınıza her yerde, her zaman çıkabilir. “Benim kim olduğumu biliyor musun lan”. Devletin himayesinde olan bizler o adamlara hattiktir lan. diyemediğimiz için onların öttüğü gerçeği vardır.

Kırşehir’de yıllar önce ekmek konusunu yazmıştım. Yine bugün ki gibi. kimse önlem almamıştı. Bu yazımı birkaç kez tekrarladım. vali beyi kızdıran cümle şu. “Sizin sindirim sisteminiz benimkinden ne kadar farklı. Siz hangi fırının ekmeğini yiyorsanız, adresi bilelim ki; bizde oradan alalım”. Vali halka sırtını dönmüşse çığlığı duymuyorsa bu sorunun da cevabını vermeliydi. Ben valilik makamına çağrıldım. Valinin ilk tepkisi, ‘Ben valiyim. Böyle yazamazsın’. Bir valinin çözüm üretmek, neden ve niçin-le-ri araştırmak yerine yaklaşımını anlayabilir misiniz. Bu diyalogun tamamını yazsam şaşarsınız. Dinlemek yerine; zart, zurt. Ve tehdit. O Gün valilik binası önündeki 100 yıllık çınar ağacını kestiler. Neden mi? Bu ağacın üzerine konan kargaların kahkahaları dönemin valisine rahat mesai yaptırmıyordu!!!

Devlet vatandaşların eğitim hakkı için imam hatip okulları, çağdasş eğitim isteyenlere paralı özel okullar, sağlık hakkı için özel hastaneler, paralı çocuk yuvaları, paralı huzur evleri, tehdit olarak algıladığı her şey için bolca ‘ceza evleri’ açarak bireylerin haklarını kullanmasına yardımcı olur. Kendisini korumak için orantısız güç kullanma, tehdit etme. Mahkemeye veririm. İçeri tıkarım. Deme gibi bir özelliği vardır. Bu ülke bu konuda diğer ülkelere taş söktürür. Ceberutluk nasılmış herkes bu ülkeden öğrenmedi mi? Bir kaç köyü ilaçlayamayan. Konuşunca mangalda kül bırakmayanların aldıkları maaşı da bir bilseniz. Onlar devlet…

Köylü ve üç ineği Sineklere kurban gitmiş. Ya da hastalıklı hayvanlardan alınan sütün bir bulaşıcı hastalığa neden olup onlarca insanın hastalanmasına neden olur mu. Arındırılmıştır devlet. Devleti özel sermaye ve ağa babalar ve parti ağaları ilgilendirir.

Ölen ölür kalan sağlar bizimdir felsefesi bir tek Endüstriyel tarımcılara, birde hamili kart yakinimdir tümceli kart taşıyanlar için kullanılmaz. Diğer işler; ben devletim diyenler için keyfiyettir. Angaryadır.

Hadi biri çıkıp ta tüm bunlara yalan desin…

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com