Şaka Gibi… Desem! (2)

13 Kasım 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
2760 defa okundu.
Şaka Gibi… Desem! (2)

İnanmayı çok isterdim…

Halkın inacı, Atatürk’e yönelince Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 10 Kasım günü Beştepe’de Atatürk’ü Anma Töreni’nde katıksız “Atatürkçülüğünü” savundu. Keşke doğru olsa. Keşke değişmiş olsa. Keşke tahkiye yapmamış olsa. Şaka gibi geliyor bana.

“Türk Ordusunu sımsıkı kafese kapattık”. Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyenler, Türk ordusuna kurulan tuzağı bilmiyorlar mıydı.  Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyenler, Türk ordusuna kurulan tuzağı bilmiyorlar mıydı.  İç içe değiller miydi? Samimi olanlar Atatürk felsefesini, inkılap doktrinlerini uygular. Dualarda Atatürk ismini telaffuz etmeyen, örümcek kafalı şeriat tohumlarının ekilmesine “değişim” denmesi ne kadar inandırıcı olur sizce. Yalancı çoban masalını bilir misiniz? Ben yalanlara, yalancılara inanmam.

“Dimdik bir duruş, şüphe götürmez ağırbaşlılığını yansıtan yiğit bir görünüş; eksiksiz bir giyiniş, kesin hatlı bir vücut; insanın içine işleyen açık mavi gözler, kabarmış kaşlar; çok kez ciddî, hatta sert bir yüz; her bakışında, her jestinde ve hatta hareketsiz halinde de göze çarpan keskin bir canlılık. Sanırım Atatürk, olağanüstü bir insandı…” Atatürk’ün seçkin imajım yansıtan bu sözler, 1930’lu yılların büyük bir bölümünde, Ankara’da İngiltere Büyükelçisi olarak bulunan tanınmış diplomat Sir Percy Loraine’e aittir. Hemen belirteyim ki; bu diplomat, Atatürk’ü “olağanüstü bir insan” olarak nitelemede yalnız değildir. Nitekim “Türkler” adlı eserin yazarı David Hotham da aynı kanaati paylaşır ve daha kesin konuşarak şöyle der: “…Atatürk, gerçekten, olağanüstü bir insandı…”

Elin İngiliz’i yıllar önce anladı. Biz 79 yıl sonra. Çok acı. Bunun içindir ki; Cumhurbaşkanının sözlerini ben çokta samimi bulmuyorum

“Okuma oranı arttıkça afakanlar” basan bir profesörün ilminden Atatürk felsefesi çıkmaz. Okumamış, cahil insan sezgisine güvenen mantık sadece gericilik mantığıdır. Bu mantığı sizlerin kadrolu bilim adamları söylüyor.

Milli Eğitimi Milli olmaktan çıkartıp kişiselleştirdiniz? Devlet okullarına nitelikli, niteliksiz ayrımı yaptınız. Atatürk, Gazi, Mustafa Kemal isimlerini taşıyan tüm okulları bir bahane ile yıktınız. Farklı isimlerle okullar inşa ettiniz. Öğretmenlere gereken değeri vermek yerine üç paraya memur ettiniz.

Aracına Atatürk fotoğrafları yapıştıranlara ceza verdiniz. Atatürk anıtına çiçek koyanlara kabahatler kanunu bahane ederek cezalar yazdınız. Parlamenter sistemi yıkıp, 2019 yılını beklemeden Anayasayı çöpe atıp çiğnediniz. 2019 yılı ne gösterecek! O’nu da hep birlikte göreceğiz.

Yeni Türkiye diye yola çıktınız. “Eski” Türkiye’ye mütemadiyen aşağılayan sözler sarf ettiniz. Oysa ben ve benim gibi milyonlarca eski Türkiyeli var. Sizin Yeni dediğiniz yeniliklerden asla hoşnut olmadık. İmam Hatipleri çoğaltarak aklınızca, dindar gençlik yaratmaydı amacınız. Taktiğiniz açıkça belliydi. Bu mayada tutmadı. Halka zorla dayatılan. İkna turları para etmedi. Bu inadınızın sonuçsuz kalması belki de sizleri taktik değiştirmeye itti.

Müspet ilmi ulemaya soran, Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusunun tasfiye edilmesinde savcı olan, sonra kandırıldık diyen anlayıştan Atatürkçülük çıkmaz. Türk ordusunun okullarını kapatan  akıl, bana Osmanlının son günlerini hatırlattı. Terhis edilmiş ve teslim alınmış bir ordu. Türk ordusunun okullarına “Terörist” yetişiyor mantığıyla bakan kafaya ben arkamı döndüm bile. Yüzümü dönmem mümkün değil. O okullar ki; Mustafa Kemal Atatürk gibi bir dehayı, cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine bağlı, modern Türkiye’ye yön veren, temsil eden, savaş gücünü yükselten, binlerce gelişim projeleri hazırlayan yüreği vatan ve millet  sevgisinden ötesini bilmeyen, binlerce general, subay ve astsubay yetiştirmiştir.

Ordu içine sızmış dincilerin tasfiyelerine şerh koyan kişinin anlayışı Atatürk’ün ordusunu yok etmek için yola çıkanlarla aynı iktidarı bilerek paylaştılar. tutuklanan her general ve subay için “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyenler, Türk ordusuna kurulan tuzağı bilmiyorlar mıydı.

Milletin gözbebeği ordusuna, yalan, iftira ve asılsız suçlamalarla milletin önünde güçsüz kılmak için asimetrik saldırı başlattılar. Milleti kendi ordusu karşısında tavır almaya yönlendirdiler… Başarılı oldular. Türkiye Cumhuriyetini “koruma ve kollama”  görevi verilmiş olan Türk Silahlı Kuvvetleri parçalandı.

Her şey açıkça ortada değil mi? Nasıl bir samimiyettir bu.

Müspet ilmin yerine ilahi ilmi yeğleyen, Demokrasi için “tramvay” diyen düşüncenin yolu ne kadar olur. O; tramvaydaki yolcuların teker, teker indiğini, tramvayın giderek boşaldığını gördü. Aradan geçen 15 yıl sonra aniden Atatürkçü olmak. Değerlerini anlamak. Bunun içindir ki; ben o laflarda samimiyet olduğuna  inanmıyorum. Keşke inanabilseydim.

Okullardan Andımızı kaldırdınız. Atatürk devrimlerini, milli bayramları okul kitaplarından Atatürk ile ilgili bölümleri çıkartan anlayış ne kadar samimidir ki! İlçe teşkilatları otobüslerle Anıtkabire gidiyorlar. Bilbordlara “10 Kasım’da Anıtkabir’deyiz, afişlerinin arkasından acaba ne var diye düşünmeden edemiyorum. Dün “Din” ile aldatan bugün ne yapmaz ki; sorusu aklıma takılmıyor değil.

Londra ile aramızda 3 saat fark var. Sırtını batıya dönmüş bir adam, bu ulusun suratını doğuya Arap’a döndürme projeleri. Fakat Suudi Arabistan‘la aynı saat dilimine sahibiz. Bizimkiler, Suudi‘lerle aynı saat dilimine sahip olmayı şeref sayıyorlar! Dün söylediğini, bugün unutan ya da inkar edenin, yarın Atatürk’le ilgili davranış ve sözlerini inkar etmeyeceğinin garantisi var mı?

Bir Batılı düşünür W.R. Alger, “Gerçek devlet adamlığı, bir milleti, olduğu biçimden olması gereken biçime dönüştürme sanatıdır. Atatürk bu doktrinini modern Türkiye’nin oluşması biçimde devrimlerle batılaşma yolunu açarak ortaya koymuştur”. Derken her şeyi açıkça yazmış. Birde zatıalileri için; batı dünyasında yazılıp çizilenlere bakar mısınız! Ne anlatmaktadır 21yy Türkiye’si için.

Bir başka batılı düşünürde; “Mustafa Kemal Atatürk’ün yön verici dehası ile sağladığı değişim, Türkiye’yi sadece bir imparatorluktan cumhuriyetçi bir hükümet yönetimindeki millî bir devlete dönüştürmekle kalmamış, halkın yaşamında da büyük değişiklikler yaratmıştır… Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün evrensel çaptaki ünü, kendisinden öncekilerin başarılarını gölgede bırakacak şekilde göz kamaştırıcı olmuştur. Bu çapta bir önder, girişimleri ile sadece Türkleri değil, dünyayı da şaşırtmıştır”…

Referandumda gerçek oylarla sizi efendi olarak kabul etmeyen %68’lik bir taraf var. Sizi bu telaşınız nereye taşır bilemem. Ancak sizi samimi bulduğumu söyleyemem.

Şaka gibi. İnanmayı çok isterdim.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN