PROF. DR. MUSTAFA KAFALI HOCAYA TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN VEFASI

3 Eylül 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
9 defa okundu.
PROF. DR. MUSTAFA KAFALI HOCAYA TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN VEFASI

PROF. DR. MUSTAFA KAFALI HOCAYA TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN VEFASI

30 Ağustosta hakkın rahmetine kavuşan Prof. Dr. Mustafa Kafalı hoca, Türk-İslam davasına çok hizmetler yapmış Nihal Atsız’ın öğrencilerinden önder kişilerden birisiydi. Cenazesi 31 Ağustos  Cumartesi günü toprağa verildi. Cenaze merasimine Rahmetlinin öğrencisi olan İYİ parti Genel Başkanı Meral Akşener başta olmak üzere Ak Parti Grup Başkanı  Prof. Dr. Naci Bostancı, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mahsur Yavaş, İYİ Parti Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ, MHP eski vekili Oktay Vural, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, MHP eski Milletvekili Muharrem Şimşek ve daha birçok Ülkücü kişi katıldığını  basından öğreniyoruz. Bu ülkü çınarı hocanın cenaze töreni bana yıllar önce ölen Ahmet Kabaklı, Necmettin Hacıeminoğlu, Turan Yazgan gibi  ülkü devlerinin cenaze merasimlerini hatırlattı.

Ahmet Kabaklı, yıllarca Tercüman Gazetesinde sağ cenahın kırılmaz kalemiydi. 40 Yaşın üzerinde olanlar bu duayenin yazıları ile aydınlandı. Hayatta iken bir çok saldırılara mazur kaldı. Ama Türk-İslam davasında hiç taviz vermeden ölünceye dek yazdı. Yetmişli yılların başında sağ tantaslı  tek okunacak gazete  Tercüman idi. Rahmetli Başbuğ Alpaslan Türkeş, Turgut Özal, Süleyman Demirel bu gazetenin sayesinde sağ seçmene  ulaşabiliyordu. Bu alanda 19 74 yılından itibaren  Ortadoğu, Hergün, Bizim Anadolu (Bu arada burada yazan rahmetli Necdet Sevinç’i de rahmet ve minnetle anıyorum) Millet  gibi ülkücülere dönük yayın yapan gazeteler çoğaldı. Bu eskileri hatırlatmaktan asıl konumuz vefaya gelmek istiyorum. Türk İslam davasına çok hizmet eden ve bu uğurda  çok çileler çekmiş  ülkü çınarları Ahmet Kabaklı, Necmettin Hacıeminoğlu, Turan Yazgan, Necdet Sevinç ve nicelerinin cenaze törenlerine maalesef  Milliyetçi – Ülkücü camiyanın  önde gelenleri katılmamış ve bunlar için taziyede bulunmamışlardır. Ahmet Kabaklı’nın yeğeni Servet Kabaklı, 2001 yılında ölen amcası için  “hastanede haftalarca yatan  amcamın gözü  hep kapıda idi. Türk Milliyetçilerinin önderini kendisini ziyarete gelir diye bekledi. Ama maalesef o beklenen lider gelmedi” demiştir.   30 Ağustosta rahmetli olan  Mustafa Kafalı Hocayı iyi anlamanız   için aşağıya aldığım  Yeniçağ Gazetesinin 31. Ağustos 2019 tarihli Sadi Somuncuoğlu’nun “ Kafalı Hocamızın Yolculuğu” adlı makalesini okumanızı tavsiye ederim.

Mustafa Kafalı Hocamız, Ağustosun 28’inde ruhunu teslim etti, ölümsüzlük aleminin yolcusu oldu. 30 Ağustos 1922 Zaferine rastlayan günde de vasiyeti üzerine Gölbaşı mezarlığında toprağa verildi. Kendisi Karaman Beylerindendi, ama Türklük davasının askeri olan eşi Sevgi hanıma söylediği gibi, “Ben Atatürk’ün payitahtına gömüleceğim” vasiyetinin gereği yapıldı. Hocamız son nefesinde bile, başta Türk Milliyetçileri olmak üzere, bütün Türklere çok anlamlı bir mesaj vererek aramızdan ayrıldı. Allah rahmet eylesin, başta biricik eşi Sevgi hanım ve oğlu Ertuğrul olmak üzere sevenlerinin ve Türk Milletinin başı sağ olsun.

Hocamızın bilim ve Türklüğe hizmet aşkı

Başlıkta bahsi geçen “Hocamız” sözcüğü, sadece akademik yönüyle değil, aynı zamanda Türklüğe hizmetleriyle ilgilidir. Zira ilmini ömrü boyunca ve tam anlamıyla bu kutlu yolda kullanmıştır. Bilindiği gibi Hocamız Umumi Türk Tarihi alanında kariyer yaptı. Türk tarihini bütünüyle kapsayan bu daldaki çalışmalarının merkezine Türk kültürünü koydu. Bu tercih Hocayı Türk Kültürünün seçkinlerinden biri konumuna getirdi. Türk dili, edebiyatı, töresi, hukuku, sosyolojisi, sanatı,  estetiği, felsefesi ve mantalitesi gibi Türk Milletini ve Türk kimliğini oluşturan olgularda adeta uzmanlaştırdı. Öyle ki kariyer sahiplerini bile imrendirecek derinlik kazandırdı. 1980 darbesinin hışmına uğrayanlardandı. O sırada Selçuk Üniversitesi Rektörü, değerli bilim adamı ve Türk Milliyetçisi Prof. Dr. Erol Güngör’ün daveti üzerine Konya’ya gitti. Görevini bir süre yürüttükten sonra, bu defa Prof. Dr. Tarık Somer’in daveti üzerine Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne naklen geçti. 2001 yılında emekli oluncaya kadar derslerine burada devam etti. Öğrencilerinin anlattıklarına göre Hoca ders verirken, başka derslerde dolduğu pek görülmeyen o geniş dershane öğrencileri almazmış.

Hocamızla tanışmamız ve sonrasının hikayesi

Hocamızla tanışmamız 1958 yıllına rastlar. Ankara Türk Ocağı’nın yeni müdavimleriydik. Kuruluşunu yaptığımız Türk Ocakları Genel Merkezi Gençlik Kollarını da çalışıyorduk. Hocamız, Türk ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğrencisiydi. Yaşça olduğu kadar Türk Milliyetçiliği kültürü ve düşüncesi açısından da yetişmiş biriydi; biz gençlere seminerler verirdi. Fakülteyi bitirince 1960’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Umumi Türk Tarihinin ünlü ünlü hocası Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’ın asistanı oldu, aramızdan ayrıldı. Ama, Türkçüler olarak vefatına kadar çalışmalarımız ve birliğimiz artarak devam etti. Yukarıda kısaca anlatıldığı gibi Hocamız “zaruretten” 1980’de Konya’da, daha sonra Ankara’da görevine devam etti. Vefatına kadar mekanı Ankara oldu. Bu dönemde ileri gelen Türk Milliyetçileri muntazam olarak evlerde toplanıp memleket meselelerini görüşmeye devam ettik.

1980 darbesi ile bütün partiler kapatılmış, dernek, vakıf ve sendika gibi kuruluşların faaliyetleri durdurulmuştu. Bu yasak 1986’da kaldırılınca, Türk Ocakları da faaliyete geçti. Ama imkansızlıklar ve bazı sebepler yüzünden sembolik düzeyde kalan çalışmalar, 1990’lardan sonra biraz canlanma gösterildi. Bu arada yeni partiler, dernekler ve vakıflar kuruldu. Türk Milliyetçileri buralarda görev almaya başladı.   Olumlu yönlerinin yanında bu hal, darbe kalıntısı kurumlaşan kışkırtmalar sebebiyle camiamızda dağılmaya ve bölünmeye yol açtı. Türkiye’nin en büyük potansiyel gücü Türk Milliyetçileri, bu ve benzeri sebeplerden dolayı birliğini bir türlü sağlayamadı ve bölünmeler, tahrip edici sonuçlar vermeye devam ediyor. Birlik sağlanabilseydi potansiyel güç, harekete dönüşecek ve enerji üretecekti. Bugün Türkiye ve Türk Dünyası çok farklı bir konumda olacaktı. Bu bakımdan gündemimizin birinci maddesinde birliğimizin sağlanması, ikinci maddesinde değişen şartlara göre kadroların yetiştirilmesi, milli ve manevi direncin güçlendirilmesi gelmektedir. Bu maksatla 2007-2008 yıllarında, bilinen ülküdaşlarımızın arzu ve katılımlarıyla Mili Düşünce Merkezi (MDM)’ni kurduk. 12 yıldır çalışıyoruz. Kafalı ailesi, en büyük destekçimiz oldu. Hocamız ilmi ve tecrübesiyle yazılar yazdı konferanslar verdi, sohbetler yaptı. Çok değerli çalışmalardı. Mücadele azmi ve enerjisiyle Sevgi hanım, Yönetim Kurulumuzda görev aldı, MDM’yi hep destekledi. Hep birlikte olduk.

Kafalı Hocaya Armağan

Türk Milliyetçilerinin en yaşlılarından ve kıdemlilerinden, Rahmeti Rahmana giden  Prof. Dr. Mustafa Kafalı Hocamıza ve Prof. Dr. Necmettin SEFERCİOĞLU’na, 2015 yılı Milli Düşünde Armağanlarından: “Atatürk, Türk Milliyetçiliği Şeref Armağanı’nı düzenlenen törenle verdik. Türk Milletine hizmet edenleri sağlığında takdir etmek ve yeni nesillere tanıtmak çok önemli. MDM olarak bu görevi yapmanın hazzını yaşadığımızı söyleyebilirim. Hocamızın sakinliğini, Türklük ve Türkçülük ülküsü yolunda mücadele azmi yüksek, teşkilatçı ve haksızlıklar karşısında susmayan, özgüveni yüksek değerli eşi Sevgi hanım tamamlamış dersek yerinde olacaktır.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com