26 Aralık 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
932 defa okundu.

UNUTTURULMAK İSTENEN DOĞU TÜRKİSTAN (4)

Doğu Türkistan yazı dizimize konu Uygur Türklerinin Çin mezaliminden Türkiye’ye hicretlerini üç haftadır yazmaktayım.  Mehmet Kasım Cantürk’ün liderliğindeki kafilenin çile dolu hicretine bu hafta ara verip, 15 Aralık 2018 tarihli Yeniçağ Gazetesinde Sadi Somuncuoğlu’nun, Doğu Türkistan konulu bilgi dolulu yazısını siz okuyucularımın bilgisine sunduktan sonra yazımıza haftaya kaldığımız yerden devam edeceğim.

Doğu Türkistan kimin yurdu, orada neler oluyor? -1-

                                      Doğu Türkistan’ın kısa tarihi

Türkistan, Türklerin yaşadığı coğrafyanın adı. Bu coğrafyada kurdukları devletlerin sınırları ise Büyük Okyanus’tan Hazar Denizi’ne kadar uzanıyordu. O asırlarda Çin’in sınırlarını kuzeyde Sarı Irmak çiziyordu. 1865’te (Sultan Abdülaziz Padişah iken)Türkistan’ın batı kısımları Çarlık Rusya’sı tarafından işgal edilmeye başladı. Batı Türkistan adı bundan sonra kullanıldı. 1924 yılında Sovyetler Birliği’nin kurulmasıyla Batı Türkistan; Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan olmak üzere 5 cumhuriyete bölündü, her birine ayrı alfabe ve tarih uyduruldu.

1876’da Türkistan’ın doğusunu, o zamanlar Çin Devleti’nin egemeni Mançular işgale başladı. 8 sene süren kanlı savaşlar sonrasında Mançu İmparatorluğu, 1884’te Doğu Türkistan’ı resmen ilhak etti; adını da “Yeni Bölge” anlamına gelen “Xinjiang” koydu. .

1911’de Mançu İmparatorluğunu yıkan Çin’in hâimiyeti başladı. Buna karşı Doğu Türkistan Uygurlarının isyanları aralıksız bir şekilde sürdü, önce 1933’te, daha sonra 1944’te başarıya ulaşarak iki defa Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kuruldu. Mao ve Stalin’in iş birliği ile askerî kuşatma sonucunda devlet, 6 yıl süren savaştan sonra 1949’da yıkıldı. 1955’te bölgenin adı Xingjiang Uygur Özerk Bölgesi olarak değiştirildi.

Komünist Çin devletinin, insanların kimliğine ve varlığına karşı yürüttüğü zalim ve yıkıcı operasyonlara rağmen Uygur, Kırgız, Kazak, Tacik, Tatar, Özbek, Salar gibi yerli halk, özgürlük ve insan hakları mücadelesinden vaz geçmedi, kitle direnişleriyle tepkilerini gösterdi. Bu tepkiler 1951’de Gulya kentinde, 1953 yılında tüm Doğu Türkistan genelinde, 1954’te Hotan’da, 1956’da yine, Hotan’da. 1957’de Urumçi ve Ulanbay bölgesinde, 1958’de Hotan’da, 1958’de Altay bölgesinde ve Kumul’da, 1959 yılında Bay ve Tokşun bölgelerinde Kaşgar’ın Payziwat bölgesinde 1962 yılında Tursun Hapiz’de. 1969’da, Taklamakan’da, 1980’de Urumçi’de, 1981’de Kaşgar’ın Payzivat bölgesinde, 1985’te üniversite öğrencilerin yürüyüşü Urumçi, Kaşgar, Aksu, Hotan ve Boratola’da, 1988’de Urumçi’de üniversite öğrencilerinin yürüyüşü, 1989’da Çin genelinde demokrasi yürüyüşü, 1990’da Kaşgar’da çiftçilerin yürüyüşü, 1995’te Hotan’da, 1996’da Onsu bölgesinde, 1997’de Gulya’da, 1998’de Aksu bölgesinde gerçekleşti.

2001’de Çin, tepkileri beklemeden saldırıya geçti, 2002’de üniversitelerde Uygurca eğitimi kaldırıldı, asimilasyon operasyonları başlatıldı, “teröre karşı uluslararası savaş” bahanesiyle kanaat liderleri, iş adamları, alimler, öğrenciler ve çiftçilerin de aralarında bulunduğu 100 bin Uygur hapishanelere konuldu. 2004’te zorla, yaşları 16-25 arasında değişen binlerce genç Uygur kızı, memleketlerinden kopartıp Çin’in iç bölgelerine yolladı. Kızlardan birçoğu ya kendi canlarına kıydılar ya da Çinli patronları tarafından cinsel tacize maruz kalıp, fahişelik yapmaya zorlandılar. 2005 yılında, çok sayıda geleneksel Uygur evini ve kadim Uygur şehirlerini yerle bir etti, insanları evsiz bıraktılar. Yapılan evlere Çin’liler yerleştirildi. 2006’da binlerce Uygur genç erkeği Çin’in iç kesimlerine götürdü, bundan sonrası tam anlamıyla bir insanlık faciasına, soykırım boyutlarına varacak daha kapsamlı katliamlara dönüşmüştür. Devam edecek…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN