Amerika mı? O bir Pinokyo!!!

16 Şubat 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
Amerika mı? O bir Pinokyo!!!

Afrin harekatı bütün hızıyla devam ediyor. Bir bir ele geçirilen kritik bölgeler var. Özellikle hakim tepeleri alıp, kontrolü elimize alarak gidiyoruz. Köyleri teröristlerden temizliyoruz. Böylelikle Afrin’e doğru yaklaşıyoruz. Dünya Afrin harekatını farklı duygularla izliyor. Farklı duygular sözümdeki kastım; her ülke Afrin Harekatını kendi kriterlerine göre yorumlamasıdır. Ancak bu süreç içinde bizde boş durmuyoruz. Amerika’nın hala YPG’yi desteklediğini de uluslararası platformlarda da dile getirerek diplomasiyi çok iyi kullanıyoruz. Bu çok önemli ne kadar ülkeyi arkamıza alırsak o kadar güç sahibi oluruz. Bu olayı futbol maçına benzetecek olursak. Benzetmek gerekirse sahada muhteşem biz maç yapıyoruz. Oynadığımız futbolla attığımız gollerle; bizi destekleyen taraftarlarımızı artırıyoruz.
Amerika silah ihracatının çoğunu Ortadoğu’ya yaptığı için savaşın bitmesi işine gelmiyor. Savaş ortamı, kaos ortamı her zaman onun işine geliyor. Çünkü Amerika kaos ile beslenen emperyalist bir canavar.
Çevremizde bazı insanlar vardır. İnsanları birbirine düşürür. Sonra o ortamdan en çok kendisi faydalanır. İşte Amerika’da böyle bir şey. ”Şapka Düştü Kel Göründü; kardeş. Pardon kardeş demişim. İki harfi yanlış kullandım. Amerika seni müttefik bildik kardeş bildik ama, Amerika senden olsa olsa kalleş olur.
Amerika’nın tarihini bilir misiniz? Bilmem ama; benim bildiğim. Bir çok ülkenin hırsızı, arsızı, katillerinin kaçıp; Amerika’nın yerli halkı Kızılderilileri katleden soykırımcı bir ülke. Şimdilerde içinde iyi insanlarda mutlaka var ama. Maalesef zihniyeti hala aynı. Materyalist, emperyalist bir canavar.
Amerika tek ayağının üstünde kırk kere yalan söyleyebilen Pinokyo’dan başka bir şey değil. Arada bir estetik yaptırıyor ama herkes biliyor ki! Amerika ne yaparsa yapsın o bir Pinokyo. Pinokyo bile yalanı bıraktı insan oldu. Ancak Amerika hala yalandan vazgeçmiyor. Neymiş PYD’ye ağır silah vermemişler. ”Geri alınacak ta silah yokmuş”. Hatta PYD PKK ile aynı değilmiş, Amerika gerekirse PYD ile PKK’ya saldırtabilirmiş. Bizde inandık. Amerika sen iyi bir ülke olmak istersen yalanı bırak.
Amerika’nın asıl amacı binlerce km.den gelip; Suriye’nin içişlerini düzeltmek değil tabi ki! Amerika’nın amacı Suriye’nin petrollerini ele geçirirken bir yandan da Ortadoğu’yu karıştırıp silahlarını satıp; İsrail’inde Büyük İsrail Projesine hizmet etmektir. Suriye’den de çıkmak istediğini düşünmüyorum. Hatta orada kendine hizmet edecek bir taşeron bir Kürt devleti kurmak istiyor.
Afrin harekatından sonra Menbiç’e girmeden önce Amerika’nın orada olmasını istemeyen birçok ülke ile dirsek teması yaparak. Her seviyede haklı olduğumuzu destekleyecek dünyada kamuoyu oluşturmak lehimize olacaktır. Özellikle Rusya, İran’ı kendi safımıza çekerken, Çin, Kuzey Kore gibi ülkelerinin de desteğini almak iyi olur.  Bu arada Almanya ve Yunanistan’la diplomasi trafiği de çok önemli.
Diplomasi… Diplomasi.. Diplomasi… Başarının anahtarı Diplomasi… Ve şu an Diplomasi trafiği çok iyi gidiyor. Mutlaka devam etmeli.
Devamında ise Amerika’nın da Suriye  topraklarından atmak, lazım. Bu çok önemli. Amerika Suriye’yi terk etmeden Türkiye Suriye’den çıkmamalı. Yoksa Amerika’ya boş bir alan bırakırız. İstediği gibi atını oynatır.
Amerika’nın dost olmadığını anlatan geçmişten bir hikaye. Ben o tarihlerde yoktum ama tarih bir gerçektir kaybolmaz. Bakın Amerika’nın müttefik mi dost mu? Düşman mı? Sizde görün; o zaman meşhur Marshall yardımlarını anlatan gerçek  bir hikaye.
Ankara’da bir ilkokul… 1955-60’lar, öğrenciler, Amerikan yardımı olarak yurda gelen sulandırılmış süt tozlarını içmek için sıradalar… O günlerden yaşanmış bir anı “1960’lı yıllarda ilkokula gidiyordum. Öğretmenimiz süt tozu paketleri dağıttı; Abd’den yardım olarak gelmiş! Bizim evde 100’e yakın keçi vardı, 30’dan fazla inek vardı. Süt ve yoğurdu satma imkânımız yoktu. Bize yetecek kadar her türlü süt ürünümüz vardı. Ama ben cicili paketler içindeki süt tozu paketlerini sevine sevine eve getirdim. Eve girmeden önce avluda dedemle karşılaştım; ‘elindeki nedir?’ diye sordu. Açıkladım… ‘Bizim sütümüz var, götür onu geri ver, sütü olmayan çocuklara versinler.’ dedi. aslında köyümüzde sütü olmayan ev yoktu. ben biraz duraklayıp götürmek istemedim. ‘Oğlum, bunlar bizim iyiliğimiz için bunu vermiyorlar, bizi zehirlemek için gönderiyorlar!’ dedi. Ben okulda aldığım derslerden kendime güvenerek dedeme karşı geldim. Söylediklerini okula gitmemiş dedemin cehaletine yordum. Ona itirazlar ettim. Beni ikna edemeyince inandırmak için bir deneye başvurdu. Güçlü bir köpeğimiz vardı. ‘Git, süt tozunu süte çevir getir.’ dedi. Gittim, süt tozundan süt yapıp getirdim. Köpeğimiz kulübesinde idi. Götürdük ve önüne koyduk. Ağzını koydu, yaladı, çekti, bırakıverdi; ‘Siz beni zehirlemek mi istiyorsunuz?!.’ anlamında hırsla bize baktı. Saldıracak gibiydi. Kabı aldık. Dedem onu suda yıkadı. Sonra bana ‘git, evden bizim sütten getir.’ dedi. Evden yarım kilo kadar sütü götürüp yıkanmış kaba koydum. Yine köpeğin önüne sürdük. Ağzını koydu. Bir defa nefes aldı. İki içimde sütü bitirdi. dedem hiç okula gitmemişti ama öğretmenimden ve o sütleri okulumuza gönderen yetkililerden daha çok şey biliyordu…” (Hikaye alıntıdır.)
”Türk’ün Türk’ten Başka Dostu Yoktur” Bu da böyle biline.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com