

Tutunacak hiçbir şey yok.Bir boşluk içersinde yaşıyoruz.
Görünmez oldu aslında var olan,suyun,havanın içindeki gazlar gibi.
Yangın var tutunamazsın,dokunamazsın…
Her yer duman kaplı.
Kirli,sisli ve eriyormuş gibi.
Ego her yerde zirve.
Bencillik sarmaşık gibi sarmış bedenlerimizi…
Aile içinde bile
dertlerimiz,hüzünlerimiz,acılarımız birbirinden bağımsız.
Harman yeri gibi.
Öbek öbek yığınlara dönüşmüş.
Her biri kendi kaderinin efendisi.
Velhasıl sözün özü;
“Göz yaşları içinde gülmek”
ya da Neşet Usta nın
“özü gülmeyenin yüzü güler mi”? Deyişi;
Toplumsal davranışların bencillikten,bireysellikten uzaklaşması gerektiğininin
özeti değil mi?
Şimdi, şu kasvetli günde ruhumuzu karartmaya gerek yok, bir fıkra ile ruhumuz aydınlansın.
*
Bektaşi Babası,
ne olursa “Allah’tan” dermiş.
Bir gün bir sokak serserisi arkadan yaklaşıp Baba’nın ensesine okkalı bi tokat patlatmış.
Baba “Kim” diye dönünce serseri “Baba efendi ne bakıyosun? Allah’tan işte” demiş…
“Eyvallah evlat” demiş, Bektaşi Babası.. “Ben de Allah’tan olduğunu biliyorum da hangi kahpenin eliyle yaptırdı diye merak ettim!.”









