

Kimi okullar 1 Eylül’de açıldı. Kimileri 6 Eylül, kimileri 10 Eylül, benim torunumun okulu da 13 Eylül’ de açılacak. Neden böyle bir birliktelik sağlanamamış bilmem. Hazırlıklar tamamlanamadı desek, mümkün mü? Okullar o kadar uzun süre kapalı kaldı ki, her türlü eksiklikler tamamlanmış olmalıydı. Yoksa çocuklar okula ne kadar az gitseler diye mi düşündüler.
Şimdi ki çocuklar o kadar zeki ki leb demeden leblebiyi anlıyorlar. Covid 19’un bu kadar yaygın olduğunu görünce nasıl olsa yine okullar online olur düşüncesiyle hiç heyecan duymuyorlar.
Dün bir tanıdığımızın çocuğu birinci sınıfa başlamış. Babası diyor ki ” ben bu çocuğu anlamadım, hiç heyecan duymuyor.”
Birinci sınıfa başlayan öğrencilerde okula başlamanın sevinci, heyecanı, korkusu olur. Çünkü ilk kez ailesinden ayrı kalacak. Yepyeni bir çevreye girecek. Her istediği saat annesi, babası yanında olmayacak.
Bu kez arkadaşlarıyla ve öğretmeniyle apayrı bir yerde olacak. Bir komşumun çocuğunu birinci sınifta bana verdiler. İlk gün anne ” ben bu sınıfa gitmek istemiyorum bu sınıfta halı yok oyuncak yok” demişti de çok gülmüştük. Çünkü o bir yıl önce ana sınıfına gitmişti.
Orada halı da var oyuncaklar da var. Bir başka öğrencimi hatırlıyorum küçücük çok tatlı bir kız çocuk birinci sınıfa başladığı gün sürekli ağlıyor, elindeki kağıt mendille gözünü silip duruyor.
Durmadan sildiği içinde göz altlarındaki derisi tahriş olmuştu.. yanına oturdum. Neden ağlıyorsun? dedim. Omzunu silkti. Eve mi gitmek istiyorsun dedim ” ııh” dedi. O zaman ağlama güzel kızim dedim. Sonradan beş yil boyunca en çalışkan öğrencilerimden biri oldu. Çünkü arkadaşlarını sevdi, öğretmenini sevdi.
Öğretmeni de onu ve arkadaşlarını sevdi.
Ben öğretmenim. Sokaklarda okula gidip gelen öğrenci görmek istiyorum.
Siyah önlüklü beyaz yakalı öğrencileri görmem mümkün değil ama hepsinde de aynı olan belli bir kıyafetleri olsun. Öğrenci olduğu belli olsun ki okulların yanında, kapısında bekleyen zararlı insanların öğrenci olmadığı belli olsun ve okulun çevresinden kolayca uzaklaştırılabilsin.
Öğrencilere zararlı maddeler, uyuşturucular satılamasın. Uyuşturucu kullanımı liseler, ortaokullardan sonra ilkokullara kadar düştü.
Öğrencilerimize heyecan verin. Okulun gidip gelinen, sadece kuru bilgiler verilen bir yer olmadığını, sosyal etkinlikleri de olan alanlar haline getirip öğrencilerimizi çok yönlü yetiştirebiliriz.
Şimdi söyleyin bana okullar açık mı yoksa online mi olsun? Zaten eğitim iki yıl kayıp yıl oldu öğrenciler için. İnşallah bu virüs bizi yenmeden biz onu yeneceğiz. Gereken neyse onu yapıp işimize, okulumuza, yaşantımıza devam edeceğiz. Nereye kadar kapanıp bekleyeceğiz. Kendi kurallarımıza uyup, devam edeceğiz hayatımıza. Şu inatla aşı yaptırmak istemeyen insanlarımıza da şaşıyorum.
Yan etkisi varmış. Yediklerimize, içtiklerimize şöyle bir bakalım. Hangisinin içinde zararlı katkı maddesi yok.
Hastanede ölenlerin %99’u aşısız diyor doktorlar. Böyle daha mı iyi? Çocuklarınızı, torunlarınızı ve en önemlisi canınızı düşünün.
Yeni öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Atatürk’ün gösterdiği yoldan ayrılmadan azimle okullarımıza devam edeceğiz.Atatürk’ün ışığı akıl, bilim ve özgürlüğe götürecek hepimizi.
Hoşça kalın, sağlıkla kalın.









