OKUL ARKADAŞLARIM CAN ATAKLI, KADİR İNANIR, YAŞAR OKUYAN, TARIK AKAN

27 Şubat 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
OKUL ARKADAŞLARIM CAN ATAKLI, KADİR İNANIR, YAŞAR OKUYAN, TARIK AKAN

OKUL ARKADAŞLARIM CAN ATAKLI, KADİR İNANIR, YAŞAR OKUYAN, TARIK AKAN

Bu hafta sizlere siyasetten  ve günlük olaylardan uzak üniversite öğrencilik hayatımdan bahsedeceğim.

Kırşehir Lisesinden mezun oldum. Daha sonra İstanbul’daki Unkapanı Üniversite hazırlık dershanesine bir sene hazırlık kursundan sonra 1971-72 öğretim yılında şimdiki adı Marmara Üniversitesi  İletişim Fakültesi olan Gazetecilik ve  Halkla İlişkiler Yüksekokuluna kayıt yaptırdım. Okulumuzun hocaları o günün meşhur öğretim üyelerinden Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, Prof. Dr. İsmet Giritli, Toktamış Ateş, Alaeddin Asna ve adını şimdi hatırlayamadığım çok değerli hocalarım vardı. Uluslararası ilişkiler dersimize gelen Sulhi hocamın yıl sonu sınavı ilan edildiğinde 250 kişilik sınıftan yalnız benim geçtiğimi hala unutamam. Bütün arkadaşlar bu sonuca hayret etmiş ve nasıl çalıştığımı sormuşlardı. Bende onlara orta ikinci sınıftan beri zaman zaman gazete alıp okuduğumu ve hocanın sorularını tamamen genel kültürümle cevapladığımı söyledim.

Okulumuz Fındıkzade semtinde bulunuyordu. Benim kaldığım yurtta okulumuza 400-500 metre uzaklıkta Kocaeli yurdu idi. 1970’li yıllar sağ-sol öğrenci hareketlerinin yoğun olduğu yıllardı Okulumuz benim kaldığım yurda yakın olduğundan gündüzleri sağ grubun geceleri, sol grubun kontrolündeydi. Rahmetli Tarık Akan ve Kadir İnanır, ben ikinci sınıfta okurken  birinci sınıfa kaydolmuştu. Tarık Akan, okula geldiğinde ya kantinde kız hayranları ile oturur yada, öğrenci işlerinde memurlarla vakit geçirirdi. Okulumuzdaki sağ ve sol grupların içine hiç girmezdi. Kadir İnanır da okula geldiğinde, Tarık Akan gibi yapmayıp dışarıda  öğrenciler ile (daha çok sol grupla) sohbet ederdi. Bir gün Kadir İnanır, bahçede yalnız başına dururken Maraşlı arkadaşlardan biri, “bizim yanımıza hiç gelmiyor” diyerek onu sıkıştırmak istedi. Ben, bu hareketin onu daha çok karşı gruba geçireceğini söyleyerek arkadaşımızı önledim. Tabii bu durumdan Kadir İnanır’ın hiç haberi olmadı. Şimdi düşünüyorum da iyi ki  o arkadaşa engel olmuşum. Yoksa onu aşırı sola 1970’li yıllarda itmiş ve sağ gruba düşman biri yapardık.

Yaşar Okuyan, bizden bir yıl evvel mezun olmuş ve arada sırada okulumuza gelir bizle sohbet ederdi. Günümüzün meşhur gazetecisi Can Ataklı ile aynı sınıftaydık. Kendisi ta o yıllarda  bir gazete çalışıyordu. Yani çekirdekten gazeteci. O da diğerleri gibi sağ ve sol grubun içinde pek olmazdı yani, öğrenciliğini  tam yaşanlardandı. Öğrencilik hayatımı kısaca aktardıktan sonra Şimdi sizlere Can Ataklı’nın Korkusuz Gazetesinde yayınlanan bir sizin de ilginizi çok çekecek yazısı ile ona ait bir fıkrasını okumanız dileğiyle yazıma son veriyorum.

Can Ataklı, “ Korkusuz Gazetesindeki “Devlet Nasıl Biter ve Çökertilir” yazısı: Kanuni Süleyman’ın kafasına takılan ve onu yoran bir soru vardı. Bir devlet ne zaman çöker ve sonunda ne olur? Bunun cevabını almak için fikrine çok önem verdiği Yahya Efendi’ye Sadrazamını göndermiş. Sadrazam gidip dönünce Kanuni “Ne dedi?” diye sormuş. Sadrazam da “ Neme lazım dendiği zaman” cevabını vermiş. Kanuni, “başka bir şey söylemedi mi?” diye sorunca da sadrazam, “hayır efendim bir tek cümle  söyledi” demiş.

Bunu uzun bir süre düşüne kanuni, sonunda Yahya Efendiye bir mektup yazarak, “Cevabınızla ilgili çeşitli yorumlar yapıyorum ama doğrusu nedir, onu ancak siz söylersiniz” diye sormuş. Yahya Efendi cevabını bir mektupla bildirmiş. Kanuni’ye Mektup şu; “Bir devlette zulüm yayılırsa, haksızlık sıradan bir hale gelirse, işitenler de neme lazım deyip uzaklaşırsa, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yerse… Bilenler bunu söyleyip susarsa ve gizlerse… Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin feryadı göklere çıkar, bunu da taşlardan başkası işitmezse… İşte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır. Halkın güven ve saygısı sarsılır. Asayiş, itaat kaybolur. Halkın umutları yok olur. Böylece devletin yıkılması mukadder hale, kaçınılmaz hale gelir.”

Can Ataklıya ait bir fıkra: ABD’de bir markette çalışan bir genç kızın görevli olduğu reyona bir müşteri gelerek yarım kivi almak istemiş.  Kız, “beyefendi yarım kivi satmıyoruz tam satıyoruz” deyince Müşteri ısrarla yarım kivi almak istediğini söyleyince. Kız, bir dakika müdür beye bir sorayım deyip müdürün yanına gitmiş. Kız, “Müdür bey hayvan herifin biri geldi ısrarla yarım kivi almak istiyor. ne yapayım” deyip arkasına baktığında ne görsün biraz evvel yarım kivi almak isteyen müşteri durmuyor mu. Tezgahtar kız hemen hiç bozuntuya vermeden müdür beye müşteriyi işaret ederek “bu beyefendi de kivinin yarısını istiyor” diyor. Müdür, durumu anlıyor ve kıza “ver gitsin” diyor. Müşteri gittikten sonra müdür, kıza “Aferim iyi idare ettin, kıvrak zekâlıymışsın” dedikten sonra nereli olduğunu sorar. O da “Brezilyalıyım” der niye ABD ye geldin deyince tezgâhtar kız, “ Brezilyada erkekler futbolcu oluyor kızlar f…şe oluyor” deyince müdür, “benim de karım Brezilyalı” deyince kız, hiç bozuntuya vermeden “aaa çok memnun oldum, hangi takımda oynuyor” diyerek müdürün elini sıkıyor.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com