MİLLETİN ÜÇ (Y) İLE SINAVI! (2) Rezalet! Ve Liyakat!

6 Kasım 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
424 defa okundu.
MİLLETİN ÜÇ (Y) İLE SINAVI! (2) Rezalet! Ve Liyakat!

MİLLETİN ÜÇ (Y) İLE SINAVI! (2)

Rezalet! Ve Liyakat!

2008 yılında Anayasa Mahkemesi AKP “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğunu” açıklıyor.

Unvanı Rektör. Tanımlanması Meczup. Harran üniversitesi Rektörü yalakalığın boyutunu aşıyor. “İslami olarak cumhurbaşkanına itaat etmek farz-ı ayn’dır. Karşı gelmek de harpten kaçmak manasına gelir haramdır”. Diyor. Esasta bu açıklamalar Üniversitelerin tekke olduğunun, rektörlük makamlarının tarikat şeyhlerinin temsilcilerince işgal edildiğinin itirafı değilse nedir?

Yargının sessizliği veya taraflı olması, FETÖ sever Diyanet Başkanını cesaretlendiriyor. İmamlara uygulanan siyaset yasağının kaldırılmasını istiyor. İmam öncelikle devlet memuru. Bu talep hangi gerekçe ile öne sürtüldüğü açıkça ortada. Toplumu sürüleştirmek. Laikliğin geride kalan kısmını yontmak ve ortadan kaldırılmasına zemin hazırlamak.

Çocuğunun din dersinden muaf tutulmasını isteyen bir veli. Milli Eğitim Bakanlığına Dilekçe veriyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğü vasıtasıyla aldığı yazılı cevap. ‘Hıristiyan veya Musevi dinlerden birine mensup olduğunuzu belgelendiriniz’…

Dinde zorlama yoktur… Hani bu ülke insanları inançlarında özgürdü. Hani bu ülke laikti! Bu olay; Laik devletin yıkıldığının bir göstergesi mi?

AKP için 14.03.2008 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, ”Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı. Yapılan oylamada 6 üyenin AKP’nin kapatılması yönünde oy kullanıyor. 4 üye AKP’nin laikliğin karşıtı eylemlerin odağı olduğunu ancak çok tehlikeli boyutta olmadığını belirtiyor. 1 üye davanın reddi yönünde oy kullanıyor. Anayasa Mahkemesi AKP hakkındaki kapatma davası, ‘gericiliğin odağı’ olduğu kararı ve parasal yaptırım yönünde karar veriyor.

Gerçeği sadece o biliyor. Zaten bizler gerçeği bilmiş olsak böyle olur muyuz?

“Bu metin milletin kültür anlayışını ortaya koyan bir metin değildir. Bu metin ezanı Türkçe okutmak isteyenlerin metnidir. Bizim andımız İstiklal Marşıdır. İstiklal Marşımızdan daha güzel ve güçlü bir ant olabilir mi? Bunlar saçma sapan şeylerle gençliği yönlendirme gayreti içerisindeler. İyi niyet eseri olmadığına inandığım bu kararı kimi çevreler baskıcı antidemokratik ideolojilerine yakılmış bir ışık gibi algıladı. Ana muhalefet lideri çıkmış bir TV kanalında o İstiklal Marşı’nı bile bilmez diyor. Çok zavallı bunlar. Kendisi bir keresinde öyle bir yanlışa düştü ki rezil etti.

Atatürk’ün mirasını yağmalayanlar da bu çevrelerdir. Atatürk’ün resmini kaldıranlar, Atatürk’ün İş Bankası hisselerini gasp edenler de bunlardır. Posta pullarının üzerinden Atatürk’ün resmini, okullardan Atatürk’ün resmini kaldıranlar yine bunlar. Bay Kemal sen bunları bilmiyor musun? Bize unutmak istediklerimizi yeniden hatırlatmaya çalışma. Gençliğimiz bunları bilmiyor, bilmesi lazım. Hele, hele Kemalistim diye geçinen gençler var ya onların bunu bilmesi lazım. Neden bu işe sahip çıkmıyorsun?

Koca, koca adamlar siyah önlükler giyip, aynı zihniyet, koca, koca kadınlar yarım yamalak ezberleriyle ant okumaya yeltenip milletin karşısında kendilerini rezil kepaze ettiler. Hepsi birbirinden utanç verici bu hadiselerin çoğunun siyasetin değil psikiyatrinin konusu olduğunu düşünüyorum.”  Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

‘Ezan bir paroladır. İslam dünyasının ortak parolasıdır. Parolalar tercüme edilmez. Ben, ezanı Pekin’de de, Paris’te de, İstanbul’da da dinlesem orada bir cami olduğunu ve namaz vaktinin girdiğini anlarım ve anlamalıyım. Bunun neyini tercüme edeceksiniz? Ezan tercüme edilsin diye avaz, avaz bağıranlar; ne hikmetse, Kuran’ın tercüme edilmesinden ve çocuklarımızın Tanrısal mesajı kendi dillerinde okumalarından hiç söz etmezler’. Yaşar Nuri Öztürk.

AKP… TC’nin kuruluşunda ‘komünizm – bölücülük – şeriat’ olarak konulan ‘kırmızıçizgileri’ de tartışma gündemine getirdi. Hatta Türkiye’nin dünyadaki yerinin ne olduğu, ‘lâik mi? Katı şeriat mı (İslam)’, ‘Doğuya mı Batıya mı ait olduğu?’ Belirsiz.

Batıya ait bir toplum tasavvuru, ‘çağdaş medeniyetler düzeyi’ düsturu, Doğulu ve Müslüman motiflerle değiştiriliyor. Bu dönüşüm, toplumdaki sınıfsal ayrımların giderek derinleşmesi ve AB umutlarının suya düşmesiyle orantılı olarak kapitalizmin sonuçlarına duyulan tepkilerin, ‘milli’ değerlere, ‘tarihimize’ ve alternatif ‘tarihi coğrafyamıza’ dönüş umutları ile ikame edileceği bir seyir başlıyor. Parti devleti…

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında, Uganda Türk Büyük Elçisi Sedef Yavuzalp Yunanlı Tanrıça Helen,  Elçilik kâtibi Mitolojik tanrı Zeus kıyafetiyle davetlilerin önüne çıkmış.

Türkiye Cumhuriyetinin; Kara Fatma’sı, Şerife Bacısı, Halime Çavuş’u Nezahat Onbaşısı, Nene Hatun’u , Gördesli Makbule’si olamadığı için Zeus’un hafif meşrep kızı Helen olmayı tercih ediyor. Birde yanında bir hödük. Güya Zeus! Bana göre normal. Ege’de 18 adayı Yunanlıya vermiş anlayışın atadığı Büyük elçi de; Yunan tarihine özenecektir.

Bir kuruluş ‘Kriz Var mı, Yok mu? Sorularını içeren anket yaptırmış.

Necip milletin %76 Kriz var. Demiş.

Necip Milletin %47’si Kriz dış güçlerin işi. Demiş.

Anlaşılıyor ki %24’lik necip kesimin tuzu kuru. Ya da döviz vurguncusu.

%47’nin inandığı, Dış güçler!!! Aklı kirada olanalar.

480 milyar dolar borcu Uganda’mı yaptı be adam. Yıllık 185 Milyar dolar faizi hangi ülke ödüyor?  Bu ülkenin milli servetini 71 milyar dolara Afganistan mı; pazarladı. 1 uçak yetmez, iki yetmez. Dört, beş yetmez 18 uçak. Bir saray, iki saray üç saray yetmez. Osmanlı sarayları kifayetsiz. ABD Başkanımı yaptırdı?

Milletin parasını, millet yerine, 3,5 milyon Suriyeliye 32 milyar $’ı, Filistin’e 1,5 milyar $’ı, Sudan’a 750 milyon $’ı,Somali’ye 750 milyon $’ı, Afganistan’a 650 milyon $’ı, Libya’ya 300 milyon $’ı, Mısır’a 2 milyar $’ı, Arakan’a 50 milyon $’ı, Yemen’e 50 milyon $’ı, Lübnan’a 50 milyon $’ı gözünü kırpmadan dağıtan Yunanistan hükümetimi?

Sudan’dan tarım arazisini kiralayan, yılda 100 milyar dolar hububat, Saman, Tohum, Gübre ve Canlı hayvana karkas ete yatıran Yeni Gine hükümetimi?  Ülkenin hazine ve TIGEM arazilerini, özelleştirme ayağıyla başta Katar olmak üzere pazarlama hazırlığı yapan Norveç başkanımı?

Devletin binaları kiralık. Araçları kiralık. Saltanat yerli yerinde maşallah. Bu işi de İngiltere kraliçesi yapmış olmalı. Bu ülkeyi hangi dış güçler bu hale getirdi? Direksiyon reiste. Damat 2nci kaptan.

Sadece konuşan. Eylemsiz bir muhalefet. Bu gerçeği görmezden geliyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, teşkilatlara gönderdiği genelgede, “Cumhur İttifakı, Türk tarihinin bir anında tesadüfen, siyasi pazarlık neticesinde ortaya çıkmış gelip geçici bir heves, iş bitimi dağılacak kuru bir ortaklık değildir, asla da böyle görülmemelidir” demiş. Polemiklere gerek yok. Birleşin olsun bitsin.

Dışişlerinin diplomasisiyle de desteklenen ‘yeni-Osmanlıcılık’ politikası, ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ne seçenek oluşturuyor. Sürdürülemeyen ‘ABD imparatorluğu’ projesini, ‘Osmanlı imparatorluğu’ projesiyle ikame eden bu politika, emperyalizme rağmen bir hâkimiyet değil, doğrudan ABD eliyle yapılamayanın Türkiye eliyle yapılmasını hedefliyor. Bu anlamda Batı’ya, emperyalistlere karşıt değil, emperyalizmin çıkarlarına uygun bir politikayı ifade ediyor. Sam amcanın ‘orta-yolcu’ bir politikanın hâkim olmasına benzetilebilirse, bu değişime uyum gösteren bir biçimde AKP hükümeti de ‘küreselleşmeci’ politikaya ‘milliyetçi’ boyut katıyor, ‘küresel gücün’, emperyalizmin çıkarları doğrultusunda bölgede, Ortadoğu’da hâkimiyet kurmaya, ‘bölgesel güç’ olmaya soyunuyor, ‘milliyetçiliği’ de ‘küreselleşmeciliğin’ hizmetine sokuyor.” Bu anlaşmanın içinde MHP’ninde olduğu iddia ediliyor.

CHP…

Seksenler, doksanlar onların istediği gibiydi. Artık o çiçek çocuklar yok. 68 kuşağı hepten silindi. Nede acemi, gözü pek gençler. Yenilgiyi iliklerine kadar yaşayan, varoluş nedenselliklerini sorgulayan, yorgun ‘demokratlar’. Birde adam sendeci gençlik. Birde Apolitize kitlelerden şikâyet edip kendi apolitizasyonlarını göremeyen, sorgulamayan yorgun ‘demokratlar’.

Kitlelerin yalnızlaşmasından/yabancılaşmasından dem vurup kendi parçalanmışlığını, dağınıklığını, bir başınalığını gözden kaçırıp yorulan ‘demokratlar’.

Devleti ortaçağın sultanlığı haline getirmek isteyen, milleti tebaa, çalışanları da köle gören bir anlayış hâkim kılınıyorsa. Bu harekâta sessiz kalan sadece laf üreten muhalefet varsa. İktidarın tüm gücünü ve cesaretini CHP’den aldığını söylersem yalan olmaz.

 

Bu haberi okuyanlar bunları da okudu.
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN