“ZAFER BENİMDİR
DİYEBİLEN­LERİNDİR”

24 Ağustos 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
2092 defa okundu.
“ZAFER BENİMDİR<br>DİYEBİLEN­LERİNDİR”

Emine İnce

Çoğu zaman ya­ta­rak ge­çir­di­ğim bu gün­le­ri, hep elime alıp, bu çok kalın bi­ti­re­mem diye bı­rak­tı­ğım ( TEY­ZEM LATİFE ) ki­ta­bı­nı zevk­le oku­ya­rak bi­tir­dim.
Sev­di­ği in­san­la geçen bir ömür. İki buçuk yıl evli kalıp, bo­şa­nan ama manen hiç ay­rıl­ma­yan iki insan. Ata­türk ve ka­rı­sı La­ti­fe hanım. Çok il­ginç bir hayat hi­ka­ye­si. Bazan biz gibi, bazan biz­den uzak­ta.
Hiç ço­cu­ğu ol­ma­dı­ğı halde ço­cuk­la­rı çok seven ve on­la­ra her ko­nu­da des­tek veren bir La­ti­fe hanım. Yurt dı­şın­da eği­tim yap­mış, çok bil­gi­li
La­ti­fe hanım cok oku­yup, çok iyi ye­tiş­ti­ril­di­ği için yi­ğen­le­ri­ne, ku­zen­le­ri­ne beyin gü­cüy­le yar­dım etmiş. Yaz­la­rı yurt dı­şın­da olan bir yi­ğe­ni­ne yaz­dı­ğı mek­tup­ta şöyle diyor ” ben de senin ya­şın­day­ken bu güzel di­yar­day­dım. Vi­ya­na’yı ve Vi­ya­na­lı­la­rı çok se­ve­rim. Hele ne­şe­le­ri­ni gö­re­bil­di­ğin kadar gör. İhti­yar­lık­ta insan yo­ru­lu­yor… hele bizim ül­ke­de en güzel ha­tı­ra­la­rı bile ça­mu­ra so­kar­lar.”
Ger­çek­ten neden ül­ke­miz­de insan ne­şe­le­ne­mi­yor. Sanki ha­mu­ru­muz dert­le, ke­der­le ve de­di­ko­duy­la yoğ­rul­muş. Tam du­ru­la­cak gibi olur­ken yeni bir dert, yeni bir keder çı­kı­yor, ara­la­rın­da da bolca de­di­ko­du. Şar­kı­la­rı­mı­za bile gel­miş, otur­muş. Dert­le­ri zevk edin­dim, ben de neşe ne arar. Keder dolu kal­bim­den, git­mi­yor ha­tı­ra­lar.”
Ka­rı­sı­na, sev­gi­li­si­ne bir türlü huzur ver­me­yip ay­rı­lan­lar da hemen ” dert­li­yim, der­ma­nım yok” diye baş­lar­lar. İçle­rin­de sev­gi­nin kı­rın­tı­sı kalsa. Dert­li şar­kı­la­ra, tür­kü­le­re, ya­nın­da bir de rakı, şa­ra­ba sa­rı­lıp, ken­di­ni daha da ka­ran­lık­la­ra sokar. Yazık bizim ha­li­mi­ze.
La­ti­fe hanım da Ata­türk öl­dük­ten sonra da hiç mutlu ol­ma­mış. Çatı ka­tın­da­ki kü­tüp­ha­ne­si­ni ikiye böl­dü­rüp, ust ka­tı­na zar, zor bir kaç eş­ya­sı ile sığ­mış.
Yi­ğe­ni so­ru­yor” sı­kıl­mı­yor musun, Teyze hep bu­ra­dan aşağı bak­mak­tan? Neden bu­ra­da otu­ru­yor­sun ki?” ” gel sen de bak aşa­ğı­ya, ne gö­rü­yor­sun?” Genç çocuk har­bi­ye bi­na­sı­nı” diyor. “Başka, başka ne gö­rü­yor­sun?” ” Ni­za­mi­ye­de büyük bir Ata­türk hey­ke­li var, tüm haş­me­ti ile ayak­ta. Belki de tüm za­man­la­rın tek ayak­ta hey­ke­li bu Ata­türk’ün. Altın pı­rıl­tı­lar sa­çı­yor.” ” bak” diyor La­ti­fe hanım. Bu­ra­ya ta­şın­ma­dan önce tüm İstan­bul’u gez­dim. Bu hey­kel­den daha fazla Kemal’ime ben­ze­ye­ni yok. Ondan böyle. Hey­kel de olsa onun yüzü” Al­la­hım bu nasıl bir aşk. Onun için size manen ayrı de­ğil­ler dedim. TEY­ZEM LATİFE ki­ta­bı­nı mut­la­ka oku­ma­lı­sı­nız.
Bu hafta Zafer Haf­ta­sı ya. Önüme Falih Rıfkı Atay’ın ÇAN­KA­YA ki­ta­bı­nı açtım. Dü­zen­li ordu nasıl ku­rul­muş. Çok zor ku­rul­muş. Sa­de­ce düş­man İngi­liz­ler, Fran­sız­lar, Yu­nan­lı­lar ol­ma­mış ki. Kendi içi­miz­de dur­ma­dan nifak so­kan­lar, Çer­kez Etem gibi isyan eden­ler, yine dini alet eden­ler.
Bazan en yakın ar­ka­daş­la­rı­nı bile kış­kır­tıp karşı ge­tirt­miş­ler. Kim ne derse desin o bir dahi . Eşi ben­ze­ri ol­ma­yan. Ken­di­si­ne Tri­ko­pis sor­muş.” Öyle dar bir yere gel­dik ki tü­fek­le­rin bile iş­le­ye­me­di­ği bir dar­lı­ğa dü­şü­rül­dük. Sün­gü­ler par­la­ma­ya baş­la­dı. Ar­ka­mız önü­müz her ya­nı­mız süngü. Böy­le­ce artık iş bit­miş­ti. Atımı bile bu­la­mı­yor­dum. Yaya ola­rak or­ma­nın içine düş­tük.” Sonra sordu:
“Peki siz bu harbi ne­re­den idare edi­yor­du­nuz?”
Ata­türk cevap verdi:
İşte tam o sün­gü­le­rin par­la­dı­ğı­nı söy­le­di­ği­niz yerde, as­ker­le­rin ya­nın­da idim.
İşte harp böyle ka­za­nı­lır. Yoksa beş yüz elli km. uzak­ta, durum gözle gö­rü­lüp, hüküm ve­ril­mek­si­zin bir ha­ri­ta üze­rin­de per­gel­le öl­çü­le­rek yat­tan idare edil­mez.” dedi.
2003 yılı 25 Agus­tos’ta ya­pı­lan ZAFER YÜ­RÜ­YÜ­ŞÜ’NDE Ali Fidan baş­kan­lı­ğın­da o yol­lar­dan biz de geç­tik. Tabi oza­man ki kadar sarp de­ğil­di ama on beş gün­lük zorlu ve zevk­li bir yü­rü­yüş­tü. Ayak­la­rı­mız par­ça­lan­dı ama ru­hu­muz dinç­ti. Bir­lik­te yü­rü­dü­ğü­müz ar­ka­daş­la­rı­ma selam ve sev­gi­ler. Eşim gibi vefat eden­le­re rah­met­ler di­li­yo­rum.
Şunu dü­şü­nü­yo­rum, Ata­türk gibi bir dahi ile hem ev­li­lik yü­rü­yecek hem de bir ülke kur­ta­rı­lıp, yeni bir cum­hu­ri­yet ku­ru­la­cak, içte ve dışta bütün düş­man­lık­lar ve karşı çı­kış­la­ra rağ­men.
Senin fi­kir­le­rin, ya­şa­ya­cak ve gös­ter­di­ğin yol hep yü­rü­necek ATAM rahat uyu.
Me­ka­nın cen­ne­tin en üst katı olsun. Ruhun şad olsun. Se­nin­le bir­lik­te sa­va­şan tüm şe­hit­le­ri­mi­zin de me­kan­la­rı cen­net olsun.
30 Agus­tos Zafer Bay­ra­mı­mız kutlu olsun canım ar­ka­daş­la­rım.
Bir dip not: Falih Rıfkı Atay’ın Çan­ka­ya ki­ta­bı­nın tam oku­na­cak za­ma­nı. İyi oku­ma­lar. Sağ­lık­la sev­giy­le kalın.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN