

Emine İnce
Çoğu zaman yatarak geçirdiğim bu günleri, hep elime alıp, bu çok kalın bitiremem diye bıraktığım ( TEYZEM LATİFE ) kitabını zevkle okuyarak bitirdim.
Sevdiği insanla geçen bir ömür. İki buçuk yıl evli kalıp, boşanan ama manen hiç ayrılmayan iki insan. Atatürk ve karısı Latife hanım. Çok ilginç bir hayat hikayesi. Bazan biz gibi, bazan bizden uzakta.
Hiç çocuğu olmadığı halde çocukları çok seven ve onlara her konuda destek veren bir Latife hanım. Yurt dışında eğitim yapmış, çok bilgili
Latife hanım cok okuyup, çok iyi yetiştirildiği için yiğenlerine, kuzenlerine beyin gücüyle yardım etmiş. Yazları yurt dışında olan bir yiğenine yazdığı mektupta şöyle diyor ” ben de senin yaşındayken bu güzel diyardaydım. Viyana’yı ve Viyanalıları çok severim. Hele neşelerini görebildiğin kadar gör. İhtiyarlıkta insan yoruluyor… hele bizim ülkede en güzel hatıraları bile çamura sokarlar.”
Gerçekten neden ülkemizde insan neşelenemiyor. Sanki hamurumuz dertle, kederle ve dedikoduyla yoğrulmuş. Tam durulacak gibi olurken yeni bir dert, yeni bir keder çıkıyor, aralarında da bolca dedikodu. Şarkılarımıza bile gelmiş, oturmuş. Dertleri zevk edindim, ben de neşe ne arar. Keder dolu kalbimden, gitmiyor hatıralar.”
Karısına, sevgilisine bir türlü huzur vermeyip ayrılanlar da hemen ” dertliyim, dermanım yok” diye başlarlar. İçlerinde sevginin kırıntısı kalsa. Dertli şarkılara, türkülere, yanında bir de rakı, şaraba sarılıp, kendini daha da karanlıklara sokar. Yazık bizim halimize.
Latife hanım da Atatürk öldükten sonra da hiç mutlu olmamış. Çatı katındaki kütüphanesini ikiye böldürüp, ust katına zar, zor bir kaç eşyası ile sığmış.
Yiğeni soruyor” sıkılmıyor musun, Teyze hep buradan aşağı bakmaktan? Neden burada oturuyorsun ki?” ” gel sen de bak aşağıya, ne görüyorsun?” Genç çocuk harbiye binasını” diyor. “Başka, başka ne görüyorsun?” ” Nizamiyede büyük bir Atatürk heykeli var, tüm haşmeti ile ayakta. Belki de tüm zamanların tek ayakta heykeli bu Atatürk’ün. Altın pırıltılar saçıyor.” ” bak” diyor Latife hanım. Buraya taşınmadan önce tüm İstanbul’u gezdim. Bu heykelden daha fazla Kemal’ime benzeyeni yok. Ondan böyle. Heykel de olsa onun yüzü” Allahım bu nasıl bir aşk. Onun için size manen ayrı değiller dedim. TEYZEM LATİFE kitabını mutlaka okumalısınız.
Bu hafta Zafer Haftası ya. Önüme Falih Rıfkı Atay’ın ÇANKAYA kitabını açtım. Düzenli ordu nasıl kurulmuş. Çok zor kurulmuş. Sadece düşman İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar olmamış ki. Kendi içimizde durmadan nifak sokanlar, Çerkez Etem gibi isyan edenler, yine dini alet edenler.
Bazan en yakın arkadaşlarını bile kışkırtıp karşı getirtmişler. Kim ne derse desin o bir dahi . Eşi benzeri olmayan. Kendisine Trikopis sormuş.” Öyle dar bir yere geldik ki tüfeklerin bile işleyemediği bir darlığa düşürüldük. Süngüler parlamaya başladı. Arkamız önümüz her yanımız süngü. Böylece artık iş bitmişti. Atımı bile bulamıyordum. Yaya olarak ormanın içine düştük.” Sonra sordu:
“Peki siz bu harbi nereden idare ediyordunuz?”
Atatürk cevap verdi:
İşte tam o süngülerin parladığını söylediğiniz yerde, askerlerin yanında idim.
İşte harp böyle kazanılır. Yoksa beş yüz elli km. uzakta, durum gözle görülüp, hüküm verilmeksizin bir harita üzerinde pergelle ölçülerek yattan idare edilmez.” dedi.
2003 yılı 25 Agustos’ta yapılan ZAFER YÜRÜYÜŞÜ’NDE Ali Fidan başkanlığında o yollardan biz de geçtik. Tabi ozaman ki kadar sarp değildi ama on beş günlük zorlu ve zevkli bir yürüyüştü. Ayaklarımız parçalandı ama ruhumuz dinçti. Birlikte yürüdüğümüz arkadaşlarıma selam ve sevgiler. Eşim gibi vefat edenlere rahmetler diliyorum.
Şunu düşünüyorum, Atatürk gibi bir dahi ile hem evlilik yürüyecek hem de bir ülke kurtarılıp, yeni bir cumhuriyet kurulacak, içte ve dışta bütün düşmanlıklar ve karşı çıkışlara rağmen.
Senin fikirlerin, yaşayacak ve gösterdiğin yol hep yürünecek ATAM rahat uyu.
Mekanın cennetin en üst katı olsun. Ruhun şad olsun. Seninle birlikte savaşan tüm şehitlerimizin de mekanları cennet olsun.
30 Agustos Zafer Bayramımız kutlu olsun canım arkadaşlarım.
Bir dip not: Falih Rıfkı Atay’ın Çankaya kitabının tam okunacak zamanı. İyi okumalar. Sağlıkla sevgiyle kalın.









