

Bu gün 21 Eylül 2021yazmak istiyorum. Acaba ne yazsam, nerden başlasam diye düşünüp dururken, dilime dolanan şu şarkıdan kurtulamıyorum. Gençlik yıllarımın çok sevdiğim bir şarkısı. Siz de sever miydiniz bilmem ama artık ben de genç değilim ki.
Bu gönül sevda pınarı,
Suyu serindir a canım.
Gönül ferman dinlemiyor,
Serde gençlik var sultanım.
Ne gençlik kaldı, ne sultan ama nerden geldin, nerden takıldın. O şarkıyı bırakıp yazıma odaklanmak istiyorum. Bu kez başka bir şarkı dilime dolanıyor.
Dilimde şarkısı aşkın
Viran olup gidiyor
Bahara ermedi ömrüm
Hazan olup gidiyor.
Kendime kızıyorum. Önündeki yazına bak. Aşk mı kaldı, meşk mi kaldı? Yazacağım da neyi, neleri yazacağım onu bilemedim. Her gün gelen şehitleri mi, giderek çekilmez hale gelen hayat pahalılığını mı, işsiz kalan, evinin ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlarımı yazsam, en acısı cumhurbaşkanının öğrencilere verilen krediler için ” gözünüze, dizinize dursun ” acı sözlerini mi yazsam? Bana göre bu sözler çok çirkin ve acı. Ben de şunu soruyorum ” 2002′ deki enfilasyonla bu gün kü enfilasyon aynı mı? Neyse. Aile içi şiddette işlenen cinayetlere ne demeli. Bir söylediği, bir söylediğini tutmayan başımızdaki siyasetçileri mi yazsam. Ülkemde başını alıp giden soygunları mı , hırsızlıkları mı, ülkemize hücum eden göçleri mi? Ölümcül covid’de aşı olmayı rededenlerin gösterilerine izin verilmesine mi , her türlü yasal istekleri için yürüyüşlerine, gösteri yapılmasına izin verilmemesini mi yazsam. Ya da dünden beri beni bırakmayan şu arsız tansiyonumu mu yazayım? Bir iniyor bir çıkıyor, oynatıyor beni.
Biz ne büyük bir ülkeyiz. Her türlü ürün yetişir. Dört mevsimi bir arada yaşarız. Her şeyimiz var. Çok zenginiz. Öyle değil miyiz? Öyle olmasa bunca göçmenin bizim ülkemizde ne işi var. Çarşı, pazar bize çok pahalı diye ben de dahil, nüfusun büyük bir çoğunluğu şikayet ediyoruz. Ama cumhurbaşkanımız zaman zaman başka ülkelere yardımlar yağdırıyor diye yazacaktım ki bu kez de aklıma bu şarkı geldi.
Gül yağını eller sürünür,
Çatlasa bülbül, çatlasa bülbül.
Evet gülümüz de var, gül yağımız da var ama hep eller süŕünüyor. Sarayın etrafındaki insanlar mutlu mesut, geriye kalanlar baksın , kalsın. Neymiş efendim üniversiteyi kazanan öğrenciler yurt bulamıyor, ev kiraları çok pahalı. Neden şikayet ediyorlar ki ABD ‘de 30 katlı çok büyük, çok güzel bir Türkevimiz var. Ne mutlu bize.
Şeyi de yazsam mı ki; baba gibi koruyucu olması gereken koskoca Prof’un öğrencisini taciz ettiğini.
Vazgeçtim hiç birini yazmayacağım. Şimdi diyanet başkanını da yazsam tansiyonum iyice oynayacak.
Hepinize sağlıklı günler diliyorum.









