

Necip Adıgüzel
Geçtiğim caddeler,sokaklar,kamu kurumlarının ve özel sektörün önlerine bakıyorum da; araç bolluğu yaşanıyor.
Ehhh, az çok “zenginleşmiş” bir toplum olduk ya !?
Ammaaa;
Birlikte yaşam konusunda fakirleştik…
Ve geçim, gelecek kaygısı ile çocuk,torun, torba derken, kendimizi hangi tehlikelerden sakınacağımızı şaşırır hale geldik.
Kılık kıyafetimiz pek düzgün ammaaa kafalarımızın içi karman çorman.
Yalan mı?
Bütün bu gelişmelerin olumsuzluğa evrildigini, bazılarımız farkında olmasa da;
Olup bitenlerin hiç de hayra alamet olmadığını öngörenler oldukça fazla.
Yakın bir gelecekte bizleri bekleyen cüzdan yakıcı gıda fiyatları ve ardından gelecek olan kıtlıklar ise, bilinçli olarak göz ardı edilip gündemlerimizden uzak tutulmakta.
Olup bitenlere karşı, kafamızı başka yönlere çevirmekle yok sayamayız. Görmemezlikten gelmekle sorun halledilmiyor.
Şurası bilinen gerçek:
Dünya durgunluk endişesi içinde,sınırların değişeceği sancısını yaşıyor.
Bu sancılı ortamdan feraha çıkmamız için;
Kendi gerçeklerimiz için yeniden “özümüzle” temasa geçip, varlığımız-kendimizle sağlıklı bağlar kurmamız gerekiyor.
Önümüzdeki yıllar çok şeylere gebe .
Ülke olarak;
Nasıl hızla değişti her şey!” dememek için ivedi olarak gerekli siyasi tavır ve önlemlerin alınması gerekiyor.
Buda senden daha iyim dercesine, meşrebi bozuk ve yılan zehirli asalakların; Ülkenin her yerine sızmış, senden,benden gözüküp, ülke zararına çalışanların; Özellikle, yalancıların , yabancıların ,siyasi,idelojik, mezhep, olarak niyet karanlığındakilerin çok iyi bilinmesi gerekiyor. Özel durumumuz bu.
Genel gidişat ise;
*Dünyanın dört bir yanını sarmalayan savaşlar, çatışmalar, yerinden edilen insanlar,
*Kaynakların hoyratça kullanılması sonucu ortaya çıkan çevre ve iklim felaketleri,
*Salgınlar,
*Zenginle fakir arasındaki uçurum, gittikçe derinleşen yoksulluk hepsi birer irinli yara gibi sancıyor.
Ateşin düştüğü yeri yaktığı doğrudur hatta herkesin acısı kendinedir ama hiç kimsenin acıya şefkatle bakma lüksü yoktur. Acı denilen şey beynelmileldir ve öyle de olmalıdır. Acı da diğer her şey gibi bütün dünyanındır.
Çağımızın insanları bugün hemen hemen her yerde birbirine benzeyen ve birbirini artarda tetikleyen olağanüstü olaylar, olgular ve meselelerle karşı karşıyalar.
Durum ise;
Gerçeği görmeyen körler ve duymayan sağırlar topluluğunun kalpleri, çoktan katran ziftine bulanmış durumda .
Her şey nasıl başlıyorsa öyle bittiyor.
Kendi hakikatini kendin belirlemeye çalışırsan, anlatılan bütün masallar seni aldatmayacak, karanlıklar aydınlığa dönüşecek ve o zaman büyük resim ortaya çıkacak.
Çağın çığlığını duyduğumuz halde, duymamazlıktan gelmeyelim.
Değilse;
Zümrüdüanka’nın kanatları alevli ve O da Kaf Dağı’nın ardında.
Haberiniz olsun!..









