

Yangınlar ülkemizin ve milletimiz ciğerlerini yaktı, kahretti. Yangınların çoğunun kontrol altına alındığı ilan edilse de devam eden yerlerde yerleşim yerleri halen tahliye edilmekte. Yangınlar ekipman, yangın söndürme uçakları gibi zafiyetlerimizi ortaya çıkardığı gibi, hükümetin yetersizliğini ve acizliğini de maalesef tüm dünyaya aşikar etti. Hükümet yandaşı medya elbette bunları yazamasa da dünya basınını taradığınızda, Ay’a gitme hayalleri kuran hükümetimizin düştüğü aciz durum Türkiye’nin dünyadaki itibarına zarar verdiğinden herkesi üzmüştür. Mesela İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesi, Türkiye’de sürmekte olan orman yangınlarını yorumlayarak hükümetin yangınlara müdahalede yetersiz kaldığı gerekçesiyle eleştirildiğini yazarak “Hükümete öfke büyüyor” şeklinde bir haber yapmış. Şu bir gerçek ki, Ak Parti hükümeti yangınların ortaya çıkardığı durumlar nedeniyle siyaseten ciddi bir itibar ve güç kaybetmiştir, hem dışarıda hem de içeride…
Türkiye’nin ciğerlerini yakan yangınlardan biri de Muğla’nın Marmaris ilçesinde devam etmekte. Geçtiğimiz haftalarda Cumartesi günü buraya giden Ak Parti genel başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın araç konvoyu ilçede trafiğin ciddi şekilde durmasına, itfaiye araçlarının bekletilmesine yol açıştı. Saniyelerin dahi önem taşıdığı felaket anlarında bile iktidarın seçkin protokol havası vermesine halk büyük tepki gösterdi. Sayın Erdoğan’ın uçakla yangın yeri semalarında gezmesini ise dış basın “Erdoğan ülkesinin yanışını uzaktan izliyor” şeklinde haber yapmıştı. Sel olan, yangın olan yerlerdeki acıyla inleyen mağdur insanların kafasına çay paketleri atılmasına ise kesinlikle değinmek dahi istemiyorum. Yangınlar başladığından beri ya söndürme uçakları yetersizliğimizi, ya da yanan yerlere binalar dikilip rantçılara peşkeş çekilecek mi endişelerini tartışırken görüyoruz insanları. Bu durumun altında yatan temel neden milletteki iktidara olan güvensizliğin tezahürüdür esasında. Bakınız, mesela 1925 yılında kurulan ve ülkemizin havacılık alanında en deneyimli kurumlarından birisi olduğu aşikâr olan Türk Hava Kurumu (THK), Ak Parti iktidarı dönemi boyunca nedense (!) sürekli küçültüldü, nihayetinde de 2019 yılında kuruma kayyum atanarak bütünüyle tasfiye edilmek istenildi. Ayrıca yangınla mücadele de kademeli olarak sürekli özel şirketlere ihale edildi. İktidarın özel şirketlerle olan anlaşmaları nedeniyle de THK’nın elinde bulunan yangın söndürme uçakları kullanılamamıştır. Şu dönemde yaşadığımız felaketler hükümetin bu stratejisinin yanlışlığını maalesef büyük acılarla gösterdi herkese. Aciz ve yetersiz kalan hükümet hemen o bilindik ‘B’ planına geçti; hepimizin cep telefonlarına bir SMS geldi. Kızılay tarafından gönderilen mesajda bizlerden yine 10 TL istendi. Ne bir afet yönetim planı, ne bir acil eylem örgütlenmesi olan hükümet, yaşanan felaketin ortasında yine para istedi. Üstelik de daha önce başkaca felaketlerde defalarca toplanmış olan mesela deprem vergilerinin ve deprem bağışlarının akıbeti dahi henüz tam olarak bilinmiyorken yeni para talebi her felakette bir de kafalarına çay paketleri yemekten bıkmış milletimizde elbette öfkeyle karşılandı. Gördük ki, Ak Parti hükümeti hiçbir afet ve acil durum yönetim sistemine sahip değilmiş. Bu arada ne acı ki Türkiye büyük bir felaketle boğuşurken THK’nın Ak Parti tarafından kayyum atanan başkanı Cenap Aşçı’nın da bir düğünde eğlendiğinin ortaya çıkması milletimizde büyük şaşkınlık ve kızgınlık yaratmıştır. Peki ya Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin “yangını gördüğünüz yerde kaçın” açıklamasına ne demeli? Şükür ki milletimiz bu sözü dinlemek yerine genci, yaşlısı, kadını, erkeği, çocuğu adeta bir milli mücadele savaşı verir gibi canla başla yangınla mücadele ederek pek çok noktada hükümetin yapamadıklarını başarmış, adeta destanlar yazmışlardır. Yangın yerlerinde yaşanan en ilginç görüntülerden birisi de, onca ilgili bakanlığın organize müdahalesine ihtiyaç duyulurken bölgeye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun gelmesi olmuştur. Acı çeken bölge insanımız ise bu göstermelik ziyarete prim vermeyerek Bakanı yuhalayarak protesto etmiştir. Hükümet oluşabilecek bu tepkiyi tahmin edebilmeliydi.
Çok ilginçtir, milletimiz günlerdir yüzlerce yangınla boğuşurken yangınların başladığı 28 Temmuz günü TBMM’den bir yasa geçti. Bu yasayla artık “turizm yatırımcıları” kıyılar başta olmak üzere orman arazilerine diledikleri gibi oteller, rezidanslar dikebilecekti. Özetle milletimiz kıyılardan ve ormanlardan daha az yararlanacakken, doğal alanlar turizmcilerin ve inşaatçıların rant anlayışına
bırakılacaktı. Bu yasanın çok ciddi bir şekilde tartışılması ile iktidar köşeye sıkışmış, yanan yerlere inşaat yapılmayacağı açıklamaları yapmak zorunda kalmıştır.
Bu felaketle anladık ki, ülkenin ve milletin parası olası felaket tedbirlerine değil, doyumsuz saltanat harcamalarına israf edilmekteymiş. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde tam 13 tane makam uçağı olan Türkiye’nin, yangın söndürme uçağının olmadığını en yetkili ağızlardan duymuş olmak çok kahrediciydi. Şu sıralar yangın bölgelerinde görev yapan 3 uçağın ise bizim değil de Rusya’nın uçakları olduğunu da biliyorsunuz. Yani hayat kurtarmak için yangın söndürme uçağına verecek tek kuruşumuz yokmuş ama Cumhurbaşkanı, bakanlar, müsteşarlar keyifle uçsun diye makam uçaklarına harcanacak milyonlarca lira paramız varmış.
Ak Parti, iktidarda geçirdiği yıllar boyunca binlerce hektar yeşil alanı yok etti. Karadeniz’de ve Kazdağları’nda maden işletmeciliği için binlerce ağaç kesildi. Orman Yasası Ak Parti döneminde yaklaşık 40 kez yakın değişikliğe(!) uğradı. Sadece son 8 yılda, ormanlık alanların 334 bin 35 hektarlık kısmı “kamu yararı” için özel teşebbüslerin kullanımına açıldı. Ormancılık dışı amaçlar için kullanılan alanlar 739 bin hektara ulaştı. İktidarın ağaç dikme şovları ekranlara gelirken yandaş medya iktidarın yok ettiği ormanlık alanları haber yapmaya asla cesaret edemediler!
Peki, yaşanan tüm bunları gören, düşünen insanlar, kafalarına çay paketleri yiyen mağdur olmuş insanlar, Saray’da yaşayanlar ile etrafındaki avanelerini lüks ve şatafat içinde israf dolu yaşamlarını izlemeye devam edecek mi, yoksa önlerine sandık konduğunda yürek yangınlarının siyasi sonuçları Saray’ı da siyaseten yakıp bitirecek mi? Bunu görmek için önümüzde çok uzun bir zaman kalmadı…
“Kıyamet kopmaya yakınken elinizde bir ağaç fidanı varsa ve onu dikmeye vakit bulabilirseniz onu dikin”
Hadis-i Şerif
MHP Eski İl Genel Meclis Üyesi
Av. Bülent DEMİRBAŞ









