

“Kızgınlık geçici bir deliliktir. Bu nedenle duygularınıza sahip çıkın. Yoksa onlar size sahip olurlar.”
“Horace Mann”
21.yy da “Stres” artık her birimizin vazgeçemediği aslında vazgeçmek istemediği bir tanım, bir kılıf, bir çerçeve… Adeta “meşguliyet” dünyasının en moda ismi “stresliyim”. Bir koşturmaca, bir telaş ve bir kovalamaca ve her gün tekrar tekrar yaptığımız eylemler.
“Her hayat önemlidir. Sizin hayatınız önemlidir. Bizim hayatımız önemlidir.”
Seçim yolculuğunda “STRES” bir kat daha önemini güçlü ve gündeme damgasını vurarak hissettiriyor. Sizlerle bu bölümde içsel dünyamızın bir duygusu olan stres yolculuğuna çıkacağız.
Siyasi koçluk programımdan geçen siyasilerin de çok iyi bildiği gibi duygularımızın kontrolü bizim elimizdedir. Elbette ki “NASIL”ı bilirseniz…
“KENDİMİZİ NASIL HİSSEDECEĞİMİZ BİZE BAĞLIDIR.”
Hazırsanız yolculuğumuza devam edelim.
Stres nedir?
Stres, günlük yaşamda karşılaşılan olaylar sonucu hissedilen sıkıntı ya da zorlanma durumudur.
Bazı insanlar stresi migren, yüksek tansiyon, sinir, ülser v.b. hastalıklardan yola çıkarak tanımlarlar. Bazıları ise stresi artan değişkenler üzerinde dururlar (insanlar arasındaki iletişimsizlik, fazla iş, görev değişiklikleri, hızlı değişim, çatışma, hüsran gibi).
Her birey stresi sezgileriyle az çok algılayabilir. Fakat insanların çoğunun stresi tanımlaması sanıldığı kadar kolay değildir. Stresi, ilk kez Hans Selye tanımlamıştır. Ona göre stres “Bireyle yapılan etkilere spesifik olmayan tepkidir”
Stres bireyi rahatsız eden ortamın (gürültü, zorlama, aşırı iş yükü) ortaya çıkardığı herhangi bir düzen bozukluğuna organizmanın verdiği cevaptır. Şu halde stres, her bireyin adaptasyon yeteneğine göre verdiği tepkidir. Bazılarında pozitif etkiler (enerji, uyarılmış davranış, migren) ortaya çıkarır.
Stresi açıklamada kullanılan “spesifik olmayan tepki” kavramının anlamı; organizmanın her belirlenmiş durumda aynı tepkileri vermediğidir. Örneğin; organizmanın tepkisi hoş bir durum (terfi gibi) ile hoş olmayan bir durumda (tenzil gibi) birbirine benzer. Her iki durumda da, organizma karşılaştığı yeni duruma uyum göstermek zorundadır. Adrenalin salgılayacak, hastalık belirtileri başlayacak, işlevlerde düzensizlik ortaya çıkacaktır.









