PAHALI YAŞIYORUZ!

9 Ekim 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
555 defa okundu.
PAHALI YAŞIYORUZ!

PAHALI YAŞIYORUZ!

DÖVİZLE MAAŞ ALANLAR VE MİLLETİN SIRTINDAN BESLENENLER HARİÇ!

İmkân olsa adalet duygumu aldırırdım.

Her gün sabah açıp gazete okuyorsunuz. Akşamları eve gidince haberleri izliyorsunuz. Beş yaşındaki çocuğun bile gördüğü adaletsizliklere yutkunmak zorunda bırakılan bir memleketi seyre dalıyorsunuz. Bu güzelim ülke nasıl oldu da 16 yıl içinde tepe taklak oluverdi?

Ertesi gün uyandığınızda boğazınızda koca bir düğümle hayatınıza devam etmek mecburiyetinde olduğunuzu biliyorsunuz. Bir lokma “normallik” arıyorsunuz… Yok. İnsanın bedeninde yer alan sinirleri baştan aşağı sarsmayan, avaz, avaz bağıramasanız bile “Yeter! Yeter! Artık”… Çığlıkları atmak arzusuyla yanıp tutuşmayacağınız bir gün yaşamak istiyorsunuz…

İmkânım olsa, bugün adalet duygumu ameliyatla aldırırdım. Çünkü memleketimin adalet sistemi, hepimizin suratında okkalı bir tokat gibi patladı. Adalet öldü. Adaletin olmadığı yaşamın içinde hayat hariç her şey pahalıdır. Adaletin olmadığı yerde yaşamsal iklim değişir. Yaşam küçülür. Eşkıya kol gezer sokaklarda. Bizlerin sahnede gördüklerimiz sadece bizlerle ilintilidir. Ya sistematik olarak ülkenin hazinesine elini sokmuş olanlar. Diğer yanda üç kuruşluk, beleş makarna karşılığı haramileri alkışlayanlar.

Kadınlar, çocuklar. Başı öne eğilmiş babalar… Çöpten beslenen yurdum insanı. Lokanta artıklarını evine taşıyan 70 yaşında anne.

Bir AVM giriyorum. Hani bizim bakkalımızı sokaklardan, caddelerden silen ve de denetlenmeyen. Üç beş katlı içinde kilise müziği çalan alışveriş merkezleri var ya! Onlardan biri.

İçeri girdiğinizde sizleri alışveriş hastalığına dönüştüren! Fason, raf ömrünü tamamlamış, merdiven altı üretilmiş, janjanlı, menşei belli olmayan ürünler… Açıkça belli. Yoksulluk için üretilmiş, hiçbir işe yaramayacak ve üç gün sonra çöpe atılacak hastalık riski yüksek, kokuşmuş ürünler.

Çocuk istiyor diyor alıyorsunuz. Bir gün gerekebilir diyor alıyorsunuz. Nasılsa ‘Kredi Kart’ı beleş alışveriş gibi geliyor sizlere. Alıyorsunuz da, alıyorsunuz. Maksadım alış veriş değil sadece bakınıyorum. İnsanları izliyorum.

Kasada genç bir delikanlı ve alışverişi yapmış orta yaşlı bir hanım var. Orta yaşlı hanım soruyor. “Oğlum daha iki gün önce 2 liraydı. Ne oldu da 5 Lira oldu”? Kasiyer cevap veriyor. ‘Teyze dolar yükseldi ya onun için”. Kadın elindeki küçük para cüzdanını kurcalıyor. Madeni paraları sayıyor. “Oğlum kalsın”… Diyor; söylenerek çıkıyor dışarı… Öfkesini kasiyer oğlandan alacak gibi. Oysa bu soygunun sahibi kim bilir hangi ülkenin 5 yıldızlı otelinde yanında 5 yıldızlı fahişelerle soygundan kazandığı paraları yiyordur. Bunu bilmiyor…

Pazar yerine geliyorum. Sebze satanlar, meyve satanlar, gezinenler. Yan tarafta bir bağrış. Başımı çeviriyorum. Yine orta yaşlarda bir hanım. “Sizler soyguncusunuz. Ne bu milletin sizden çektiği”. Pazarcı bağırıyor. “Satmıyorum lan kadın. Sen bela mısın? Çek git başımdan”… Herkes burnundan soluyor. Yukarıya; kendilerini Din ile aldatanlara bir tek söz eden kişi yok. Gereğini yapması için durum Allah’a havale ediliyor.

Görmezden gelmek, ya da; bakıp da görmeme gibi…

Ve iyi ki benim başıma gelmedi” diye için içten içe sevinen sessizlik. Yalakalık olsun diye, AVM’ye, pazarcıya arka çıkan üç kuruşluk dalkavuklar. Diğer yanda başını öne eğmiş suskunluk. Birde benim gibi tepesinde ateşle dolaşan. İsyanı olanlar. Siz hangi yandasınız? Sessiz ve Tarafsız…

Ölçülemez olanı, ölçüye sığmayanı, ölçüden kaçanı perspektife sığdıramazsınız. Çünkü o ve onlar. Onlar tarafından böyle alıştırıldılar. Ben seni besliyorum. Sen üç çocuk yap dediler. Onlar söyleneni, yaptılar. Tulumbada su bitti. Makarnacıları besleyen toplum şimdi zorda. Makarnacının, kömürcünün payı saraya.

Yokluk ve çaresizlik aşağıda kavgalara, it dalaşına dönmüş. Bu yoksul insanların sırtına basa, basa tepelere tırmananlar bu kavgayı yaratanlar değil mi? Hesabı kasiyere ve pazarcıya sormak ne kadar ahlaki. Yukarıdakileri sorgulamıyorsanız. Bu ülke neden bu hale geldi önce buna bakın.

Sarayın mutfak masrafı 2,6 Milyon lira. Ayda 212 Bin lira.

Süt pahalandı. İnek ithal. Saman ithal. Arpa ithal. Yem İthal. Hayvan spermi ithal. Veteriner ilaçları ithal. Sağma makineleri ithal. Çoban ve işçi mülteci. Tüketen yerli.

Hıyar, Domates, Patlıcan, Soğan, Patates. Meyve pahalı. Tohum ithal. İlaç İthal. Yakıt İthal. Sadece amele ve pazarcı yerli. Birde tüketici.

Devletimizin saygıdeğer görevlileri. İşler daha nereye varınca bir şeylerin ters gittiğini, bu ülkede bir şeylerin değiştirilmesi gerektiğini ne zaman fark edeceksiniz? Küpleriniz hala dolmadı mı? Türk’e Türk propagandası yaparak canından, malından, namusundan korkar hale gelmiş bu halkı gerçeklerden uzak boş hamaset laflarla tatmin etmeye çalışmaktan ne zaman vazgeçecekler. Asla vazgeçmezler. Onlar her kula nasip olmayacak bir seçmen yığınına sahip olmuşlarsa. Gerisi lakırdıdan öteye geçmez.

Bu ülke insanının alın teriyle, emeği ile ortaya koyduğu birikimlerini üç paraya elin gâvuruna, Siyonist Sami Ofer’e, Arap’a, Yahudi’ye sattılar. Milletin malı birilerine peşkeş çekilirken. Gerçek sahiplerinin sesi çıkmadı. Belediye Başkanları, Valiler. Sırf dalkavukluk olsun diye oğulcukların vakıflarına bu milletin alın terlerini peşkeş çektiler. Yığından bir tek cümle kuran olmadı. Milletin hamaset yüklü Alın Teri üç paraya elden böyle çıktı. Yetmedi. Bu ülke 500 milyar yükün altına girdi.

Değeri 1.1 milyar dolar olan Dijitürk Katar’a 170 milyon dolara satıldı. Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez. Uçan saray hibe edildi. Karşılığı Dijitürk olabilir mi. Yoksa göz dikilen TIGEM arazileri mi?

Yetmedi. Uçan saraylar. Lüks ve Şatafat ve de debdebe önlenemez bir hal aldı. Lokantadan, pazardan artık toplayan yurdum insanının hakları birilerine saltanat sunarken ‘Parti Devleti’ olma yolunda çokta bir yol kalmadı.

Suçlu aramaya gerek var mı bilmem. Bu millet Aynaya bakmalı ve kendini görmeli. Layık olduğun şekliyle yönetiliyorsun. Ben böyle bir yaşama layık değilim diyebiliyor musun? Mütemadiyen kandırılmak. Kandıranlara bakın. Ne görüyorsunuz? Tanrımı?

Size ahlak nasihati çeken Diyanet bir yılda 7,5 milyar harcıyor. Size haram dediği ‘Faiz’den 256 bin lirayı cebe indiriyor.

Nazım yıllarca sizler için hapislerde yattı. Sürgün edildi.  Sizleri ikna edemedi. Ama tepenize çıkanlar sizleri nazım’ın şiirleriyle kandırmayı başardılar.

Nazım; sizler için ne diyor biliyor musunuz? ‘Kabahatin çoğu senin… Canım kardeşim’.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com