

Günleriniz aydın olsun arkadaşlarım,
Nerden geldi aklıma büyük usta Neşet Ertaş. Şöyle diyordu:
İki büyük nimetim var, biri anam, biri yarim.
İkisine de hürmetim var, biri anam biri yarim.
Ana deyip de geçilmez, o yar anadan seçilmez.
İkisine de kıymet biçilmez, biri anam biri yarim.
Anamın da, yarimin de, büyük usta Neşet Ertaş ustanın da ruhu şad, mekanları cennet olsun. Nerden geldi bunlar,sızlanıp duruşum dan malum mü oldu. Baktım duvarda ki çatlaklara kırıklara da. Sevgili eşim olsaydı, hemen ertesi gün yapardı bu evin sıvasını da , badanasını da. O işleri çok güzel yapardı. Hele benim gibi bir işçiyi de bulunca. Çok güzel duvar kağıdı kaplardı. Yok işte yok. Dışardan bir boyacı bulacağım, kimi üç bin, kimi dört bin diyor. Ya annem olsaydı. Haydi kızım artık, temizleyin şuraları, yer yarılır bir insan gelir derdi. Önceleri annem de ne diyor yer yarilıp nasıl insan çıkacak diye düşünür, hayal eder, gülerdim. Siz anladınız,yani habersiz bir misafir gelir. Ev derli, toplu olmazsa, gerçekten de beklenmeyen bir misafir gelir. İşte anam bu, bilir.
Allahım başımıza üç büyük nimet mi, zillet mi, dert mi desem ne desem bilemedim. Berbat bir ekonomi, corona ve deprem. Ekonomi diyor ki canınızı daha çok yakacağım. Deprem eve girme, bu çürük yapılarda ölürsün, corona diyorki dışarı çıkma, kimseyle konuşma, yakarım canını. Kime uysam bilemedim. ” inlerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.” Ya ülkenin ekonomik durumuna ne demeli. Nasıl düzelecek bu ekonomi? Bir acı reçete daha. Acı reçeteler, kemer sıkmalar hep geldi, ekonomi düzelecek diye. Nasıl çarpık bir ekonomimiz varmış, deprem vurmuş bina gibi. Kemer sıkmalar, acı receteler de düzeltemiyor bizim ekonomimizi. Çünkü çok sayıda kolonu kırık bizim ekonominin. Ha sağlam tarafları yok mu var. O taraflarda oturanları hiç kötü etkilemiyor ekonomi. Bir gün yıkılır da tümden etkiler mi bilmem.
Şimdi ben size bunları yazmayacaktım ki. Arkadaşlarımla yaptığımız günleri, yakın, uzak gezilerimizi,orada çektiğimiz resimlerimizi koyacaktım. Sizin güzel yorumlarınızı okuyup sevinecektim. 24 Kasım Öğretmenler Günü için gideceğimiz şehri, kalacağımız oteli yazacaktım. Kaç kişi gelir, neler yaparız, nasıl eğleniriz hayalleri kuracaktım. Gelemiyorum diyenlere kızacaktım. Ama yok, yok işte.
Tv’de yasaklar iki gün mü, on beş gün mü olsun haberleri var. Biz altmıs beş yaş üstü gençler olduğumuz için, alıştık yasaklara ama evini geçindirmeye çalışan insanlar ne yapacak, o belli değil. Devletin katkı sağlaması gerekiyor, başka ülkelerde olduğu gibi.
Amaaan sıkıldım ben bu gündemden!
Hepinize depremsiz, coronasız günler diliyorum. Haydi şimdi şunu hayal edelim. Artık deprem yok, corona yok ekonomimiz çok düzgün ve biz toplanıp yurt içi gezilerine mi gidelim, yurt dışı gezilerine mi gidelim planları yapıyoruz. Genciz biz. Bizi kimse tutamaz. Biz sağlıklı, çocüklarımız, torunlarımız sağliklı, mutlu. Tüm yurtta eğitimimiz çok başarılı. Herkesin istediği dalda işi gücü var. Sizi bilmem ama ben bu hayali sevdim.