ORTAYA KARIŞIK

31 Mart 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
2178 defa okundu.
ORTAYA KARIŞIK

Necip Adıgüzel

Bilincimiz, yüreğimiz, düşüncemiz, duygumuz, zihnimiz kirlendi.
Bu Ramazanda bütün kirleri temizleyecek bir abdest alalım,kirden, kirlilikten ve kirlilerden kurtulalım.
Bu vesileyle;
Ramazan ayının hem milletimize hem gönül coğrafyamıza ve acılar içerisinde kıvranan Dünya ya huzur, barış, adalet ve merhamet getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum.

Toplumsal olaylara bakmaya başladığım da ortaokul öğrencisi idim.O yıllarda dahi Ekonomik ve siyasi kriz vardı ve birde güven, güvensizliğe komşu olmuştu.

Köyden şehre göç ettiğimizde bahçeli bir evimiz ve bahçesinde her çeşit meyve ağacı vardı.
Bu ağaçların arasında ceviz ağaçlarının ayrı bir önemi vardı.Mevsimi geldiğinde uzun sırıklarla çırpılır, kurutulur, çatıkatına serilir, günlük ordan alınırdı.
Misafirlere,dostlara en makbule geçen ikramımızdı.
İlerideki yıllarda, sorun çözmek için yan yana olacağımızı sandığımız kişilerlerin güvenmezliğini sezdikçe , önce şaşırdık sonra sadece üzüldük.
Böylece hayatın sorunlarla dolu olduğunu anlamaya başladık.
Sonraları sorunların, sorun yumağı halini aldığında, bunun “olgunluk” olduğunu kabullenir, duruma geldik.
Bu kafa ile sorunu ,sorun yumağı olmadan çözme kapasitesinin olmadığından,
bu hal devamında sorunlarla baş ediş birbirlerinden çok farklı oluyor.
Bu nedenle sorunun sorunlara dönüşmesi ise sorunun öncesinin ve nedenlerinin unutulmasından kaynaklanıyor.
Ülkemizde de çekilen sorun ve sıkıntıların bu kadar artmasının nedeni kendisini alternatifsiz gören gücün ahalinin sıkıntılarına aldırmamasıdır. Kendini muhalif olduğunu söyleyenlerin ise olumsuzlukları sadece teşhir ediyor oluşu, güya Ahalinin ne çektiklerini anlatıyorlar.
Sanki sıkıntıyı çekenler bilmiyor da muhalefet efendilerinden öğrenecek…
Öte yandan, bu tepkisizliğe bolca faydasız şikayetler.
Allah selamet versin.

Tarihimizin dönüm noktası 1683 yılında gerileme dönemi ile başlıyor.
10 Ağustos 1920 tarihinde Serv Anlaşması imzalanıyor.
1683 Viyana bozgunu ile başlayan süreç Serv Anlaşması ile sonuçlanmıştır.
Serv Anlaşması Türk Milleti ve Devletini imha etmeyi hedefler.

  1. Dünya Savaşı ve süreçi takip edip geleceği okuyan bir lider Türk Milletinin kötü talihine müdahale eder.
    Önce 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkar.
    Amasya Tanimi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi derken 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi açılır.
    Artık Türk Milleti kendisinin ölüm fermanını yazanlara karşı hazırlıklıdır.
    Yaklaşık 3 ay 20 gün sonra imzalanan Serv Anlaşmasını Türk Milleti yırtacak ve tarihin derinliklerine atacaktır.
    29 Ekim 1923’de Cumhuriyet kurulur ve
    Osmanlı borçları ödenir. * 1950’lerin sonlarında Amerikan hayranlığı başlar.. Amerikan yardımı peynir, balık yağı ve süt tozu ve bu aşağılanmaya kimsenin tepki vermemesi;
    Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı’nın ardından başta Türkiye olmak üzere Avrupa ülkelerine yaptığı Marshall Yardımları ile ülkemize gönderilen ürünlerden biri de süt tozu oldu. İşte, bir tarım ülkesi olan Türkiye’de okullarda içilmesi zorunlu kılınan, çocukları gerçek sütten mahrum bırakan ve bir neslin zehirlenmesine yol açan süt tozu ile bir nesil yok sayıldı.
    *
    Tedbirli olan kendisini her koşula uydurur, çünkü şartları kafasında tartmış, yolları görmüştür. Dünya’nın üretim ve tüketim konusunda kafa yormalı ki sıkıntı kaçınılmaz.
    Zira ahalinin ezici çoğunluğu arabanın, telefonun, kıyafetin markasına odaklandı, tüketim sahasında panayır havası devam ediyor.
    Tıpkı dikiz aynalarının ne işe yaradığının farkında olamayan sürücüler gibiyiz.
    Artan maliyetlerin altında ezildiklerini söyleyen çiftçiler, her geçen gün daha fazla çiftçinin tarımsal üretimden vazgeçtiğini her ortamda dile getiriyorlar.
    “Tarımda kendine yeten ülke” konumundan “ithalat bağımlığına”…
    Haliyle;
    Türk tarımı alarm veriyor…

Geleceği yakalamanın yolu, doğru olana odaklanmalı, doğru olanda bir üçgenin üç köşesi gibi ortada.
Tarım ,enerji ve teknoloji.
Bu üç büyük sorun, köşelerinde acil çözüm bekliyor.

Neyzen Tevfik’e sormuşlar, “hayat nedir?” diye.
Üstad cevap vermiş:
-Üç-buçuk ile dört arasıdır.
-Peki ama bu da ne demek oluyor, Üstad?
Cevap:

Ya korkudan üç buçuk atarsın yahut da dört dörtlük yaşarsın demek!

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN