7 Nisan 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
2208 defa okundu.

GELİNCİK ÇİÇEĞİ

Necip Adıgüzel

Gönül cilası
Zekatı,baharın.
Kederin , aklıdır. Gelincik çiçeği.
Yerini bilir.
Üç mevsim ardı gelir.
Birbirine uzak
Evlere sığmaz Gelincik çiçeği.
Edeplidir
El değdirmez.
Emek verir
Yıkar kibri,kini, yalanı.
Yüreği kırlarda atar
Õzgürdür
Baharın, göğe açılan gözüdür;
Gelincik çiçeği.

Doğada bazı anlar vardır ki her şey kolayca ya sise,ya berraklığa teslim olur.
Çaresizlik ile umudun birbirine gömüldüğü karışık bir döneme evrilir.
Tarlaların kıyısındaki gelincikler gibi.

Gözlerimin önünde hep Gelincik tarlası Çocukluğumun hatırası.
Tertemiz sabaha uyanmak gibi. Kötülüklerden uzak bembeyaz sabahlara …
Kendi irademiz dışında yüklenmiş Dünya yüklerinin absürt olduğu sabahlara.

Bir şairin ilhamı, ressamın en nadide boyası… Onun bulunduğu her eserde keder, zarafetin ardına sığınmış bir haldedir.
Söylemi;” Hiçbir şey olmadığın yerden, hiçbir şey bekleme” ifadesini bulan bir hoşluk!..
Her bahar aylarında;
Gelincik çiçeğinin hiçliğe karşı isyanıdır.

Kederi, zarafetin ardına sığınmış bir haldedir.
Sızıların, çaresizliklerin ve öfkelerin canı cehenneme dercesine,kendisine bir çıkış noktası bulmaya çalışır.
Baharda yarım kalmanın öfkesi rengine vurur.
Bu yüzden hep tedirgin,huzursuz, çırpınan bir ruhtur gelincik çiçeği.

Zamanıdır, telaşla geçtiğimiz yol kenarlarına, el değmemiş tarla ve tepelere bakalım biraz. Zarafetini gövdesinde, narinliğini yapraklarında taşıyan bir hasret ortağı bulacaksınız kendinize:
Adı “Gelincik.”

Hayatın adalet terazisine boyun eğerek dört duvar arasına sıkışan hasreti, sığıntılıktan ileri.
Hasreti saklamak, yarayı saklamaktan daha zordur. Bir bedende,ruhun gizliğine benzer.Ruhunun darlanması yarım ömrüne olan kahrındandır.
Hani bazen Gökyüzü basar , çevrendeki her şey hücum halindedir, üstüne üstüne gelir;Bir ağacı, bir bulutu bir çiçeği arar durursun.
Kendine kalan bir şeyi ararsın aslında. Bir duruş, bir bakış belki. An ile sen arasında o sessiz ve sahtesiz o yeri…

Kişi sevdiği , sevildiği yerden ayrıldığında rengi soluklaşır ve yüreğini ağrı sarıp sarmalar.Gelincik çiçeği de toprağından koparıldığında hemen sararıp solar, onun için yok oluş süreci başlar.
Ruh ve beden ayrılığına benzer; Gelincik kökü ile gidişinin arasında oluşan canlılık süresidir, geçip giden ömrümüz.

Narin yapısı ve hüzünlü boyun eğişi, ömrünün kısa olduğundan değildir.
Narinliği hayatı, hüznü hasreti ifade eder.
Hüznün en çok yakıştığı çiçeklerdendir. Gelincik hassastır, ilgi ister, naziktir sert davranmaya gelmez, hangimiz böyle değiliz ki?

Kurak topraklara bahardır.Yokluğun fitresi, çaresizliğin elinden tutulmasıdır.
Bir edep abidesidir el değmesinden hoşlanmaz ve hemen yapraklarını döker.

Gelincik çiçeklerini dikkatli incelediğimizde her birinin birbirinden uzak olduğunu gözlemleyebiliriz. Baharına yetmeyen yarım ömür. Belki de bu nedenle gelincik kavuşamamanın yürekte açtığı derin yarayı görmeye zorlayan en manidar çiçeklerdendir.
Ayrıca;
Tarih boyunca adı geçen TEK çiçektir;
Anadolu tarihinin savaş alanlarında , savaş ile gelincik arasında ilişkiler kurulmuştur.
Bundan dolayı o toprakların diğer adı “KAN ÇİÇEKLERİDİR.”
Bu yüzden Gelincik çiçeğine, yalnızca bir çiçek yaftası yapıştırmak, noksan ömrüne alacağı en büyük darbe olsa gerek.

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN