“KAPANMA” VE “ÖZELLEŞME” SÜREÇLERİYLE PETLAS VE ŞEKER FABRİKASI

8 Mart 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
4906 defa okundu.
“KAPANMA” VE “ÖZELLEŞME” SÜREÇLERİYLE PETLAS VE ŞEKER FABRİKASI

Kırşehirliler; Hükümetin Yanlışlarına Direndiği İçin; Petlas’ımız Bu Halde

“KAPANMA” VE “ÖZELLEŞME” SÜREÇLERİYLE PETLAS VE ŞEKER FABRİKASI

Bilindiği üzere temeli 1977 yılında Taşıt ve Uçak Lastiği üretmek üzere kurulan Petlas’ın deneme üretimine geçmesi ancak 1989 yılı sonuna denk geldi.

İşin aslı; çıktığı teknoloji ihalesinde başlangıçta “Japon Yokohama” teknolojisini edinen petlas, doğrusu, Türkiye’deki “yabancı lastik sektörleri”nin “Japon teknolojisi pazarımızı daraltır” endişesiyle büyük panik yaşamaları sonucu devletimize bu teknoloji ihalesini iptal ettirdiler.

ÖLÜ DOĞSUN DİYE, ESKİ VE GERİ TEKNOLOJİ

Üstelik yerine de eski “doğu blok teknolojisi” olan “Çekoslovak Barum” lisansına yönlendirerek resmen “doğmadan ölsün”e tutturdular. Dönemin hükümeti de bu planın uygulayıcısı oldu.

Sonuçta, hükümet içinde başkaca etkin güçlerin araya girmesiyle Japonların Çekoslovak Barum Lisansı ile üretime başlayan Petlas; üretime geç başlaması, teknolojisinin eski oluşu sebepliyle, 1 Milyar 186 Milyon Dolarlık yatırım başlamadan ölü doğmuştu.

5 NİSAN 1994 DE PETLAS KAPATILDI

Hatta hatırlarsınız, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Kırşehir’e geldiğinde “Petlasımız Açılsın” pankartlarını görünce, kalabalığa dönüp “petlasınız açılsın diyorsunuz ama teknolojiniz eski, açılsa da geri kapanır”  deyivermişti.

Hal böyle olunca “deneme üretimin başladığı 1989” yılı sonundan hemen sonra, 1991 yılında ciddi finans ve hammadde desteği sağlayan PETKİM’den ayrılarak özelleştirme idaresi bünyesinde satışa çıkartıldı.

Ancak her satış sonrasında alıcı çıkmadığı için 5 Nisan 1994 yılında ekonomik paketle kapatılma kararı alındı.

KIRŞEHİR;68 KAMYON 20 OTOBÜS VE 7-8 BİN KİŞİ İLE ANKARA YOLUNDA

Tansu Çiller Başbakanlığında kurulan 50. Hükümet tarafından alınan karar sonrası kapatılma kararına karşı aylarca Kırşehir’de eylem ve direniş yapan Petlas İşçileri, kararın akabinde “Ankara’ya 68 kamyon 20 otobüs Kırşehir halkı ve çalışanlarının eş ve çocukları ile birlikte 7-8 bin kişi” ile yürüyüşe geçtiler.

Hükümet için Ankara yürüyüşümüz hükümeti telaşlandırmıştı.Tez elden işçi temsilcileri ve sendika hükümet görüşmeleri başlamıştı bile.

Başbakanlıkta yapılan görüşmelerde bir “komisyon” kurulmasına ve kurulan “komisyon” un Petlas’ın kapatma kararını yeniden gözden geçirmesini ve kararın ona göre verilmesini kararlaştırdı.

Nihayetinde komisyon kuruldu. Bu komisyon raporunun da  “Petlas’ın kısa orta ve uzun vade yatırım ve yenilemelerini” belirleyerek “kapatmanın durdurulması ve çalışması gerektiğine”   karar verdi.

65 MİLYON DOLARA İRAN ASILLI NADİR İMPEX FİRMASINA SATILDI

Ancak Petlas’ın kısa vadede küçük maddi destekler ile ayakta kalamayacağı anlaşılınca 1995 yılında tekrar satışa çıkartıldı.

65 milyon dolara İran asıllı Nadir İmpex firmasına satıldı. Ancak teminatı yatıramadığı için satış iptal edildi.

LASTİK SEKTÖRÜ İLE İLGİSİ OLMAYAN KOMBASSANA SATILIYOR

20 Mart 1997 tarihin de Kombassan adlı firmaya satıldı.

5 Mayıs 1997 tarihin de Kombassan; “30 Milyon dolar yatırım yapmak 700 kişiden az olmamak koşuluyla istihdam garantisi ile 37.500 Milyon ABD dolarına” satılmış oldu ve Petlas’ı teslim aldı.

Lastik sektörü ile ilgisi olmayan ve yatırımları realize etmek konusunda gücü olmayan bu firma 2005 yılının Nisan ayına kadar sadece “6 Milyon dolarlık tevsi yatırımı” yapabilmiş ve Petlas tekrar kapanma noktasına gelmiş oldu.

PETLAS; YENİ SAHİBİNE ABDULKADİR ÖZCAN FİRMASINA, İSİ BİTMİŞ BİR ŞEKİLDE TESLİM EDİLDİ.

O Tarihlerde, lastik sektörün de “ciddi bir satış ağı” olan AKÖ, Abdulkadir Özcan Firmasına, 70 Milyon dolar karşılığında satıldı.

Uzun yıllar teknolojik yatırım yapılamayan, üretim teknolojisi geri olduğu için ürün kalitesi düşük ve yeterli üretim yapamadığı içinde “ölçek ekonomi”sinden yararlanamayan Petlas yeni sahibine tabir yerinde “işi bitmiş” bir şekilde teslim edildi.

DEVLETİN KAPATAMADIĞI PETLAS ÖZEL SEKTÖR ELİYLE KAPATILSIN ANLAYIŞI İLE ÖZELLEŞTİRİLMİŞTİ AMA YENİ SAHİPLERİ YENİ YATIRIMLARLA AYAĞA KALDIRILDI.

Devletin; işçiler ve kamuoyunun baskısıyla kapatamadığı Petlas;özel sektör eliyle kapatılsın” anlayışı ile özelleştirilmişti.

Ancak yeni sahipleri (AKÖ) firması; sektörde iyi yetişmiş kadroları ve ciddi dünya bankası kredilerini bulunca Petlas ciddi bir “yatırım süreci”ne girdi.

DEVLET VE KOMBASSAN DÖNEMİNDE ESKİ TEKNOLOJİ KULLANILDI

2005-2010 tarihleri arasında Lastik sektörünün en yeni teknolojik yatırımlarını tahminen 700 Milyon dolarlık yatırım yaparak rakip lastik firmalarının seviyesine doğru yükselmeye bozulan imajını düzeltmeye ve yeni yatırımlarını radyal (çelik) otomobil ve kamyon otobüs lastiklerini üretmeye başlamış oldu.

Devlet ve kombassan döneminde eski teknoloji ile rekabet edemeyen Petlas yeni yatırımlarla avantajlı duruma gelmiş oldu.

Burada bir şeyin altını çizmek gerekirse Petlas özelleştiği için değil yanlış bir teknolojik (Barum) seçimi yapıldığı ve yanlış bir özelleştirme (Kombassan) firmaya satıldığı için gerekli atılımı yapamamış olduğu için kapanma noktasına geldi.

Hâlbuki devlet Dünyada Lastik konusunda ileri teknoloji kullanan bir firma ile anlaşarak firmanın kurulumunu yapsaydı daha sonra ne olduğu bilinmeyen firmalara satmasaydı Petlas’da bunca olumsuzlukları yaşamazdı.

ŞEKER FABRİKAMIZDA MAALESEF KIRŞEHİR KÖTÜ SINAV VERİYOR

Yani Petlasımızın iyi bir firmayla buluşup, son noktada isabetli bir özelleşmeyle sonuçlanmasında; “fabrikasına sahip çıkan Kırşehir halkının ve işçilerinin rolü” kesinlikle belirleyici olmuştur.

Kırşehir’imiz şimdi şeker fabrikasını kaybetmeyecek sadece, pancar ekicisini, nakliyecisini ve hazır hayvan yemini dahası mevsimlik tarla işçilerini kaybedecek. Bu köyler boşalacak.İhale şartnamesinde verilmiş 5 yıl bile buna işaret etmektedir.

Konu tartışmaya bile gerek görülmeyecek şekilde nettir. ABD merkezli nişasta bazlı şeker pazarı, Türkiye’deki payını yükseltmek için hükümet üzerinde her türlü baskıyı kullanmakta hükümette kendini zor durumda hissetmektedir, Bu pazarlıkların karşılığında neler vardır bilmiyoruz ama bildiğimiz buna şiddetle karşı çıkmaktır.

“Şekerin özelleştirilmesi” Sıradan bir özelleştirme değil, gıdanın uluslararası tekele sermayeye bırakılması demektir. Etimizi sütümüzü şekerimizi yabancı firmalara vererek “biz üretmeyeceğiz et de süt de onlardan gelsin” demektir. Bizi de çöp toplamak, kendilerinin buradaki mülkiyetini fabrikasını bekletmek gibi görevle karşı karşıya bırakıyorlar

GIDA; TÜM DÜNYADA ÇOK ÖNEMLİ BİR “GÜVENLİK” KONUSU

Gıda tüm dünyada çok önemli bir güvenlik konusu haline geldi. Silahtan daha önemli stratejik gıda güvenliği haline geldi. Gelişmiş birçok ülkede yasaklanan genleriyle oynanmış mısırdan elde edilen tatlandırıcılar insan sağlığı için büyük tehdit.  Gıdaların GDO’su ile oynayan uluslarası gıda şirketleri aynı zamanda ilaç firmalarıyla da paslaşıyorlar. Yani şeker fabrikalarının alanına, nişasta şekeri tabanını ülkemize sokarak bizi zehirleyen kuruluşlar aynı zamanda Pfizer Novartis gibi ilaç firmalarıyla paslaşarak bizleri hasta ederek, bu coğrafyayı bir taraftan zehirleyecekler, bir taraftan ilaç satacaklar.

FABRİKAMIZA TOPRAĞIMIZA ÜLKEMİZE ASKERİMİZE SAHİP ÇIKIN

Biz ne yapacağız Anadolu topraklarında ne iş yapacağız? Bu utanç hepimize yeter eğer gelecek nesillerimize fabrika bırakmazsak tarla bırakamazsak ekin alanı bırakamazsak gelecek nesiller oraların kölesi olacaklar. Tüm bunlar millilik adı altında yapılıyor. Yani her gün televizyonda milliliğin konuşuldu zamanlarda değerlerimiz yabancılara peşkeş çekiliyor. Bir Cumhurbaşkanı’nın danışmanı diyor ki ‘ne yapsın Cumhurbaşkanı’nın gücü yetmiyor halk kendi mülküne kendi fabrikasına sahip çıksın’ diyor. Demek istiyor ki ‘Cumhurbaşkanı bile acz içinde, bu fabrikaları uluslararası sermayeye dayatıyor satmak zorundayız sahip çıkın’ diyor. Fabrikamıza toprağımıza ülkemize askerimize sahip çıkın her şeyimize sahip çıkın çıkmazsanız her şeyimizi alıp götürürler.

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN