
Bu hafta sizinle kulağımıza küpe olmuş “Toplumsal İnanç” kalıplarımız haline gelmiş konuları sizlere sunacağım.
Haydi şimdi geçmiş-gelecek yolculuğu zamanı…
Annemizden işittiğimiz bu tür sözler hala hepimizin kulağındadır. Annemiz bize sayısız dersler vermiştir. Bunları iş hayatında kullanmayı hiç denediniz mi?
“Hiç denemediğin bir şeyden hoşlanmayacağını nereden biliyorsun?”
“Gerçeklik, güzellik gibidir. Sınırları yoktur.”
Mustafa Kılınç
“Suratını asmayı sürdürürsen, bir gün yüzün öyle donup kalabilir.”
“Ortalığı kimin dağıttığı önemli değil; sen topla.”
“Tüm arkadaşların kendilerini köprüden attı diye sen de mi atmalısın?”
“Öldü. Çünkü doğmuştu. Evet ölecekti.”
Mustafa Kılınç
“Fazla büyüklenme.”
“Özür dilemesini bil.”
“Bir kitabı kapağına bakarak değerlendirmeye kalkma.”
“Paylaşmayı bil.”
“Bu, dünyanın sonu değil.”
“Nereden geldiğini unutma.”
“Birbirinizle didişmekten vazgeçin.”
“Aile olarak siz gülerseniz bütün dünya da sizinle birlikte güler.”
Mustafa Kılınç
“Tabağındaki sebzeleri bitir, yoksa tatlı yiyemezsin.”
“İç çamaşırların her zaman temiz olmalı, bir kaza geçirsen birileri görebilir.”









