Dönülmez

23 Haziran 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
201 defa okundu.
Dönülmez

Emine İnce

Dönülmez akşamın ufkundayız Vakit çok geç. Bu son fasıldır ey ömrüm Nasıl geçersen geç. Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile Avunmak istemeyiz, öyle bir teselliyle Geniş kanatları boşlukta Simsiyah açılan ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan, Geçince başlayacak bitmeyen suskunlu gece. Gruba karşı bu son bahçelerde ya şevk içinde harap ol, ya aşk içinde gönül, Ya laleler açılmalı göğsümüzde, ya da gül. Yahya Kemal Beyatlı. Ne duygu, ne aşk, ne ölüm. Saygıyla ve rahmetle. Yine acılar: yine şehitler, yine yangınlar, yine yalanlar, yine dolaplar. Hangisinden başlayıp ne yazayım. Nerden başlasam bilemedim. Kovid varken, kanseri unutmuştuk sanki. Kovid azaldı. Bu kez kalp krizleri, kanserden ölümler çoğaldı. Çok yakın bir arkadaşımızın doktor olan kızı kanserden öldü. Çok üzüldüm. Gencecik. Altı yaşında bir de çocuğu vardı. Ne denir bilemiyorum. Ailesine sabır, güzel kızımıza rahmet dilemekten başka. Bundan başka kimler, kimler. Ölüm de yolu şaşırdı, hep genç leri vurmaya başladı. Allahım kimseye genç ölümü, evlat acısı yaşatmasın. Bunun için yazıma Yahya Kemal Beyatlı’nın satırlarıyla başladım. Yine dilime dolanmıştı. Aslında hayat çok güzel. Gezmek eğlenmek, kimilerinin sevincini, kimilerinin acısını paylaşmak da hayatın içinde çok güzel olan duygular. Acılarımızı, sevinçlerimizi paylaşalım: yaşamımızı karart.aya çalışan siyasilere inat. Ne demiş Nazım Hikmet: Yaşamak şakaya gelmez. Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın. Bir sincap gibi mesela. Yani yaşamanın dısında ve ötesinde hiç bir şey beklemeden. Yaşamayı ciddiye alacaksın. Yani o derece, öylesine ki. Mesela kolların bağlı arkadan ve sırtın duvarda Beyaz gömleğinle bir labaratuvarda İnsanlar için ölebileceksin Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için. Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken Hem de en güzel, en gerçek şeyin Yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı Yetmişinde bile zeytin dikeceksin. Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, Ölmekten korktuğun halde, Ölüme inanmadığın için. Yaşamak yani ağır bastığı için. Nazım Hikmet’e saygı ve rahmetle. Biliyor musunuz ben bu Nazım Hikmet’in şiirini bir hanın duvarından aldım. Diyarbakır’ da ki hanların duvarlarında güzel şiirler, raflarında okunacak güzel kitaplar var. Hanlar da çok güzel ayrıca. O hanların bahçelerinde oturan insanların hepsi de eğitimli. Kitaplara ilgi duyuyorlar; bu çok güzel değil mi? İnsanlar öldükten sonra da güzelliklerle anılmalı. Hanların birinde de Ahmet Arif’in bir şiirini asmışlar duvara. Öyle dalmışım ki şiirin güzelliğine yüksek sesle okumuşum şiiri. Arkam da bir alkış tufanı koptu. Bu alkışlar bana mıydı, yoksa Ahmet Arif’in güzel şiirine mi? Şiiri telefonuma çekmiştim ama bulamadım. Çok güzel bir şiirdi. Bir daha ki yazım da size de gönderirim. Mesela şöyle yazmış bir şiirinde: sevdiğine mi, yoksa sevdikleri arkadaşlarına mı? Sen nasılsın canım? Elin Yüzün Havan Bıraktığım gibi mi? Korkunç özlemişim seni. Ben de sizleri çok özledim canım arkadaşlarım. Dün Antalya’daki komşularımı davet ettim. Özlem giderdik. Ne çok özlemişiz biribirimizi. Kovid yüzünden bir türlü toplanamamıştık. Çok mutlu olduk. Şimdi sıra İzmir’deki arkadaşlarımda. Ben gelince toplanıp özlem giderelim. İçinde insan sevgisi olan tüm arkadaşlarıma önce sağlık dileklerimi, sonra selam ve sevgilerimi yolluyorum.

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN