Hoşunuza Gitsede. Gitmesede…Ben böyle düşünüyorum.

18 Temmuz 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
648 defa okundu.
Hoşunuza Gitsede. Gitmesede…Ben böyle düşünüyorum.

Genel anlamda: Hukuk devleti; der ki: ‘Benim insanlarım ve onların hakları önemlidir. Devlet onlar için vardır’. Kanun devletine göre insanlar ‘devlet içindir… İnsan varsa devlet için vardır’.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyete “Laiklik” kavramından sonra en büyük kazanımlarından bir diğeri “Hukuk” kavramıdır. Mustafa Kemal Atatürk; hukukun üstünlüğü kavramını 1922 yılında meclis kürsüsünden şöyle seslendirmiştir.

‘Hukuk, devletin içindeki tüm mekanizmaların, önceden tespit edilmiş bazı kanun ve kurallar içinde işleyeceği anlamına gelir. Her devlet kurumu, anayasanın ve diğer yasaların tespit ettiği görev ve yetkilere sahiptir. Kimsenin bu görev ve yetkileri aşma, değiştirme gibi bir gücü yoktur. Hukuk, herkesin üstündedir ve dolayısıyla devlet “keyfi” değildir’.

Biz Devlet adamıyla, Siyasetçiyi yani politikacıyı birbirine karıştırırız. ‘Siyasetçi gelecek seçimleri, devlet adamı gelecek nesilleri düşünür’, Winston Churchill… Platon; “Devlet” eserinde derki; ‘Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir. Fakat… Milletin, idarecilerini iyi seçebilmesi için yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu temin edilmez ise demokrasi, otokrasiye dönüşebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötüde olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir’.

Bunun içindir ki; eğitimsiz toplumların Devlet adamıyla, Siyasetçiyi karıştırması mümkün iken doğruyu algılaması mümkün değildir. Gelişmiş ve eğitimli toplumlarda halk “Darbe” anlamını müdahale ötesinde algılar. Onlar kendilerine verilen hukuk düzeni içindeki haklarını çok iyi bilirler.

Mustafa Kemal Atatürk’üm felsefesinde tam bağımsız, özgürlükçü demokrasiyi özümsemiş bir hukuk devletinin tanımı var. Darbeleri askerler yaparsa “Cunta”, siviller yaparsa yol “Diktatörlüğe” yönelir. Her iki anlayışın bir hukuk ülkesinde kabul görmesi mümkün değildir. Çağdaş normlara dayanmayan hukuk düzenlemeleri üzerinden yapılan darbeler bu ülkenin askeri darbesinin vereceği zarardan daha büyüğünü vereceğini, ülkenin daha büyük acılara gebe kalacağı kesindir. Unutmayınız ki; sivil darbeler ülkeyi geri dönülmesi mümkün olmayan maceralara sürükler.

Bir ülke darbeyle yatıp, darbeyle kalkıyorsa gelişimini nasıl tamamlayacak!

Bağımsız olduğunuzu iddia edip aslında olmadığınız gerçeği altında dış politikaları iç politika malzemesi haline getirmiş iseniz. Dış politikanız iflas etmiş, ülke çıkarları siyasetçi çıkarları şekline dönmüş ise… Doğru dürüst sağlık politikanız yoksa. Sağlık politikanızın koltuklarına tarikat şeyhlerinin müritleri oturtulmuşsa, birileri güçlü kılınırken bir diğerini zayıflatma politikası anlam kazanmışsa… Doğru dürüst eğitim politikanız yoksa. Ülkeyi Din devleti haline getirmek planlanmışsa.

Ordu Milli olmak sıfatından arındırılmış, farklı bir anlayışın ordusu haline getirilmiş ise. Ege’de adalar işgal edilmiş, Süleyman şah türbesini sırtınıza vurup arkanıza dahi bakmadan güvenli dediğiniz topraklara çekiliyorsanız, bir başka ülkenin bekası için bu vatanın evlatlarının şehit olmasına fıtrat diyor, koruduğunuz ülkenin insanları bu ülkede keyfi sefada ve lüks içinde plajlarda yaşıyorsa; sizlerin milli olması mümkün değildir. Bu ülkenin refah payını bu insanlara veriyor, bu ülkenin insanlarını açlığa, yoksulluğa ve yokluğa mahkum ediyorsanız!!!

Halkın %50’sinin hayır dediği bir referandum çıkışı, ülkenin yarısını geleceğinden endişeli bir hale getirmiş ise. Ülke kendi refahı yerine dış devletlerin emrine sokulmuş, kendi halkına zulmederken, mülteci sıfatıyla tanımladığı diğer ülke halkından medet umar hale gelmiş ise… İktidarlarını; dini tarikatlar üzerinden güçlü kılma anlayışı dindarlık anlayışı içinde kıyafetlere ve işaretlere yansımışsa… Müspet bilimi bir kenara iterek, hızla İmam hatipleşiyorsanız. Tarikatları Demokrasi önünde bir engel olmadığını düşünüyor ve denetlemiyorsanız. Hazırlanacak Ana yasa bu ülkeyi yeni, yeni darbelere hep gebe bırakacaktır. Unutmayınız ki; darbe olmaz. Darbe gelir…

Bu gerçeklerin içinde zor temizlersiniz FETÖ ve diğerlerini. Bu ülkede bulunamayan FETÖ’cülerin diğerleri olmayacağına dair bir garanti var mı?

Tarihi yeniden yazmaya kalkışmak. Geçmişi inkardan öteye geçmez. Kanla irfanla yazılmış bir tarihi yok etme girişimleri, milleti yok etme girişimleri değil-mi-dir-ki; bu ülkenin milli bayramlarını yok sayıyor ve askıya alıyorsunuz. Öyleyse kendimize dönük duralım. Siyasetçiyi sevmek, ülkeyi sevmekle asla aynı paralellikte olması mümkün değildir. Onlar kendi ideolojileri içinde geldikleri yere döneceklerdir.

Türklerin Anadolu’daki varlığını yakından ilgilendiren iki büyük tarihi olay; Ağustos ayında meydana gelmiştir. Bu tarihleri silmeniz, bir üniformalı din baronunun bu özel günü siyasetçiye teslim etmesi gerçeği değiştirmez. Bu tarihin ilki Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt zaferidir… Diğeri ise dokuz asır sonra, haçlı ve sömürgecilik zihniyetiyle Anadolu’yu ele geçirmek isteyen işgalcilere karşı Başkomutan Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının kazandığı büyük zaferdir.

Bugünkü Türkiye sınırları içerisinde hür ve bağımsız yaşama onurunu bu iki zafere borçluyuz. Malazgirt’te Alparslan’ın adını zikrederken; Mustafa Kemal Atatürk’ü görmezden gelmek, kimsenin onaylayacağı bir davranış biçimi değildir.

Geçmişte hazırlanan hutbelerde bütün milli bayramlarda Atatürk ve silah arkadaşları minnetle, şükranla ve hayırla anılırken bu ülkede silinmek istenen nedir? Bitmez bir kin.

Kırşehir’de Cumhuriyet mimarilerinin son temsilcileri bir bahane ile yerle bir ediliyor. 900 yıllık binalar bugünün teknolojisi ile ayakta tutulurken, 70 yıllık binaların yerle bir edilmesinin mantığının ne olduğunu anlamıyoruz zannediyorlarsa; aldanan kendileridir. Halk sahiplenmezse diğerleri ideolojilerini uygulama safhasına koyacaktır. Sustukça onların sesi daha yüksek çıkacaktır.

Ben bıktım bu korkaklıktan. Bıktım bu ikiyüzlü, yüreği başka, düşüncesi başka kiralık beyinlerin salgılarından. Sizler kalemi başka, dili başka kiralık aydınlardan bıkmadınız mı!

Bir gün o el kapıları birer, birer suratlarınıza kapandığında hangi kapıyı tırmalayacaksınız. Hiç düşündünüz mü.

Bunun içindir ki ben; köpekleşmenin tarihini yeniden kaleme alacağım.

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com