Desinler, Desinler, Şeker Yesinler…

26 Şubat 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
Desinler, Desinler, Şeker Yesinler…

 

Desinler, Desinler, Şeker Yesinler…

Türkiye’de 25’i devlete ait 33 şeker fabrikası var… 1 milyon 905 bin hektar alanda 11 milyon 350 bin ton pancar üretiliyor ülkemizde…

Hükümet şimdi devlete ait 25 fabrikanın 14’ünü ‘’zarar ediyor’’ gerekçesiyle satışa çıkartıyor. Aralarında fabrika kıtlığından sürekli göç veren Kırşehir de var…

On binlerce şeker fabrikası çalışanı, yüzbinlerce pancar üreticisi diken üstünde…

Gençlerin otobüste, yürürken hatta okulda derste oynadığı, orta yaşlıların da büyük ilgi gösterdiği ‘’Candy Crush’’ diye bir internet oyunu var. Oyunun Türkçe karşılığı ‘’şeker ezmek’’, yani “şeker patlatmak”. Bu Candy Crush oyununun maddi değeri 5.9 milyar DolarTürkiye’deki 33 şeker fabrikasının değerinden daha fazla…

Yine başka bir hesapla tüm şeker fabrikalarını satsanız, bir Osman Gazi köprüsü yapamazsınız. Osman Gazi Köprüsü’nün ettiği zarar karşısında şeker fabrikalarının ettiği söylenen zararın lafı bile olmaz. Kaldı ki bu fabrikaların zarar ettiği iddiası da koca bir kandırmaca. Kaldı ki örneğin Kırşehir Şeker Fabrikası eğer zarar ettiyse, faaliyete geçtiği 17 yılın 16’sını bu hükümet yönetti. Zarar ediyorsa sizin beceriksizliğiniz…

Tarladan gelen pancar kıyılıyor, makineleri modernleştirmezseniz; kıyılan pancarlar şerbet yapılıyor, teknolojiyi yenilemezseniz; şerbetler arıtılıyor, arıtma tesisini verimli hâle getirmezseniz; sulu şerbet buharlaştırılıyor, buhar makinelerinin bakımını usta ellerde düzenli yapmazsanız; şeker kristalleştiriliyor, kazanları ve tesisi Dünya normlarına getirmezseniz; en önemlisi de fabrikayı arpalık olarak görüp, personeli ve bütçeyi partizanca düzenleyip yönetirseniz, sonuç zarar olur tabi… Bunları yapmayıp da şimdi ‘’zarar ediyor’’ diye satmaya kalkıyorsanız, sorumlu sizsiniz ve satmak için bu duruma kasıtlı getirdiğiniz kuşkusu oluşur insanlarda ister istemez…

AH BU TÜRKÜLER…

Her tüten baca, her çalışan fabrika insanlara aş demek, iş demek… Nerede bir temel atılsa, açılış yapılsa, nerede makine tıkırtıları gelse, insanlar coşkuyla karşılar, heyecanlanır, sevince boğulur, maniler, türküler yakar mutluluktan…

Şehirlerine şeker fabrikası yapıldığında Konyalılar, ‘’Bizim evde şeker, lokum, badem var’’, Eskişehirliler ‘’Halkalı şeker’’, İstanbullular ‘’Şekerli misin vay vay’’, Niğdeliler ‘’İnce beline hayran, şeker lebine kurban’’, Ankaralılar ‘’Yandım şeker oğlan’’,  Kırşehirliler ‘’Allı Turnam bizim ele varırsan, şeker söyle, kaymak söyle, bal söyle’’ veya ‘’ Burnu fındık, ağzı kahve fincanı, şeker mi şerbet mi, bal Acem kızı’’ türküsünü söylemiştir mutlaka…

Fabrikaya kavuşunca herkes ortak dilden ‘’Desinler desinler şeker yesinler’’ dese de şimdilerde fabrikaları ellerinden gidince yine ortak dilden hep bir ağızdan ‘’Kendim ettim kendim buldum’’ türküsünü söyleyecek yürekleri yanarak…

KIRŞEHİR’E ŞEKER SEÇİMLE GELDİ, SAHİPSİZLİKLE GİDİYOR…

18 Şubat 1990’da Türkiye’de tek yerel seçim Kırşehir’de…

Bu seçim bir anlamda ANAP hükümeti için güven oylaması.

Hükümet tüm bakanlarını Kırşehir’e gönderip vaat yağmuruna tutuyor. Hatta Bakan İmren Aykut’a yerel şalvar giydirip ev ev dolaştırıyor…

Neredeyse 1 ay boyunca bakanlar kurulu Kırşehir’de toplanıyor. 26 Mart 1990 yerel seçimlerinde esen SHP rüzgârını daha da alevlendiren Erdal İnönü de İstanbul’dan Nurettin Sözen’e, Ankara’dan Murat Karayalçın’a, İzmir’den Yüksel Çakmur’a talimat vererek, iş makineleriyle Kırşehir’de gövde gösterisi yapıyor… Bakan İmren Aykut’a karşılık olarak da Şişli Belediye Başkanı Fatma Girik’e şalvar giydirip misilleme yapıyor..

Ocak 1990’da Kırşehir’de miting yapan Başbakan Yıldırım Akbulut, şeker fabrikası yapılacağı müjdesiyle hamle yapıyor ve apar topar temel atılıyor…

Her yıl küçük ödeneklerle gıdım gıdım ilerliyor fabrika. Hatta bir ara vazgeçildiği söylenip atıl durumda bekletiliyor… Bir yıl çelik konstrüksiyonla zaman geçiyor, bir yıl biraz duvar yapılıyor, ertesi yıl birkaç kazan geliyor… Şantiyede bir avuç insan ödenek bekleyerek geçiriyor yılları. Müdürler değişiyor, yeni şefler geliyor, herkes işe girmek için dört gözle bekliyor fabrikayı..

8 başbakan, 18 sanayi bakanı, 3 cumhurbaşkanı değiştikten sonra nihayet 2001 yılında faaliyete geçebiliyor şeker fabrikası… Pancar üreticisi için, onlarca işsiz için umut oluyor fabrika…

Mevcut hükümet tarafından birkaç kez satmaya yelleniliyor fakat sonra vazgeçiliyordu. Sonunda Kırşehir’in devlete ait tek fabrikasının 3 Nisan 2018’de yapılacak ihaleyle satılacağı açıklanıyor. 4 milyon lira geçici teminatla… 4 milyon lira bırakın boğazda bir yalıyı, deniz, orman görmeyen bir semtte bir rezidans fiyatı…

Zaten devletin bu 14 fabrikanın satışından elde edeceği para, Mehmet Şimşek’in deyimiyle ‘’çerez parası’’

‘’Vallahi de Billahi de’’ diye yemin edip sonra saf değiştiren bir adam vardı ya bu ‘’fabrikalar zarar ediyor’’ ve ‘’çerez parası’’ konusunda da aynı yemini hepimiz edebiliriz gönül rahatlığıyla, ‘’Vallahi de Billahi de bu fabrikalar zarar etmiyor, Vallahi de Billahi de bu satıştan ancak çerez parası çıkar’’…

Devlet için ‘’çerez parası’’ olacak bir paraya neden satılıyor o zaman bu fabrikalar? İşin içinde başka işler olduğunu herkes biliyor da kiminin siyasi olarak işine gelmiyor, kiminin maddi olarak… Kısacası nişasta bazlı zehir şeker lobisi iş başında… Mısır lobisi işbaşında… Çikolata fabrikaları lobisi işbaşında… Glikoz lobisi işbaşında…

ŞİMDİ KIRŞEHİRLİLER’İN MUHATABI KİM?

Peşinen söyleyelim ki bu mağduriyetten A(r)slan kankalar sorumlu değil. Ne iktidarın il başkanı Muzaffer Aslan, ne de milletvekili Mikail Arslan’a ne de hükümete hesap sormaya kalkmasın kimse…

Malum “parlamenter sistem”den “çark ettikVekiller bu konuda belli etmeseler de ciddi bir fonksiyon sahibi değiller, Hele de yakın zamanda bakanlar da dışardan atanınca eski yol arkadaşları milletvekili arkadaşları da olamayabileceğinden, azalan “mecliste milletvekilinin kapısını çalmakta eskisi gibi “tesir”i olmayacak.

Hatta ‘’Şeker fabrikaları satılırsa şeker hastalığı yüzde 14 azalacak’’ diye yayın yapan mâlum kanallara da kızmayın…

Zaten hesap sorulmaya kalkılsa da kızılsa da bir şey çıkmaz diye hesaplanmış bu iş… Neden 25 devlet fabrikasından 14’ü satılıyor? Bu 14 ilde iktidar partisinin oy oranları yüzde 50, 60 hatta 70.. Yani ‘’bu illerde ezici gücümüz var, tepki olmaz’’ diye hareket edilmiş…

Yılda 505 bin ton pancar işlenen tek devlet fabrikası elimizden alınıyorsa bunun tek müsebbibi DSP’dir. DSP bu fabrikayı açmasaydı 2001 yılında, şimdi satılma diye bir derdimiz olmayacaktı. 8 başbakan faaliyete geçirmedi de Ecevit’e mi kaldıydı bu iş?…

18 sanayi bakanı durumu idare etti de DSP hükümetinin MHP’li Sanayi Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu mu kurtaracaktı memleketi?…

Fabrikamız elimizden alınıyorsa DSP’nin kapısına dayanmak lazım, ‘’Niye bu fabrikayı açtın da başımıza bu dertleri saldın’’ diye…

***

Eeee, siyasetle kuruldu, siyasetle elimizden alındı fabrika.

Büyük çoğunluğumuz da siyasetle sessiz kalıyor hatta destek veriyoruz. Her zaman dedik, siyaset bir “elma şekeri”dir. Tatlı tatlı yersin, sonunda elinde kazığı kalır…

Velhasıl “şerbet”ten hayallerimiz, “şeker”den fabrikamız vardı. Yağmur yağdı eridi…

Cümleten geçmiş olsun.

MUSTAFA KUZEY

 

 

Anahtar Kelime: ,
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com