BURNUMUZA KADAR SİYASETE BATTIK!

10 Nisan 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
BURNUMUZA KADAR SİYASETE BATTIK!

BURNUMUZA KADAR SİYASETE BATTIK!

Atanmışlardan oluşan bir kısım anayasal kurumlar, ‘idarî’ olmanın dışına çıkmış, ‘siyasî’ bir fonksiyon için görev üstlenmiş ise; devlet kurumlarında liyakat beklemek beyhude olur. Toplumsal hizmet, topluma sunulur. Toplum yararı ötelenmiş, siyasi argüman rolü üstlenmiş kimlikler sadece; lak, lakla bir koltuk işgal eder. Gelişmiş ülkeler de kökleşmiş anayasal kurumlar bu tür anlayışı reddeder. O ülkelerde liyakat önemlidir. İşin ehli; devleti, dolayısıyla ülkeyi yüceltir.

Yetki yok. Proje yok. Ama! Kurumsal konforu sonuna kadar kullanmak var. ‘Seni ben atadım’. sözcüğü aslında çürümüşlüğün, kokuşmuşluğun topluma yansımasıdır.

Çok konuşuyoruz. Hiç bir şey üretmiyoruz. Kırşehir’de kurumların etkin üretimine bakıyorum. Sadece lafazanlık. Eli kolu bağlı, sadece kurumsal kimliklerin varlığının temsilcisi yapılan kişilerin, yapacak çok şeyleri de yok.

Kimin veya kimlerin işine geliyor ki! Türkiye’de genel görünüm bu. Kulağının üzerine yan gelip yatmış, bankamatik memurları. Bunların iş yapma gibi bir arzuları da yok. “salla başını, al maaşını” anlayışına ilaveten, siyasi temsilci, yada ideolojik dava arkadaşlığı olarak dizayn edilmiş kimliklerin, masa kapma yarışı haline getirilmiş bir devlet.

Bu benim genel bakışım. Bana göre görünen doğrular bunlar. Onlara göre doğrular mı? İşte aşağıda. Burası Türkiye. Burası Kırşehir.

Kırşehir’e tren geliyor… Oyalama süresi 15 yıl.

Kırşehir’e istihdam için yapılmış iki fabrikadan biri özelleşmiş. Diğeri satılma listesine alınmış 15 yıl sonra.

Kırşehir çevre yolu yapılıyor… Oyalama süresi 15 yıl. Kaman ilçesine çevre yolunu yaptı. Ancak Vilayet yapılamadı.

Kırşehir-Kapadokya havaalanı yolu uzaklığı 43 Km düşürülme olasılığı vardı. Hat da seçim propagandasıydı. Tıpkı Demir yolu gibi! Ne oldu?  Oyalama süresi 15 yıl. Kırşehirli sabah uçağına binmek için gece yarısı ya Ankara, ya da Nevşehir yolunu tutuyor.

Kırşehir merkez müzesinin içi boşaltıldı. Ahi Evran’ı Velinin El yazması salnameleri Konya’ya gönderildi. Diğer yanda Arkeolojik ve Etnoğrafik eserler sahteleri ile yer değiştirdi. Kimsenin kılı kıpırdamadı.

Soruşturma yok. Araştırma yok. Hal böyle olunca sonuçta suç yok. Vali bey elinde Zülfikar, emekli oldu.

Merkez müzenin Kırşehir’de olması gerekmez mi! Hayır. Çağırkan köyüne merkez müze yapıldı. Hitit Uygarlığına ait kalıtlar (Öküz başlı sunak ve Kapı aslanları)  alakası olmayan bu müzenin bahçesini süslemek için bölgeye taşındı. Kim emir verdi. Verilen bu emri kim uyguladı. Bu akıl tutulması değilse nedir? Bu şehrin uygarlıklarını yansıtan eserleri Japon’un müzesine taşıyorsanız! Kırşehir valiliğini de, konutunu da herhangi bir köye taşıyın. İdari birimleri de farklı köylere yerleştirin. Neden yapmıyorsunuz?  Kültür müdürlüğü neden Çağırkan’da değil de kent merkezinde?

Gelen misafirlerinizi neden Japon bahçesine taşıyorsunuz. Siz neden bir botanik alan yapmıyorsunuz? Nasılsa eski müdire Japonlara övgüler dolu yazılar yayınlayabiliyor.

Susarsanız kabullenirsiniz!

Kültür müdürlüğü bünyesinden FETO’cu barındı. Kültür müdiresi bilmiyordum dedi. Kent için hiç bir şey üretmeyen. Ancak; Japonların basın danışmanlığı rolünü bu Müdire üstlendi. Kimseden gık çıkmadı. Liyakati gördünüz mü!

Kırşehir’i ‘Kaplıcalar şehri yapıyoruz’… dediler!!! Kara Kurt kaplıcası çürümeye terk edilirken, Bulamaçlı kaplıcası özel sektöre verildi… Geçen süre 15 yıl.

Kırşehir Kültürler arası diyalogun merkezi olacak… Geçen süre 15 yıl.

Kırşehir’de Kültür müdürlüğü. Etkin mi? Verimli mi? kontrol edilebilirliliği.

Kırşehir Savcılı Hirfanlı sahil bandı, Turizm alanı ilan edildi. Geçen süre 15 yıl oldu. Turizme yönelik bir çivi çakılmadı. Üstüne üstlük sahil boyu endüstriyel hayvan mandıraları ile kirlilik had safhaya ulaştı. Yol Turizm alanı olan bölgeye değil, hiçte elzem olmadığı halde, Boztepe İlçesi yolu ıslah bahanesiyle rant yolu yapılıp, bu yol ile yaklaşık beş bin adet kara çam ağacı katledildi. Başta milletvekilleri, vali ve tüm bürokratlarla birlikte halk; bu erozyonu seyretti.

Seyfe Gölü kurudu. Her fırsatta kurtaranlar. Seyfe Gölünün Tuz çölü olmasına seyrederken aradan geçen süre. 15 yıl oldu.

Üniversitenin Biyoloji bölümü kapatıldı. İlahiyat bölümü açıldı. Bu ülkeye Doktor, Mühendis, matematik, Fizik, Kimyager gerekmiyor. Biyoloji yoksa bu bilim dalları kadüktür. Yoktur… Lafın üzerine oturtulmuş bir üniversitenin kuruluşundan bugününe değişen tek şey var. Konfor, ve bolca binalar.

Bugün bu ülkede ‘Tarikatlar’ moda. Bakarsınız yarın ‘Komünistler’ moda olur.

Sessiz toplum. Örgütsüz toplum, öncelikle siyasetçinin işine geliyor. Kendisine bir hizmetkar arıyor. O hizmetkarı buluyor… Görevlendiriyor. Bu ülkede kulağının üzerine yatmış, adam sendecilik içinde işlevsel özelliği olan o kadar çok kurum var ki! Bunların başına oturtulan kişilerin sadece birer siyasi temsilci olduğunu anlamamak körlükle eşdeğer.

Benim vergilerimle maaş alan siyasi ve bürokratlar. Benim vergilerimle hazine oluşturan iktidar. Kime hizmet ediyor. Sorusunun yanıtını bulabiliyor musunuz? Hayır.

Bunun içindir ki; boğazına kadar siyasete batmış bir kurumlarda liyakat aramak boşuna.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com