![]()
BM tarafından yapılan bir araştırma sonucunda ortaya çıkan gerçek, büyükbaş hayvanların, atmosferdeki sera etkisine yol açıcı gazların salımın da-ki sorumluluklarından ötürü çevre için motorlu taşıtlardan daha tehlikeli olduğu yönünde.
Türkiye BM üyesi. Türkiye Dünya’nın neresinde? Kırşehir Türkiye’nin neresinde? Bizi yönetenlerin kirlilikle bir sıkıntıları yok. Milletin sırtından klimalı odalar, makam otoları, sekreterler vs-vs…
Hayvansal dışkılar, amaca uygun olarak çiftlik gübresi şeklinde kullanılmamaları halinde çevreye oldukça büyük zararlar (yer altı ve üstü suları kirliliği, sera gazı emisyonu vb.) ve rahatsızlıklar (koku ve hijyen problemleri vb.) verdiği gerçek. Hele ki bu kuruluşlarda (ahır, mandıra vs) denetimde yoksa… Bu şehirde aynen böyle. Hayvan atıkları yollarda. Su havzalarında. Mutlak tarım arazilerinde. Koku kirliliği nefes almayı zorlaştırıyorken. Diz boyu rezalet kimlerin umurunda.
Tarım arazilerinde aşırı sentetik gübre uygulanması, hayvansal dışkıların öngörülmeyen alanlara ve sulara deşarj edilmesi tehdit boyutuna ulaştığı gerçeğini göz ardı ederek, kirliliğin ana kaynağı haline gelmiş hayvansal atıklarla yaratılan kirliliğin ana kaynağı çevremizde açılan onca ahır ve endüstriyel mandıralar değil mi? Bu topraklar kirleticilik bakımından bugüne kadar böyle bir zulüm görmedi. Kırşehir tarım arazileri yavaş, yavaş planlı bir şekilde öldürülüyor. Tıpkı Seyfe Gölü gibi. Aşırı kirlilik. vurdumduymazlık. Denetimsizlik. Sonuç: Toprak, Hava Yeraltı ve üstü sularda aşırı kirlilik.
Endüstriyel mandıralar sadece kapsadığı alanda etrafa zarar vermiyor. Bitişik alanlara. bitişik alan sahiplerine de büyük zararlar veriyor. Büyükbaş hayvanlar göründüğü gibi çokta masum değiller. Teşvikler, hibeler 10 yıl içinde bu ülkede hayvan yetiştiriciliğinin giderek yoğunlaşmasına yol açtı. Tarım arazileri bulunmayan veya küçük olan ve sayıları giderek artan tarımsal işletmeler, ortaya çıkan hayvansal dışkılarını akarsu havzalarına, boş alanlara doğrudan deşarj edebiliyorlar. Bu vurdumduymazlığın tek anlamı odalarında başlarını masalara gömmüş bürokratların adam sendeciliği.
Siyaseten hatırlı. Paralı hatırlı. Hayır sever kisvesi altında doğal hayata ve insan sağlığına verilen zararlar. Kişisel çıkarlarla yoğunlaştırılmışsa yazmanın ne kadar faydası var. Adam Mutlak Tarım Arazilerin kafasına göre değerlendiriyorsa. Hat ta evrakları bi-zati elden kendi değerlendiriyorsa. İknayı da o çok bilmiş makamdan mukim aklıyla, çıkar odaklı yürütüyorsa, bu ülkede kanser vakalarının artması hız kesmeyecektir. Birileri kesesini doldururken, diğerleri kanser olmuş. İçmeye su bulamamış. Ekili alanlar birer, birer elden çıkmaya başlamışsa. Bir ülkede tarım ekonomisinin içine ancak böyle edilir. Kulp hazır “Yasal mevzuat” Hadi be!
Kulağıma öylesine pis kokular geliyor ki… Çalan çalana. Dolandıran dolandırana. Kim bu işi kotarıyorsa yanına kâr kalıyor. Sırası geldiğinde onları da yazacağım. Kimlerin yüzleri kızarır bilemem. Kimler için işlem başlatılır bilemem. Örnek mi Kırşehir müzesinde sahte eserlerden söz etmiştim. sonuç yok. Zira müzeyi kökünden hiç etseler, kimsenin umurunda değil. Boztepe yolu inşasına yönelik dava açtık… Sonuç (0)… Kaldı ki; hayvansal atıklar ve kirliliğin ana kaynağını teşkil eden mandıralar. Kimsenin umurunda olmasa gerek. Hayvansal atıklar yüzey ve yeraltı sularını zehirliyorlar. Tarım arazileri kullanılamaz hale geliyor. Kimin umurunda. Ortaya dökülen kirlilik iklimsel faktörler, orman ve yabanıl yaşam için en büyük tehdit. Çevre felaketlerine neden olan bu yağmacılık bu şehrin boşalmasına hızla göç vermesine neden olursa sorumlusu kim olur?
Büyükbaş hayvanlara gelişimleri ve hastalıklardan korunmaları için verilen sentetik ilaçların (antibiyotik, böcek ilaçları ve hormonlar) et ve sütte biriktiğini bir kısmının dışkıyla dışarı atıldığı için tehdidin ana boyutunu teşkil etmekte. Ortaya çıkan nitrat suyu, azot protoksit havayı kirletirken et ve sütteki tehlike çok büyük boyutlarda. Plansızca çevremizde mantar gibi çoğalan mandıralar çevredeki tarım arazilerine de asit yağmurlarıyla zarar veriyor. Asit yağmurunun içinde bulunan amonyak bu zehrin üçte ikisinden fazlasını taşıyor.
Çuğun baraj gölü kenarında Mandıra var. Seyfe Gölü kenarında mandıra var. Kızılırmak havzasında sayıları yüzleri bulan mandıralar var. Allah akıl ve izan versin. Şehre su taşıyan bir göl. Belediye kent parktan geçen dereyi temizlemek için binlerce lira harcıyor. Nasıl kirletiliyor deriniz? Mandıralar da alan seçimleri neye göre. bu planlama neye göre? Kimin çıkarınadır? Hangi aklın ürünü olarak hayata geçirilmiş! Seyfe Gölü RAMSAR’a bağlı bir göl. Bu göle bir ilçe atığını bırakırken, bölgede iki köyde hazırlık içinde… Diğer yanda mandıralar el birliği halinde çevresinde konuşlanmış. Kırşehir tarım alanları ağırlıklı olarak Kızılırmak havzası çevresinde. Tarım arazileri buradan sulanıyor. hangi suyla. Aşırı gübre kullanılan, vasfını yitirmiş toprağa birde nitrit asit (Kızılırmak suyunda aşırı olan kirletici) ekleyin. Nitrit asitle sulanarak üretilen sebze tüketiyor bu şehrin insanları. Bu insanların hayatı bu kadar mı ucuz.
Kırşehir idari sınırları içinde drenaj yetersizliği olan binlerce dönümlük taşlık ve tuzluk alanlar mevcut. Bu alanları hayvancılık endüstrisinde kullanmak mümkün iken niçin mutlak tarım alanları, yol kenarları, su havzaları ve akarsu kenarları böyle ölümcül bir kirliliğin içine itilir. İnsanda vicdan olur. İzan olur. Bu şehri bu kirlilik için itmeye kimin hakkı var.
Ülkemizin Tüm kırsal alanlarda yaşayanların sosyal ve ekonomik kalkınmasını sağlamak sizlerin asli görevi değil mi? Toprak ve su kaynakları ekonomik kullanım planlamasını kim yapmalı. Ekonomik kullanımı sağlayacak önlemleri almak, projeler üretmek ve denetim kimin görevi?
Bu yazıları okuyup kulakları üzerine yatacak olan beyler. Akşam yastığa kafanızı huzur içinde koyabiliyorsanız. Size diyecek daha çok söz var. Sizlere görevlerinizi hatırlatmak benim görevim değil ama. Birileri farklı anlatabilir bilmiş olun. Geçmişte birileri ‘danışmanlık’ sözü için nelere imza atmıştı. Bilmem bilir misiniz? Şimdi esemesi yok…
Ben yaptım oldu mantığı bu. Olmadı. sen yaptın olmadı. Sen birilerinin çıkarına hizmet ederken, Toplumu göz ardı ediyorsan. Olmadı. kanun ve yasalara saygılıyım. Yasa ne emrettiyse onu yapıyorum lakırdısı sadece lafı güzaftan öteye geçmez. Yasaları birilerinin çıkarlarına göre yorumlarsanız. Sizlerinde çıkarları var demektir. Sizlerin sürdürülebilir katılımcı kırsal kalkınma yaklaşım modeliniz kamu yararı olmaktan çıkmış ise, bireysel çıkara dönüşmüş demektir.
Kırsal kesimin; içinde yaşadığı havzanın yenilenemez kaynaklarından yararlanırken aynı anda koruyan, adil, efektif kullanımı bir yaşam modeli olarak benimseyip, aynı zamanda sonraki nesillerin yaşam hakkına da saygı göstermesi farkında-lı-ğı-nın yaratılması öncelik değilmidir?
Tüm havzaların mevcut kaynaklarını iyi irdeleyecek yöntemleri bulmak, hayata geçirmek ve kullanmak, gelir adaletsizliği ve dengesizliği yaratmadan kalkınmayı gerçekleştirmek için gayret ve çaba toplumsal refahtan arındırılıp kişisel çıkarlara bağlanıyorsa; çek kuyruğunu gitsin. Alan memnun. Veren ziyadesiyle mutlu.
Bir avuç şehir. Bin bir dert ve tasa. Bu şehrin geçmişi 5 bin yıl geriye dayanır. Bu şehir bugüne kadar bunca zulmü bir arada hiç gördü mü ki!
Birde üzerine ekleyin OHAL’ı









