BAŞLARKEN!

5 Temmuz 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
688 defa okundu.
BAŞLARKEN!

Başlarken Yalınızsınız… Bitirdiğiniz de Daha da Yalnız. Böyle başlamak yazının her cümlesini kurarken sonuna bakmak. Özgürlükler ülkesinde düşünce hapse tıkılıyorsa! Yalamak ve doğruyu paylaşmak. Sonuna kadar direnmek yada susmak. Düşünce dilini yazıya dökmek. Düşüncenin suç olduğunu bilmeyen kaç kişi kaldı ki! Fuzuli demiş ki; “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil… Çektiğim alamı (acıları) bir ben, birde Allah bilir”. Bunun için olsa gerek ki; kendimi herhangi bir yere ait hissetmiyorum. Birilerine göre sıra dışılık? Ne bir şehre, ne bir ülkeye nede bu Dünyaya. İsyanı olmayanın erdemi olmaz. Erdem hastalık mıdır ki, erdemli insanlara geri adım attırmak icat olmuştur. Adaletle yatandan hukuk doğmaz.

Elinden tutmak bir çocuğun. Elinden tutup yükseltmek ya da piç muamelesi içinde tekme tokat susturmak. Bastırmak. Dünyaya gelmişlerin pek çoğu susmayı yeğler. Susmak korkunun kaynağını besler. Korkunun tanımı olan “Damokles’in Kılıcı” Tepenize ne zaman kim veya kimler tarafından inecek kuşkusu… Çocuklara kuzu gibi ol diyerek öğütleyenler, çocuklara büyüdüklerinde iyi bir koyun olma tavsiyesi olabilir mi! Birilerinin diğerlerini aptal yerine koyup işini yürütmesine ne denir? Ya da ağzın tam orta yerine oturanlar. Milletin orasına koyup, koyup milleti kaz gibi yolanların orasına siz koyamazsanız, onlar mütemadiyen koyacaklardır. Bunun içindir ki; bu ülkede düzenler değişirken, düzülenler hiç değişmezler.

Şeytanın dürtmesiyle başlıyorum. Sinema salonlarına biletsiz kaçak giren çocuk gibiyim. Benden öyle saklı hikayeler okuyacaksınız ki; saklı hikayeler. üstü aralanmış küfürler. Noktasına virgülüne kadar. Bayramlık ağızları. Salyalar dolusu kusmak gelecek birilerinin suratlarına. Bir şehrin taşra kasabası gibi yönetilmesini, yönetilen bir ülkede mi, idare olunan adına vatan dediğimiz bir toprak parçası üzerinde mi yaşıyoruz. Soyulan bir ülkede bizler don gömlek kalmış isek. Kabahatin çoğununda bizde olduğunu bilmek gerekmez mi? Dışarıdan içe bükerek gelirseniz kirliliği örtmüş olursunuz.

Sizlerle güncel kalacağım. Güncelden kaçanları, kalabalıklardan korku duyanlara. Din baronlarını. Saray soytarılarını. Şamar oğlanlarının artığa rıza göstermelerini. Ortaya dökülmüş din bezirganlarını. Din adamlığı ile memurluğu karıştıranları. Çok seslilikten irkilenleri. Koltuk gücünün, Devlet gücü algısıyla külhan olanlar. Sırtlarını soyduğunuzda bir boka yaramadıklarını görür olacaksınız. Kansızlık bir ruh hali olmuş bu ülkede. Onların duyacağı korkuyu, kanıma dokunuyor uğultuları, kuytularda bok böcekleri gibi sıkışanları, acemileri, beyhude kaçışlar izleyecek. Sizler vicdanı ve masumiyeti sanırım yeniden tanımlama ihtiyacı duyacaksınız. Usul, usul. Susmaya can veren harflerin yerine çığlıkların yazıya nasıl döküldüğünü göreceksiniz. Fısıltıları, itirafları, itirazları. Hatta iftiraları. Genel politikalar ve yerel. Uyu diyenlere inat. Satanlara ve satın alanlara inat.

Dünya’da yoksulluğu öven tek ülke Türkiye olsa gerek. Bu ülkede yoksulluğu öven adamın aylık maaşı 90 bin dolar. Bu adamı dinleyen kesimin tamamı yoksul. Uyutma ve uyuşturma hamaseti budur. Hurafelerle korkutulmuş toplumların aydınlığa çıkması, gerçeği görmesi mümkün değildir. Siyaset ve din yoksulun tek işi. Yoksulu yoksul yapanda bu anlayışın ötesine geçemeyen, zorlanmayan aklın ta kendisi. Öyleyse; yoksulluk sizce iyimidir?

Yoksulluk nasıl kader olur?

Yoksulluk; “açlıktır”, “eğitimsizliktir”, “barınacak bir evinin olmamasıdır”, “hasta olmak ve tedavi olamamaktır”, “hiçbir işinin olmaması ya da iyi bir işe sahip olamamaktır”, Özetle yoksulluk kötü yaşamaktır. Adam yerine konmamaktır. Güçsüz kılınmaktır.

Yoksulsunuz kafanız hep önde. Niçin? Ellerininiz göbeğiniz üzerinde niçin bağlı. Kafanızı kaldırın yukarılara.. Gerçeği görmek nasıl etkileyecektir sizleri. Şükretmek iyidir.

Halk kendisini yönetmesi için seçtiklerini saraylarda, köşklerde beslerse yoksulluktan kurtulması mümkün değildir. Kendisinin verdiği gücü denetleyemeyen, kontrol edemeyen güç el değiştirir. O güç koskoca ülkeyi hipodroma çevirebilir. Nitekim yoksulluğun ana temelinde bu vardır. Hırsızlık, Talan, Yağma, rüşvet… Bu algılar yerelden genele hastalık gibi yayılıyor, normalleşiyorsa soyulan ülke değil… Sensin be adam sensin.

Yoksulluk ‘kader’ midir? Hiç sanmam. İnsanoğlu günlük yaşama alıştırılmış ise. Ve de insanoğlu halinden memnun ise yoksulluk neden ‘kader’ olsun ki! Demokrasi için can simidi deriz. Birileri için tramvay. Birileri için araç ise. Sizin için amaç olmaktan çıkmalı ki sizde anlayın. Demokrasi tanımı eşitliği savunurken hiç kimsenin karnını doyurmaz. Eğitimini pekiştirmez. Suudi Arabistan Krallıkla yani Monarşi ile yönetiliyor. Finlandiya Demokrasi ülkesi. Her ülke yaşayanlarının yaşam standartları Dünya nimetlerinin sonuna kadar kullanmalarına uygun. Öyleyse iş yönetim biçiminde değil. Nasıl yönetildiğinize bağlı. Kaynakların verimli içe dönük kullanılması, milli gelirden olağanca payı adil alabilmekten geçer. Araplaşmak. Arap doktrininden beslenmek. Osmanlı beceremedi. Sıra bunlarda.

Tek bir icraat, vaat tartışılmadan korkulardan beslenen bir ortam bu.

Kimisi kaybetmekten, kimisi yargılanmaktan, kimisi işinden aşından, kimisi öldürülmekten korkuyor.

Tekrar merhaba. Yeniden “Arena”da olmak.

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

Nude straight boys with monster cocks gay Fucking the Nerd - straight, boys, Nude Nasty Gay fuck 1 - Nasty, fuck, Gay Blacks On Boys - Gay Bareback BBC Nasty Gay Fuck 08 - Blacks, On, Boys Blacks On Boys - Hardcore Interracial Gay Fuck Video 13 - Blacks, On, Boys Blacks On Boys - Nasty Hardcore Interracial Gay Fuck 02 - Boys, Blacks, On