ALGILAMA FİLTRELERİ

7 Eylül 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
439 defa okundu.
ALGILAMA FİLTRELERİ

 

 

mustafa kılınç resim“Aptal kişi mutluluğu uzaklarda arar, akıllı kişi ise onu ayağının altında yetiştirir.”

                                                                                                       James Oppenheim

Dünyaya ve kendimize bakarken bunu bir dizi filtre aracılığı ile yaparız. Peki nedir filtre? Filtre öyle bir mekanizmadır ki bazı şeylerin geçmesine izin verir, bazı şeyleri dışarıda bırakır. Filtre imal edildiği malzemeye bağlı olarak, bakılan şeylerin ya da içinden geçenlerin bozulmasını da sağlayabilir. Görsel filtreye güneş gözlüğü oldukça iyi bir örnektir. Elbette burada takılıp çıkarılabilen bir takım fiziksel aletlerden söz etmiyorum. Burada sözünü ettiğimiz filtreler gözle görülebilir şeyler değil, içsel ve zihinsel, duygusal, sözel ve algılamaya ait şeyler. Bu filtreler kanalıyla yaşadığımız her olaya bir ağırlık ve bir anlam veririz. Bazı olgular bu filtrelerden geçer, bazıları dışarıda bırakılır ama her şey etkilenir. Bu filtrelerimiz sadece “gördüğümüz şeyleri” değil, “duyduğumuz” ve “inandığımız” şeyleri de etkiler.

İletişim ve Davranış dili çeşitli süreçlerden geçer.

 

A  Dışsal Bilgi à Duygusal Filtre à İçsel Süreç Başlangıcı à META Programlar Alt Modaliteler à İçsel Düzeltme ve Değerlendirmeler àİçsel Temsil Filtre à Sözlü – Sözsüz Davranışlar à İfade Modelleri à Duyusal Modeller à SONUÇ   B

 

Bakıldığında karışık gibi gelebilir. Ancak bizler etki à tepki arasında her zaman bu süreçleri geçeriz. Farkında bile olmadan. Nasıl ki farkında olmadan bazen kararlar veriyorsak. Örneğin sabah uyandığımızda o gün mutlu ya da mutsuz olmaya karar veririz. Ancak bunun farkında bile olmayız. Bir gün bu kararınızı bilinçli olarak verin. Sonuçların nasıl sizin istediğiniz doğrultuda olduğunu görün.

İnsanlar tüm iletişimlerinde konuları filtrelerinden geçirirken “geneller”, “siler”, “çarpıtırlar”. Buna en güzel örnek haber programlarıdır. Aynı haberi farklı kanallarda izlediğinizde haber aynı olmasına rağmen veriliş şekillerinin farklı olduğunu görürsünüz. Bu farklılığın altında yatan sebep haberi hazırlayan haber müdürlerinin ayrı filtrelere sahip olması, genelleme yapmaları, silmeleri ve bazı noktalan çarpıtmış olmalarından kaynaklanır. İletişimlerde kullanılan Evrensel Üç İşlem vardır. Birincisi Genellemedir. Nedir Genelleme? GENELLEME; kişilerin modeline ait öğe veya parçaların başlangıçtaki deneyiminden ayrılıp, deneyimin sadece bir örnek oluşturduğu bütün bir kategoriyi temsil etmesi işlemidir.

İkincisi; Silmedir. Nedir. İletişimde silme? İletişimde SİLME; kişilerin seçici bir tutumla deneyimin bazı boyutlarına önem verip, geri kalanına önem vermeme veya geri kalanını hariç tutma işlemidir.

Üçüncüsü; Çarpıtmadır. Çarpıtma; kişilerin duyusal verilerle ilgili deneyimlerinde değişiklik yapmasını sağlayan işlemdir.

İletişim esnasında birisi size anlamlı gelmeyen bir şey söylediği zaman kendi içsel haritalarımızda o deneyimin farklı bir temsili olduğunu artık biliyoruz.

Dünya modelimizi, duyularımız aracılığıyla aldığımız girdileri genelleyerek, silerek ve çarpıtarak yaratır ve değiştiririz.

Her beyin özeldir. Buna bağlı olarak da her beynin filtreleme sistemi farklıdır. Bu nedenle iletişimlerde anlam “sizin ne anlattığınız değil, karşıdakinin ne anladığıdır”. Kişiler; filtreden ne geçerse geçsin, doğru olsun ya da olmasın, ona inanmaya hazırızdır. Sonuç olarak da, eğer filtremizin algıları yalansa bunları bir güzel yutarız.

Altı üstüne gelmiş bir dünyayı gerçek zannederek dolanır dururuz. Öyleyse uyarı şu; algılarımızın arasına test edilmemiş ve sınanmamış bir şey geldiğinde korkmalısınız, hem de çok korkmalısınız. Kendi benliğinizi pekâlâ da yanlış bir ışık altında görüyor olabilirsiniz.

Bunu söylüyorum, çünkü algılama filtremiz ne yazık ki negatifleri almak hususunda hassastır. Buna rağmen pozitifleri de dışarıda bırakmaya eğilimlidir. Bu insanın doğasında vardır.

Hepimizde, özellikle de fiziksel ya da duygusal olarak korktuğumuz bir durumla başa çıkmaya çalışırken gerçeği saptırma veya gerçeği görememe eğilimi vardır. Örneğin,
araştırmalar üzerine silah namlusu çevrilmiş bir kişinin, kaçmaya çalışmak veya saklanmaya
çalışmak yerine silaha sabitlendiğini gösteriyor. Neden? Çünkü negatifler, daima pozitiflerden daha yüksek sesle bağırırlar ve negatif düzeyi artıkça çığlığın gücü de artar. Negatiflikler, tehlikeler ve sorunlar üzerine yoğunlaşırız; çünkü kendimizi korumak üzere
programlanmışızdır. Ve bu yüzden de eğer birisi ya da bir şey bizi tehdit ediyorsa (silah,
borçlar vb.) o tehdit diğer bütün olayları ve etkileri ikinci plana itebilir. Ve iter de. Silah
korkusu bütün dikkatinizi ona toplamanıza neden olur ve diğer tüm verileri kesinlikle dışlar
ve baskı altında tutar, içinde bulunduğunuz bina çökse farkında olmazsınız. İnsan zihni
negatif bir duruma kilitlendiğinde bu tür bir güce sahiptir. Neden? Çünkü reddedilmek, can
güvenliği, eleştirilmek insanı incitir. Acıya karşı duyarlıyızdır. Bu durum filtrelerimizi acı
veren tehditlere karşı hassaslaştırıp, her şeyden daha canlı ve derin biçimde algılamalarını
sağlar.                                                                                     .

Geçmişimiz “bugünümüze ulaşır ve geleceğimizi programlar. Filtrelerimiz bunun nasıl . mümkün alabileceğini açıklıyor. Örneğin,- geçmişte birileri gerçekten canınızın yanmasına . neden olmuşsa; sizi “YAKALAYAN” içsel bir tepki geliştirmiş olabilirsiniz ve bu da hayatınızdaki pek çok olumlu noktayı görmezden gelip bütün insanları potansiyel bir tehdit olarak algılamanıza neden olmuş olabilir. Belki de olayı yanlış değerlendirip bunu hak ettiğinizi düşünmüşsünüdür veya en azından bunu kabullenmeniz gerektiğini sanmışsınızdır. Her iki durumda da bu negatif deneyim kimliğinizi değiştirir, onların haklı olduğuna ikna olmayı kabullenirsiniz ve sizi inciten eleştirilere siz de temel olarak katılırsınız.

Yaşadığınız şeyler sizi besleyen ve destekleyen şeylerse ve bunu içselleştirmeyi seçtiyseniz yeni olaylara da pozitif bir filtreyle yaklaşırsınız. Kendi kendinize her şeyi halledebileceğinizi söylersiniz ve gerçekten de başarırsınız. Yaşantınız ve dünyayla etkileşiminiz doğal olarak “Gördüğünüzü düşündüğünüz şeylerden etkilenir ki bu da tamamen her şeyi görmenize, duymanıza, .hissetmenize ve dünyayı kavramanıza aracılık eden filtrelerinizin bir ürünüdür.

Başka bir ifadeyle filtreleriniz büyük ölçüde, bu günkü yaşamınızın da her anında birlikte taşıdığınız geçmiş deneyimlerinizin bir ürünüdür. Belki filtreleriniz aslında bazı geçmiş durumlarda doğruydu ama hala öyleler mi? Veya bu günkü bazı olayları geçmişe bakarak mı değerlendirmektesiniz? Bu gün karşınıza çıkan insanları kendi yaptıklarına ya da kim olduklarına bakarak değil de, geçmişte karşılaştığınız başka kişilerin yaptıklarına göre mi yargılamaktasınız?

Şu an için belki her şey normal görünüyor ama gerçekten öyle mi acaba? Yoksa sadece siz çok uzun bir süredir kendinize ve kendi değerlerinize gerçeğin ne olduğunu bile ayırt edemeden bakmakta olduğunuz için mi öyle görünüyorlar? Bir şeyleri sadece unutmuş olmayasınız? Belki de hayatınız size sadece faturalar, çocuklar, evlilik, iş ve aileden, suçluluk ve sıkıntıdan oluşan, günden güne geçirdiğiniz bir savaş gibi mi görünüyor? Öyleyse filtreniz bu sorunlarla öyle tıkanmış ki başka bir şey geçirmiyor? Belki de kendinize gerçekten ne istediğinizi elde etmenin bir yolu olmadığını söylüyorsunuz.

Bu nedenle;

  • Varsayımlarınızı gerçekler olarak kabul etmek yerine bu algılamalarınızı yani filtre edilmiş bilgileri denemeniz gerekiyor.
  • Gerçekten olanlara değil, kendi algıladığınız (Görsel, işitsel, dokunsal) şeylere tepki verdiğinizi anlamanız gerekiyor.

 

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN