İKTİDARIN MUHALEFETE YÖNELİK ÖFKE ve NEFRET DİLİ!

11 Mayıs 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
2117 defa okundu.
İKTİDARIN MUHALEFETE YÖNELİK ÖFKE ve NEFRET DİLİ!

BÜLENT DEMİRBAŞ

Geçen hafta Türkiye gündemini en çok meşgul eden konu iç işleri bakanı Süleyman Soylu ile Zafer Partisi genel başkanı arasındaki sert üsluplu karşılıklı atışma, hatta bakanlık binasının önüne kadar devam eden meydan okumaydı. Ülke gündemini uzun süredir meşgul eden düzensiz göçmenlerin artık kontrolden çıktığı ve bir tehdit haline geldiği iddialarına bir yenisini de Sayın Ümit Özdağ eklemiş, durumun neredeyse bir istila tehdidi haline geldiğini dahi söylemişti. İç işleri bakanı ise bir devlet adamına yakışır bir üslup ve bilimsel verileriler ile iddiaları cevaplamak yerine nedense işi hakaret ve aşağılamaya vardırarak, hatta bir siyasi partinin genel başkanına “hayvandan da aşağı” olduğu hakaretini yapmayı tercih ederek büyük bir toplumsal gerilimin fitilini ateşlemesi ile karşılıklı bir Sorosçuluk iddialarına varan utanılası bir atışmayı başlatmış oldu. Sanki Sayın Soylu bir siyasi lidere bu hakaretleri ile çok mahir bir iş yapmış gibi AKP’nin kelli felli diğer bakanlarının da destek ziyaretleri için sıraya girmesini tüm millet olarak ekranlardan hayretle ve acıyla gülümseyerek izledik. AKP genel başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın sessizliği ise toplumda ciddi tepki aldı. Kendisine bağlı bir bakanın seviye sınırlarını çok aşağıya indiren bu tutumuna, toplumda birleştirici ve kapsayıcı bir rol oynaması gerektiğine inanılan Cumhurbaşkanlığı makamı sahibi olması ile birlikte aynı zamanda AKP genel başkanı olması nedeniyle tarafgir bir devlet başkanı havası vermesi toplumda her zamanki gibi kabul edilir bir durum olarak görülmedi elbette.

Türkiye olarak AKP iktidarının bu kin ve öfke diline yabancı değiliz. Maalesef bu dil anlayışını bazen en üst perdeye çıkaran, Türk siyasi tarihimizde bugüne kadar görülmemiş ve duyulmamış en ağır hakaretleri içeren siyasi üslup örneklerine hep AKP iktidarı döneminde şahit olduk. Bunun örnekleri saymakla bitemeyecek kadar çok olmakla birlikte ben bilhassa Sayın Erdoğan’ın geçmişte Sayın Bahçeli’ye ve bazı diğer siyasilere söylediği bazı sözleri anımsadım. Hani deyim yerindeyse savaşta en kanlı düşmana dahi söylenemeyecek o yenilir yutulur olmayan sözleri bugün hatırlayan kaç kişi vardır acaba? Bunlar unutulmamalıdır. Zira Türk Siyasi hayatının en kara lekeleri olarak tarihe geçmiş bu sözlerin esasında ne büyük birer hata ve utanç örnekleri oldukları, tekrarının asla yaşanmaması gerektiğinin hep anımsanması gerekir.

AKP genel başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan siyasi eleştiri dilinin sınırlarını aşarak geçmişte kimlere neler demişti? Google’da Erdoğan’ın hakaretleri dediğinizde zaten hem yazılı hem video olarak pek çok veriye ulaşabiliyorsunuz. Ben de bir tarama yaptım ve sayfalarca sonuç elde ettim. Bu verilerden bazılarını dehşetle okudum, bazılarını Türk siyasi hayatı adına utançla izledim. Bu örneklere herkesin rahatlıkla ulaşması mümkündür. Şimdi bahse konu bazı sonuçları birkaç örnekle hatırlayalım, bakalım Sayın Erdoğan geçmişte kimlere neler demişti;

MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli için;

“Vampir, kan emici, ırkçı, kafatasçı, salyalı, köksüz, alçak, adi, cahil, çirkin, bilinçsiz, hasta kafa, Pensilvanya ortağı, eşkıya, bostan korkuluğu, zürriyetsiz, aile bilmez, maymun, ahlaksız, ikiyüzlü, namert”

İsmet İnönü için: “Hitler”

Bülent Ecevit için:

“Zavallı, yaşlı, bitmiş, artık çelik korse” Süleyman Demirel için:

“Otur da bey zannetsinler, ayakta duramıyor, çete kardeşliği yapıyor, çetelere kefil oluyor”

Hüsamettin Cindoruk için:

“Ulan kendine gel, terbiyesiz, beyni sulanmış, be ahmak”

Deniz Baykal için:

“Virüs, işe yaramaz, düzeysiz, çirkin, seviyesiz, dönek, kaba, ahlaksız iftiracı, kayışları eskimiş, çamur, çete avukatı, mafya avukatı, hukuk dışı örgütlerin avukatı”

Kemal Kılıçlaroğlu için:

“Eyyyyyyy cibilliyetsiz, yüz karası, seviyesiz, bahtsız bedevi, kirli bunak, Pensilvanya maşası, Kandil ortağı, katil Eset’in arkadaşı, eli kanlı darbeci, cani ruhlu, soysuz, tinerci, çapsız, sığ, şizofren, ahlak yoksunu, namussuz, siyasi sapık, cüce, cahil, fırıldak, etrafa zehir saçıyor, yaradana karşı küstah, haysiyetsiz”

Selahattin Demirtaş için:

“Vampir, ceberrut, şuursuz, vicdansız, iblisin yolundan yürüyen, nekrofil, ölü sevici, mezarlık soyguncusu, mankurt”

Meral Akşener için:

“Terbiyeden mahrum, seviyesiyiz, çapsız, yalancı kaçacak deliği yok, şirazesinden çıkmış.”

Bunları ve daha pek çok benzeri ağır hakaret ve aşağılama içeren asla Türk Siyasi tarihine yakışmayan ama maalesef artık birer vaka olarak kayıtlata geçmiş örnekleri okuduğumuzda utanç duymamak elde değil. En acı olan şeylerden birisi ise bu örnekleri siyasi hayatımıza kayıt eden anlayışın “İslamcı” oldukları iddiasındaki bir siyasi hareketin temsilcileri olmasıdır. İç işleri bakanının geçen hafta o çok tartışılan “hayvandan aşağı” ithamlı hakaretinin bu örneklerle birlikte değerlendirdiğimizde AKP iktidarının sancılı ve sıkıntılı bir yanının olduğunu, bu yönünün ise gerek Türk siyasi hayatı gerekse toplumsal psikolojimiz için büyük tehdit ve zarar unsuru oluşturduğunu görüyoruz.

Geçmişte nice siyasi liderlerin iktidar muhalefet çekişmelerine de şahit olmuştuk. Merhum Türkeş, Özal, Demirel, Erbakan, Ecevit gibi liderler onlarca yıl birbirleriyle siyasi mücadele içinde olmuşlar, ancak hiçbir zaman beyefendilik üsluplarını bırakmamışlardı, seviyeyi hep korumuşlardı. Oysa şimdi 20 yıldır siyasal İslamcılık yönü olduğu iddiasındaki bir iktidar ile yönetilmemize rağmen siyasi tarihimizin en kin ve nefret dolu üsluplarına şahit oluyoruz. Ayrıca bu iktidarın ileri gelenlerinin meydanlarda ve ekranlarda siyaseten bir tarz olarak İslami söylem ve retoriği çok fazla kullanmalarına, Allah ve Kuran’ı dillerinden eksik etmeyerek siyasi söylemlerine bolca ayet ve hadis örnekleri yerleştirmelerine rağmen siyasi tarihimizdeki yolsuzluk, rant, hırsızlık, adam kayırma, kamuda adaletsizlikler gibi en ağır suçlama ve iddialarına muhatap olmaları özünde İslam’ın ruhu ile hiç bağdaşmayan derin bir paradoks oluşturmaktadır. Hani o meşhur bir şarkıda geçen söz gibi; “Bu ne yaman çelişki anne…”

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN