

İdris YAVUZ
Dünyanın her bölgesinde seçilen Milletvekilleri, toplumun huzur ve refahı için çalışacağına dair yemin ederler ve bu uğurda hizmet üretirler
Her nedense seçilen vekillerin bazıları bu yemini unuturlar ve kendilerine oy verenlere özel ilgi duyma alışkanlığını sürdürürler.
1938 yılında Amerikan senatörü seçilen Mr. Borkley Seçim bölgesinden bir seçmen sel felaketinde yıkılan çiftliğinin onarımı için kendisinden devlet yardım ister. Bu arzusu yerine getirilir.
Aynı seçmenin istekleri devam eder. Kızının üniversiteye, oğlunun harp akademisine, damadının devlet memurluğuna alınmasını talep eder
Senatör Borkley şahsın bütün taleplerini eksiksiz yerine getirir. Bu da yetmez çiftçinin karısını da postanede bir işe yerleştirir.
Mr. Borkley bir sonraki dönemde yeniden senatör adayı olduğunda kendisine bunca iyilik ettiği seçmenin başka bir adaya destek verdiğini öğrenince şaşırır. O şahsın evine gider ve ona;” Bu seçimde benim aleyhime çalıştığını duydum, bu doğrumu dur?” diye sorar. O da “doğrudur” anlamına gelen kafasını sallar.
Senatör; “Sizin için yaptıklarımı ne çabuk unuttunuz” dediğinde Çiftçi; “evet ama benim için son yıllarda ne yaptınız” der.
Eğer siyaseten sizin hizmet anlayışınız oy alma niyetiyle olursa, o zaman sistem bozulur, güven sarsılır, tepkiler artar, yapılan iyilikler tersine döner, vefasız, “Nankör” bir seçmen profili ortaya çıkar.
Bu gün bizim ülkemizde 14 Mart 2022 yılı itibariyle resmi devlet verilerine göre “yoksul aile” yardımı alanların sayısı 11 milyon 370 kişidir. Bu rakam artarak da devam etmektedir
Aslında yardıma muhtaç olan kimselere “balık vermek” değil, üretim için balık tutmaya destek vermek gerekir.
Peygamber (sav); “Veren el alan elden üstündür” buyuruyor.
Çünkü “Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde bulunmaz”. İnsanlar üretmeli, üretmek için çaba göstermelidir. Ola ki, insan bir gün gelir “Nankör “ seçmen konumuna düşebilir.









