26 Ocak 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Didem Ceylan

Lütfen Birbirimizi Kandırmayalım..!

Hayatın kullanma kılavuzu çok farklı tam anlamıyla fikir sahibi olanlara helal olsun. Hayat üçkâğıt olmuş. Etrafımız kandırıldım da duruldum diyenlerin vaveylasıyla dolmaya başladı.

Evet, her doğru her yerde söylenmez ama doğruyu bilip de susmak nasıl bir mantıktır hala anlamış değilim.

Bazen mizah ve şaka kavramları arasındaki farkları karıştırıp şakaydı diyenler mi gerçeği söyleyip öyle demek istemedim demeler mi herkes birbirini kandırmaya çalışıyor.

O değil de, kelime anlamlarının sınırlarını esnetip genişletmeyi, Kırşehir olarak ne kadar seviyoruz. Elastikiyet, bir süre sonra laçkalaşmaya başlıyor. Bunu yaparken de gerçek amacından çoktan uzaklaşıp şaşmış, bal gibi bir kandırma eylemini, “şaka” deyip geçiveriyoruz.

Evet evet, şaka denilip geçilen, bu, hiç de yüz güldürmeyen, hatta aksine; kalp bile kırabilen, zevzekçe edilen sözlere ve yapılan davranışlara, “AMA BEN ŞAKA YAPMIŞTIM” yaklaşımından yana dertliyim.

O kandırma ve yanıltma işine de illa bir kılıf aranacaksa, “YALAN” en güel karşılıktır.

Birisini açıkça yanıltıp, gerçek’ten saptırmaya, tüm bunları yaparken de onu üzmeye ve korkutmaya, ancak yalan sözcüğündeki hainlik ve alçaklık çağrışımları uyup yakışır.

Bir de ‘EŞEK ŞAKASI’ diye bir tanım vardır. Buda uygun. “BÜTÜN ŞAKALAR, EŞEKLERDEN ÇIKMADIR” diyebiliriz çoğu zaman.

Bir kalbi, yalnızca sizi, şeytani bir şekilde gülümseyerek, ‘çat!’ diye kırmaya, geyik yapmak falan da deniliyor tabi, son yıllarda.

“Minareyi çalan kılıfını hazırlar” demişler.

Önemli olan kandırdığını düşünen insanların kendi kazdıkları kuyunun taaaa en dibinde olduklarını fark etmemeleridir.

İnsan yaşantısı boyunca her olay hakkında iyi ya da kötü bir fikre sahip olur. Bu fikri iç dünyasında bir değerlendirir ve buradan bir karara ulaşır. Oluşan karar sonucunda o olayla ilgili tutum sergiler ve davranış belirleyerek tepkisini ortaya koyar.

Kandırılma eylemi için bir kandıranın bir de kandırılanın bulunması gerekiyor elbette. Çocuklukta başlıyor aslında kandırmak ya da kandırılmak. “Uslu durursan sana o istediğin oyuncağı alacağım” cümlesi tanıdık geldi mi?

O zamandan başlıyor aslında kandırma işlemi zaman ilerledikçe daha gelişmiş bir hal alıyor. Yaş ilerledikçe tam anlamıyla profesyonelleşiyor bu kandırma işi.

Yalan şaka oluyor, yanlış anladın oluyor.

Tabi siz çok doğru anlattınız kandırmadınız biz bir yerlerden uydurup kendi kendimize bu fikirleri edindik demi haklısınız.

Çocukken kandırıldığımızı düşündüğümüzde hepimiz bizi kandıran kişiye “Kandırıkçı” demişizdir!

Belki de o kandırıkçıların kandırmaları neticesinde büyüdükçe tecrübe kazandık. Çünkü her kandırılış ders alınması gereken bir olaydır aynı zamanda.

Çocukta olsa aynı şeyle bir ya da iki kere kandırabilirsiniz. Daha sonra kandırıldığını anlayan çocuk ne vaade ne de davranışa kanmamaya başlar.

Kandırmak isteyenler de kandıramadıklarını anlayınca başka yöntemlere yönelirler mecburen. Yani hem kandırılan hem kandıranlar sürekli olarak yeni taktikler öğrenmek zorunda kalmaktalar. Zaman geçtikçe kandırmak için insanlar türlü fırıldaklar çevirseler de tecrübeli insan bu fırıldakların sonucunun nereye varacağını hesap edebileceğinden kandırılması da o oranda güçleşir. İnsan ne kadar tecrübe edinse de kandırılmaktan kendini kurtaramaz.

En fazla kandırılmayacağını zanneden insanlar en çabuk kandırılanlardır aslında. Sürekli olarak benzer şeylerle kandırılan insan zamanla kandıran kişinin her türlü kandırmacasına inanmaya başlar. O derece inanır ki kendisini “Kandırılıyorsun” diye uyaran insanlara kızar hatta ve hatta suçlar. Tüm uyarıcıların uyarmalarına kulaklarını tıkayarak kendisini kandıranın yolunda gitmeye devam eder.

Bir de geçmişte kandırıldığı için pişmanlık duygusu besleyenler vardır. Kandırılmasına hayıflanırken aynı zamanda kendisini uyaranlara “Sizler haklıymışsınız beni kandırdılar” diyerek arak hakkı teslim etseler de bir müddet sonra bir bakmışsınız ki o insan başka bir yerden kandırılmaya devam eder!

Kimileri de var ki bir kısım dünya kazançlar elde etmek için kandırmak isteyenlerin kandırışlarına ses çıkarmazlar. Neticede iki taraf da birbirlerini kandırdıklarının farkındadırlar ama her iki tarafın da menfaatine olduğu sürece bu kandırılışlara ses çıkarmazlar. Ne zaman ki çıkar ilişkisi bir taraf lehine bozulur o zaman kavgaya tutuşurlar. Kavga esnasında kimin kimi kandırdığını anlamanın imkânı yoktur. Zira iki taraf da kandırılmışlığın verdiği pişmanlığı ifade ettiklerinden olayın künhüne vakıf olmayanlar her iki tarafı da dinlediklerinde “Sen haklısın” derler.

İşte o zaman “Haklı Olmanın” anlamının kalmadığı zamanlardır.

Hani bir söz vardır ya “Gömleğin tüm düğmelerini yanlış iliklemek gibidir insanlara güvenmek. En başından beri yanlış yaptığını sonuna gelmeden anlayamıyorsun.” Ne kadar doğru değil mi? Anlıyorsun anlamasına da, iş işten geçtikten sonra.

Yolu sevgiden geçen herkesle birgün bir yerlerde buluşmak dileğiyle.

Kendinize ve yaşadığınız kentinize iyi bakın hoşça kalın…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com