4 Aralık 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
326 defa okundu.


Mustafa BAĞ
POST- TRUTH… (Gerçek Ötesi)
Yalanları özetlersek; Sen koca bir yalancısın!
Gerçeğin önemsizleşmesi. Yalanla aldatılan ülke. Asparagas haberlerle olaylardan haberdar olduklarını zanneden yığın. Siyasetin yalanına kendini kaptırmış anlayış. Bu ülkede yalanlar söyleniyor. Yalanlar savunuluyor. Hem de yalancının ondan olanları gözetilerek.
Onlar; doğrulardan korkarlar.
Korku ve Yalanların var olabilmesi için, Doğruların var olması gerekir. Doğruları bilerek yalanlara inanmak aptallıktır. Yalanlar hayal kurdurabilir. Ancak sonuç ya felaket, ya da değişen hiçbir şeyin olmadığıdır. Aldatan kişi, aldatmak için yorumlama, ekleme, abartma, yeniden birleştirme veya tamamen kurgu yöntemlerini kullanabilir. Siz inanırsınız… Bu ülkenin yalanlarla yönetildiğini kaç kişi biliyor desem nasıl bir sonuç çıkar ortaya!
Onlar, dış dünyanın gerçeklerini kendi içsel ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlerler, daha doğrusu çarpıtırlar. Çevrenin onayını daima alabilmek için kendilerini olduğundan farklı olmak istedikleri gibi göstermek zorundadırlar ve yeteneklerini abartırlar. Kendilerini hak sahibi gördüklerinden, diğerlerinin uydukları kurallara uymaları gerekmediğini düşünürler. Akıl almaz yalanları dalkavuklar destekler.
Güç elde etme vizyonu sadece hizmet söylemi dahilinde değil, aynı şekilde İslam cemaatçiliğine yaslanan (ümmetçilik) yeni bir entegrasyon politikasıyla da bütünleşme arzusu açıkça ortada iken. İnsanları yoksullaştırırken, var olan kısıtlı sosyal haklarını ellerinden alırken, bir yandan da yardım severlik oynamaktır.
Cemaatlerle işbirliği, tarikatların güçlendirilmesi, İmam hatip Okulları, Diyanet yapılanması, camilerde işlenen siyaset. Okullarda dayatmalı din dersleri. Yönetim biçiminin “Baş Yücelik” gibi ucube sistemle Cumhuriyet ile takasına yönelmek. İslam ülkelerine yaklaşım biçimi. Arapça anlama dayatma taktiği ve uygulama. Bu anlayışı hayatın her alanına dahil etmek isteyen iktidar, bütün yaşam algılarını kendi ideolojik isteği dolayımın da örgütlemek arzusundan kaynaklı olduğu gerçeğine sizler yalan, ben gerçek desem siz hangisine inanırsınız?
Aptallık bulaşıcıdır. Tedavisi!!!
17-25 Aralık yolsuzluklarına, hırsızlıklarına ehven kulpu takanlara inananlar varsa!
Seçim öncesi açılım, Eyalet araştırmasına çıkanların amaçlarının BOP içinde saklı tutulduğuna inanmıyor bu projenin yol almadığına inanmış iseniz.
32 yaşında siyasetçi çocukların nasıl trilyoner olduğuna değil, çalışmış kazanmış palavrasına inanmış iseniz.
Kendilerinden olmayana PKK’lı, FETÖ’cü diyen aklın kendisi ve payandasının yönettiği ülkede siyasilerin içinde yer alan terörist sevicilerine dokunmayanların utanmaz arsız yalanlarına inanıyorlarsa.
Ülkenin ekonomik durumu ve ülke çıkarı yerine, kendisine fosil diyen bir mafya babasını kurtarmayı kendisine hedef seçmiş bir adamın yalan ve iftiralarına arsızlık derecesinde olan, ikiyüzlülüğüne inanmış olmak.
Fesli Kadir gibi bir vatan hainini ziyarete gidip ardından Atatürkçüyüm diyen ve ardından devletin üst düzey memuru diyanet başkanı olan zatın ziyaretine insani kulpu takma yalanlara inanıyorsunuz.
Niccolo Machiavelli’in “Prens” adlı kitabında siyasiler için verdiği öğütler, Türkiye’deki; uygulanabilir sürüm haline geliyor.
‘Yalan söyle. Büyük yalanlar söyle. Yalanları tekrarla. Hep aynı yalanları tekrarla. Sorulan sorudan başka şeyleri yanıtla. Hiç aldırma, utanma, sıkılma. Rakibini suçla. Bağır, çağır, hakaretler savur. Yalan söyle, utanmadan, çekinmeden yalan söyle’. Türkiye’de; Strateji bu. Taktik bu. Bu ülkede binlerce yalanın bir parçası yurttaş olmak ahlaksızlık değil diyorsanız mesele yok…
İyi de kim inanır böyle sürekli yalanlara! Derseniz? Aynaya veya arkadaşınıza bakın. Düşünsel beyni olmayanlar inanır. Kişisel çıkarları için koltuğa yapışanlar inanır. Her atılan adım, aldatmaya yönelik atılmış ise, sonunu düşünemeyen toplumun eyvah demeye ya fırsatı olmaz. Ya da yanlış yaptık demeye hakkı olamaz.
Cumhur ittifakının derdi, Devletin bekası değil. Getirmek istedikleri rejimin bekası.
Ülke içinde ve dışında kamuoyunu şekillendirmek için, yeni düşmanlar yaratılır. Hainler, teröristler türetilir. Korkanlar bu yalanın altında kalır. Soğan, Patates stokçuluğuna inananlar, Döviz vurguncularının, bir gecede milyarder olanları unutur. Yalanlarla yönetilmiş olmak, yalanla beslenen toplumlar inanır.
İşin içinde çıkar varsa, Türkçe ezanı muhalefetin öne sürdüğüne inanır. Andımızdaki ‘Türk’ kelimesine ırkçılık olduğu yalanına inanır. En büyük çevreci biziz diyerek Yazlık saray için yüz binlerce ağaçları katledilmediğine inanırlar. PKK, FETÖ yalanları devam ederken, yeni terörist yaratmanın yolunun ‘Gezi’ olduğuna inanır.
Yalandan kim ölmüş?
Kriz yok yalanına inanır. AVM merkezinde kasiyerle kavga eder. Türk lirasının değer kaybına değil, dövizin yükseldiğine inanır. Aslında tüm bunlar bir akıl tutulmasıdır. Tüketim ekonomisini pompalayarak, tarım ekonomisini ortadan kaldırmayı planlamış anlayışın arkasına takılan adı çiftçi olan ikiyüzlüler inanır.
Enflasyon yükseldi maaşlara zam gelecek yalanının altında uyuyan; Çalışan, Emekli. Ayda 1600 lira ile geçinen, onlarca yolsuzluğa kulak tıkayan, ekmek elden su gölden, her türlü gideri milletin sırtından olan partili Cumhurbaşkanının 70 bin lira maaşla geçinemediğine bu yığınlar inanır.
Yanmayan kefen, peygamber terliği satan şarlatana, Kalp ağrısının, ‘En nur’, Kas ağrıları için, ‘El kavi’, denildiğince geçeceğini, diş macunu yerine dişlerini odunla fırçalayınca temiz olacağına inananlar, siyasetçinin yalanlarına pek tabii inanır.
Kendilerince büyük değer verildiği ‘Akademik özgürlük’, ‘İfade Özgürlüğü’, ‘Bağımsız yargı’… Lakırdılarında yer bulan yalanlara, inanmış olmak. Bu ilkelerin doğruluğunu görmek için tutuklu akademisyen, Gazeteci, Öğrenciler varken salıverilen, Amerikalıya, Fransız’a, Alman’a ve bu kararların altına imza atan yargıya bakmak bu yalanın ne kadar doğru olduğunu görmek mümkün.
Eğitimde çağı yakalamış olma yalanına mantar gibi çoğalmış İmam Hatiplere verilen eğitime ve müfredatı görmek gerekir.
Yetkili oluşuna bakarak duralayanlar inanır, Borçlanmış olup da durumu bozulmasın diyenler inanır. Hiçbir şeyle ilgilenmeyenler inanır. İnanmayanlardan bile inanmış gibi yapanlar olur. İnanmayanlar bile duralar. Daha ne olsun.
Yalanlara kanmayanları da suçlayacaksın ki. Yalanlar doğrulansın.
Ortaya vatanı koyacaksın. Ortaya ülkeyi koyacaksın. Ortaya milleti koyacaksın. Ortaya dini koyacaksın. Ortaya Allah’ı koyacaksın. Bak bakalım adım atabiliyorlar mı? İleri gideni suçlayacaksın.
Gözaltı, polis, tutuklama, ne gerekirse. Yalanına kanmayanların gözlerini korkutacaksın. En azından “karışmayayım da bana bulaşmasınlar” dedirteceksin. Bu da sana yeter.
Bana söyler misiniz; hangi tarafın yalanlarının yanında yer alayım!

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN