1 Aralık 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

BİRAZ DÜŞÜNSENİZ! GERÇEĞİ GÖRMEK PEKÂLÂ MÜMKÜN…

Bizden, Sizden, Ondan toplanan vergiler nereye gidiyor?

Bir sucukçuda muhasebeci olarak çalışan bir adam, bugün Cumhurbaşkanı ise. Bir Belediyede Deniz Ulaşım şube müdürü iken bu ülkede, bugün başbakan olmuş, meclis başkanlığı yapıyorsa Atatürk’ün ve O’nun kurduğu cumhuriyet sayesinde.

Ya olduğun gibi görün. Ya göründüğün gibi ol. Kirli pazarlıklara kurban ediliyorsa bu ülke. Ve de suskunsa bu millet. Bugünden kabullenmiştir esareti.

Güneydoğuda teröristler yönelik çadır mahkemeleri kur. Davul zurnayla karşıla. Mehdi oyna. Çukur siyaseti yap. Binlerce şehit versin millet. Almanya’da eyalet araştırması yap. Oslo’da yeniden toplan.

Çukur siyaseti, Oslo siyaseti, Eyalet siyaseti. Askerliği paralı yap. Şehit cenazesi üzerinden siyaset üret. Vatan kurtar. Sonuca bakıp ta! Sormayalım mı?

Bir katili, eroinciyi kurtarmak için, kendi seçmenini bir kenara itmiş farklı anlayışa intikal etmiş, koşulsuz, şartsız destek vereceğini açıklayan sahte milliyetçilik.

Vergilerimizi kim hiç etti. Sormayalım mı?

Bu ülkede, okullar, Hastaneler, oto yollar, köprüler, tüneller, mahkemeler, havaalanları, limanlar paralıysa, benim vergim nereye gidiyor diye sormayalım mı?

Sormuyor ve sorgulamıyoruz. 30 Kasım günlü gazetelere göre, 2019 yılı vergi, harç ve cezalar için artış %23.73 olacakmış. Damat bey böyle buyurmuşlar, Kayınpeder bu vergilerdeki artışı ya az bulacak, ya da onaylayacak.

Bu ülkede kriz mi var! Yoksa keriz mi var! Mal meydanda.

Türk Vatandaşlarının vergisi ne işe yaradığını görmek!!!

Bu ülkenin ‘Gazisi’ çöp toplayarak hayatını idame ediyor. İşsizlik 13 milyona ulaşmış! Hiçbir etkisi olmayan 600 milletvekiline meccanen maaş ödüyor. Emekliye, memura, işçiye 6 aydır hayal kurduran anlayıştan medet beklemek. Kimse cebinden kuruş ödemiyor. O paralar benim yıllardır ülkemi adam gibi yönet, benim refah payımı yükselt ve müreffeh ve huzur içinde yaşamama katkı sağla diye ödediğim vergilerim.

Varlıklı ülkede!!! Bir fakir kardeşiniz!

Partili Cumhurbaşkanı maaşına %26 zam yaptı. 70 milyon lira. Akillere 60 bin lira, Danışmanlara 30- 200 bin lira arası maaş, atamalı bakanlara 26 bin lira maaş, artı emekli maaşları. Kayınpeder böyle istedi. Damat bey KHK hazırladı. O böyle yaparsa 6 bin lira maaş alan bir Belediye Başkanı ayda 40 bin lira taksit ödeyecektir.

1100 odalı Sarayın günlük gideri 1,8 milyon lira. Sarayda kimler ikamet ediyor? Kızlar, oğullar, gelinler, damatlar ve torunlar.

Osmanlıdan sonra, Sadabad sarayları ve bahçeleri Ankara ve Marmaris Otluk koyunda. Böyle bir lüks ve şatafat Arapların dışında gelişmiş ülkeler dâhil tek bir ülke yok.

Marmaris Okluk koyunda 13 bin 166 m² kapalı alana sahip alanda yapılan yazlık sarayın 400 odası yeterli bulunmamış. 200 dönüm alan ‘kamu Yararı’ istimlâk edilip saray kullanımına alınmış, çalışanlar için personel lojmanı (Korumalar, Dadılar, Hizmetçiler, Şoförler, Aşçılar, Garsonlar, yüzme öğretmenleri için) var.

400 odanın yetmeyeceğine karar verilmiş, oda sayısı 600’e çıkartılmış. Yazlık saraya ulaşım için kesilen ağaç sayısı 50 bin Adet.  2019 yılı yazında açılacak olan saray için,  10 bin 966 metrekarelik dolgu alanı için özel kum ve çakılla doldurulup plaj haline getirilmiş. Plaj içerisinde güneşlenme ve dinlenme amaçlı bungalovlar, bungalovların ucunda denize girmek için iskeleler yer alacağı biliniyor. İç mefruşat, özel yat ve jet skilerin maliyeti bilinmiyor.

Yazlık sarayın günlük gideri 1100 odalı sarayın yarısını biraz geçecek, zira iskelede bu kez cankurtaranlar, kıyıya ultra lüks gezi yatları demirleyecek. Yaz aylarına mahsus egzotik içecek ve yiyecekler olacak. Ziyafet sofraları kurulacak.

Yetmedi…

Osmanlı sarayları Cumhurbaşkanlığına bağlandı. Yetmedi Ahlat’ta 10 dönüm üzerine kapalı bir saray daha.

Atatürk havalimanını ‘Millet parkı’ yapmaktan vazgeçti. Wib Havaalanı (Cumhurbaşkanlığı, Bakanların) yapılacakmış. Milletin yatıp yuvarlanması yasak.

Yersen… Umudunu sosyal patlamalara bağlamış eylemsiz, sokağa çıkacak cesareti olmayan, bolca laf ödeyen muhalefet.

Sosyal patlama yozlaşmış toplumlarda olmaz. Reis rahat edebilir. Çünkü o’nun yarattığı beleşçi bir kesim var. Çalışmadan, yattığı yerden besleneler yozlaşmanın ana temelini teşkil eder.

Seçim rüşveti olarak, Astsubayların, Uzman çavuşların özlük hakları,  Öğretmene, hemşireye, Polise vaat edilen ek gösterge başka seçime kaldı. Memur, emekli ‘bende %26 isterim’. Diyor.

Onların ne alacağını ben biliyorum. Onlar hala rüyalarda. Enflasyon yükseldi diye sevinenler, Asgari ücret 2 bin lira olsun diyen sendika ağaları, işçinin üzerinde sürdürdüğü saltanattan ziyadesiyle memnun. Ülkede yoksulluk sınırı 6 bin lirayı, açlık sınırı 3 bin lirayı geçmiş. Önemli değil.

Bir milletin bir ferdi otomobilinin 6 aylık vergisini nasıl ödeyeceğim diye düşünürken, verilen verginin dadılarla, hizmetçilerle, aşçılarla, korumalarla, aydınlamaya, ısınmaya, günlük değişen yatak çarşaflarına gittiğini bilenler açım diye bağırıyorsa, bundan bir suratsızlık var demektir.

Ülke Ekonomisini Wall Street bankerlerine göre dizayn edip, anlaşma imzalayanlar, faiz lobisinin kucağından oturtanları bilmeyen, asparagas haberleri gerçek zannedenler. Vesaireler.

AKP’nin 16 yılda  (2003-2018) harcadığı para! 2 trilyon 94 milyar doları aşmış… İse… Üreten KİT’lerin tamamını.  Kıymetli kamu mallarını toplam 71 milyara satan kim?

Yatırım yok. 79 yılın tüm birikimleri sattılar. Yap işlet projesi ile köprü, yol, tünel yaptılar. Üreten Türkiye, Tüketen Türkiye oldu. Borç gırtlağa dayandı. Halkın %80’ni yoksulluk ve açlık sınırında yaşıyor. 4 Milyon Suriyeli besliyor.

Beleşi sevenler… Ülkeyi sevenler! Milletin A… koyanlar.

‘Ben yaptım oldu’. Anlayışına mahkûm edilmişseniz. Debelenmenin faydası yok. Bu ülke nüfusunun 39 milyonu yoksulluk sınırları içinde, 16 milyonu açlık sınırında yaşarken, 17 milyon kişi ballı kaymaklı ömür sürerken, 8 milyon insan idareyi maslahatta.

540 milyar dolar borcu, Ülkenin 55 milyon sefilleri ödeyecek. Ülke yine düze çıkmayacak.

Tecavüz kaçınılmaz bir hal almış ise, ıslık çalmanın, bağırmanın mantığı ortadan kalkmış ise. Rıza gösteren 55 milyon muhterem.

Krizi papaz çıkartmıştı. Döviz vurguncu sayısının bu ülkede 276 bin kişi olduğu açıklandı. (Yeni zenginler)…

Krizi Amerika çıkartmıştı. Enflasyon suçlusu olarak soğan bulundu. Kriz çıkartanlar, krizi fırsata çevirdiler. Elektriğe, Doğalgaza, A’dan Z’ye her şey %300 arttı. Ekmeğin fiyatını artıranı oyarım dediler. Ekmek gramdan düştü.

Faizler tavan yaptı. Kredi kartları faizleri %30’un üzerinde seyrediyor. Maşallah milletin keyfi yerinde. Bu nasıl oluyor? Akaryakıt 7 liraya ulaştı. Araçtan inen yok.

Dolar 5 liraya düştü. Ne Elektrik, nede doğal gaz düştü. Nede Akaryakıt. Geçiren geçirene. Stokçular oyacağız dediler. AVM milletin uçkuruna sarıldı.

Benim bakanım, valim, kaymakamım, memurum, müdürüm generalim. Benim yurttaşım. Ben senin valin, kaymakamın, memurun, müdürün, generalin, yurttaşın değilim, diyebilen kaç. Kişi var? Mesela ben diyorum. Ya siz? Ya onlar?

Kamu ekonomisinden, bütüncül, dengeli, sürdürülebilir, yaygın kalkınmadan vazgeçen Türkiye; üretimi, tasarrufu, ihracatı, dışsallık yaratmayı, istihdamı, gelir dağılımı adaletini, adil vergi politikalarını, refahı tabana yaymayı düşünmemenin sonuçlarına daha da çok katlanacak.

Bu karar iyi karar… Gidelim Halep’e. Kadar; diyen anlayışın piyonu olmak. Katar’a sarılan anlayış.

Bu yaratılmış anlayış en başta iktidar sahiplerinin işine geliyor. Birilerine çöpten beslenme alışkanlığı kazandırılırken, birileri saltanatlarını pekiştirirken, ülke rejimini keyfiyetine göre şekillendirilirken, toplumun bu çürük anlayışa biat etmesi. Çok acı.

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com