

Mustafa Bağ
Andımız, Türkçe Ezan; bahane… Cumhuriyete, Atatürk’e saldırmak şahane!
Bu ülkede Cumhuriyet kurulurken her türlü alçaklık yapıldı. 95 yıldır onlar dışarıdan, bizler içeriden yıkmak için uğraşıyoruz. Mütemadiyen ‘algı’ oluşturuyorlar.
Heykellerini diktikleri Atatürk’ün ilke ve devrimleri tek, tek tırpanlandı; laikliğin gözlerinin içine baka, baka cemaat ve tarikatlara kucak açıldı, devletçiliğin gözünün yaşına bakmadan 24 Ocak kararları getirildi ve ekonomide özelleştirmenin önü açıldı, devrimciliği hiçe sayarak sivil toplumculuk ve geçmişe özlem pompalandı. Halk sadece seyretti. Halka sadece çıkarcılık ve günlük yaşamın nimetlerini sunanlar halkın sırtından saltanatlar kurmaktan bir vesile geri durmadılar.
Sadece konuşan milliyetçi bir partinin lideri. Türkiye Cumhuriyetine ve kuruluş felsefesine karşı, işlenen her suçun ortağı olduğunun ne zaman farkında olur bilemem. Cumhur ittifakı diye tutturduğu o meçhul yolun hedefindeki gerçeği anlatsın. Amaç 17nci Türk devletini yıkmak; yerine ‘Baş Yücelik’ sendromuyla bir ucube sisteme payandalıksa sadece kendisi değil, bu partiye gönül vermiş üyeleri de bir değil bin kez düşünmeli.
Bunların rehberi, Mevlanzade Rıfat. İngiltere’ye gidip Vahdettin’i, ‘Osmanlıyı yeniden kuracağız, saltanatı getireceğiz’. Yalanlarıyla Vahdettin’den paralar sızdırıp, Fransa’da kumarda yiyen bir şarlatan, dolandırıcı. Osmancılıkla başladığı serüveni 1nci Dünya savaşından sonra Kürtçülük kimliği, Milli mücadele döneminde, Milli Mücadele ve Mustafa Kemal karşıtlığı ile öne çıkmış, (İngilizlerin kurduğu İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin içinde yer alıyor. Aynı dönemde onu Kürt Teali Cemiyeti’nde görüyoruz Cumhuriyetin ilanıyla yurt dışına kaçmış) ‘Türkiye İnkılâbının İç Yüzü’ başlığı altında yazdığı yalan ve iftira dolu kitabını bugün başvuru kitabı olarak ele alanlar.
Bunların rehberi, Rıza Nur. Milletvekili olduğu halde İzmir suikastına karıştı. İdam korkusuyla Fransa’ya kaçtı. ‘hayat ve Hatıralarım’ 4 cilt olan kitapta Atatürk’ü ajanlıkla suçlamayla başlayan akıl almaz iftiralara yönelik sözleri kaleme aldı. Ancak bu kitabın basımını İngilizlere öldükten sonra yapılması ile basılmasını istedi.
Bunların rehberi, Necip Fazıl Kısakürek. Türk parasıyla yurt dışına eğitim için gönderilmiş, kendisine eğitim için gönderilen parasını kumarda kaybeden, Türkiye’ye dönen, Atatürk öldüğünde en güzel methiyeler düzen bu şarlatan daha sonra Kubilay’ın başını kesenlerin yanında yer alıyor. Demokrat parti döneminde ‘Yeşil Kuşak’ (Şimdiki adıyla Orta Doğu Projesi BOP) Projesini destekleyen, Atatürk düşmanlığına soyunuyor. Kadir Mısıroğlu’nun hocası.
Bunların rehberi, Kadir Mısıroğlu. Necip Fazılın öğrencisi, kaçak lokantası, bir zır zır deli günümüz şarlatanı ve vatan haini.
Bunların rehberi, Saidi Nursi.
Bunların rehberi, Hasan Mezarcı. Milletvekilli olmuş, su katılmamış başka bir şarlatan.
Mustafa Armağan, Ufuk Uras, Sevan Nişanyan, Fikret Başkaya, Mehmet Altan, Cemal Kutay, Halim Berktay, Cemil Koçak, Mustafa Armağan ve nice hainler.
Bunların Rehberi, İsmail Kahraman. 1969 Kanlı Pazar aktörlerinden. Milletvekili ve Meclis Başkanı olmuş. Kendi saltanatı için milletin milyonlarca lirasını makam odasına, saltanat arabalarına yatıran, saltanat düşkünü, Mecliste İftar adıyla saltanat sofraları kuran, ‘Anayasa İslam’a uygun olmalı, Laiklik anayasadan çıkartılmalı’ diyen, Afgan kralının ipekten dokuttuğu Atatürk siluetli halıyı, ve meclis koridorlarında bulunan Ressam Çallının yapmış olduğu Atatürk resimlerini restorasyon bahanesiyle kaldırtan din baronu.
Bu adam Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Balkanlarda yaşayan nüfusun %69’unun Müslüman, Anadolu’da yaşayan nüfusun sadece %35’nin Müslüman olduğunu, Anadolu’nun Cumhuriyetin ilanından sonra Nüfusun %99’nun Müslüman olduğunu, Osmanlı topraklarında 359 kerhane olduğunu bilmiyor mu? Pek ala biliyor. Ancak cehalete gerçeği anlatmanın aleyhlerine olacağını çok iyi biliyorlar.
Bunların rehberlerini, saymakla bitmez. Bu düşmanlığın içinde solcular, 2nci Cumhuriyetçiler, sözde Kemalistler, Atatürkçülerde var. Cumhuriyet düşmanlarının kaleme aldığı yazılar gerçek belge diye sunulur birileri de bunu sürüm haline getirir ‘Gerçek Tarih’ diye sürüm yaparsa doğrular silinir.
Bir tarafta,
Mahmut Esat Bozkurt, Reşit Galip ve Şükrü Saraçoğlu…
Bizim rehberimiz, Mahmut Esat Bozkurt. Kim ne kadar biliyor? Bu toprakların nasıl vatan yapıldığını, çağdaş bir ülke için hazırlanan projeler ve uykusuz geceler. Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devrimcilik lafla değil, içinde olarak yaşanan bir kavramlar manzumesidir. Milli yetçilik Bozkurt işaretinde değil. Toprakları, vatan kılan anlayışta saklıdır.
Bizim rehberimiz, Şükrü Saraçoğlu. Türkiye Cumhuriyetinin en kasvetli günlerinde başbakanlık yapmış, doğruluğun, dürüstlüğün tek örneği. Kiralık bir evde yaşayan, milletin tek kuruşuna göz dikmeyen, saltanatını kurmak için değil, milletin refahı için ömür tüketen Saraçoğlu; ‘Beni sevmeyenler, icraatlarımı beğenmeyenler, aleyhimde yazılar yazdılar ve konuştular. Ama hiç kimse bana hırsız diyemez’. Sözlerinin sahibi.
Bizim rehberimiz, Reşit Galip. Fikirleriyle bir derya kimlik. Sağlam ve kişilik sahibi. Milli Eğitim balanı olarak gerçekleştirdiği atılımlar. Bugünün ve geçmişin Milli Eğitim bakanları bu güzel insanların hangi vasıflarından etkilenmiş olabilirler?
Diğer yanda Mevlanzade Rıfat, Rıza Nur, Saidi nursi, İskilipli atıf Hoca, Necip Fazıl Kısakürek’ler…
Cumhuriyet kurulduktan sonra; Cumhuriyeti 95 yıldır yıkmak için her türlü alçaklık yapılıyor.
Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından Mehmet Uçum insanları dehşete düşüren sözler ediyor. Uçum, Twitter’daki hesabından “halkımız gümbür, gümbür bir devrim yapıyor farkında mısınız; halk kendi Devletini kurmak için adım atıyor” diyor. Halkoyuna sunulan Anayasa ile rejim değişikliği geleceğini, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının emperyalizmi defederek kurdukları yüce Cumhuriyetimizin yok edileceğini itiraf edebiliyor, bu çirkin ve korkunç ve içi hainlik kokan sözleri yargı ‘ifade özgürlüğü’ olarak değerlendiriyor.
Bu ülkede her türlü alçaklık yapıldı. Cumhuriyetin gelişimine dair hiçbir şey yapılmadı. Mustafa Kemal Atatürk’ün önce heykellerini diktiler. Her yere posterlerini astılar. İlke ve inkılâplarını askıya aldılar. Yetmedi dikilmiş, heykelleri yaktılar, kırdılar, posterleri astıkları yerden yerlere indirdiler.
Yalanlarla yönetilen ülkede, yalanlarla dolu sürümler olur.
Yapılan referandum 17nci Türk Devletini yıkmak isteyenler, ‘Baş Yücelik’ diye ne olduğu belirsiz bir sistemi dayatan anlayış, diğer tarafta istemeyenler. Milliyetçiliği ayaklar altına almış iktidar ile Bu düşüncelere ortak sözde Milliyetçi mukaddesatçı bir başka partiyi görmek mümkün.
Bu partinin lideri; nerede kalmıştık diyerek sindirebiliyor mu! Meçhul…
Cumhuriyete ve Atatürk’e düşmanlık sınır tanımıyor. Bu düşmanlarla kol kola girenler. Bu düşünceye karşı olanlara hain/terörist demeden önce, Norveç/Oslo’ya açılım süreci için görüşmeler yapan akiller. (Ufuk Uras, Rudaw TV çalışanı Aysel Çınar, Eski artistler)
Eski Bakanlardan Efkan Ala, Mehdi Eker, Taner Yıldız; İngiltere Merkezli Demokratik Gelişim merkezine gidiyor. DPI ziyaret ediyor. DPI Başkanı Kerim Yıldız müzakerelerin başlayacağını söylüyor.
Revza Kavakçı ve AKP Genel Merkez heyeti Alman Federal Konseyi Bundesrat’ı ziyaret ediyor. Amaç Almanya eyalet sistemini incelemekmiş!
MHP Genel başkanı bunların amaç ve niceliklerini bana değil, milliyetçi camiasına anlatmalı ki, milliyetçiliğini kendi partisi sorgulasın.









