24 Kasım 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

CUMHURİYETİN ÖĞRETMENLERİ…

Hepimizde emeği, göz nuru olan, elleri öpülesi öğretmenlerim.

Öncelikle görev yapan, emekli olmuş tüm öğretmenlerimin öğretmenler gününü kutluyorum. 24 Kasım 1928…Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa kemal Atatürk’ün ‘millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği’ni kabul ettiği gündür. Beni yetiştiren, hayata hazırlamakla kalmayan, bana ufuk çizgisi çizen, bireysel karar verme özgüvenini kazandıran öğretmenlerim Köy Enstitüleri mezunu idealist öğretmenlerdi. Kendilerini rahmetle özlemle anıyorum.

‘Köy Enstitülerinin kurulduğu yerlere birer meçhul öğretmen anıtı dikilmeli ve her kuruluş günlerinde saygı duruşunda durmalıyız. Uğur Mumcu…

Köyün, köylünün dilinden anlayacak bir aydın kesime ihtiyaç vardır, bu da ancak köylünün kendi içinden aydın bir kesim oluşturmakla mümkün olacaktır. Kendisi de köylü bir aileden gelen ve bu fikirleri savunan İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç, bu sistemin hem kuramcısı hem de kurucusu olacaktır.

Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan tarafından göreve getirilen ve bir sonraki bakan, Hasan Ali Yücel tarafından da desteklenen Tonguç’a göre, köyler içten canlandırılmalıdır. Köylünün, kentlinin yanında ezilmemesi ancak öğrenim ve eğitimle mümkün olacaktır.  Bu düşünce çağdaş toplum yaratmanın, üreten ve refaha ulaşacak yol olarak çizilmiş.

Aydınlanmanın meşalesi öğretmenin eline yakışır. Ama hangi öğretmenin!

O günlerde; toplumu kandıran, vahabi kültürüne ittiren, müfredatta alabildiğine hurafe ile doldurulmuş metinler yok. Tek amaç… Kalkınan, çağdaş bir Türkiye yaratmak. Buda Köy Enstitülerin de yetişen öğretmenlerle mümkün olabilirdi. Bunun içindir ki; Mustafa Kemal Atatürk’ün “Öğretmenler; yeni nesil sizlerin eseri olacaktır’. Tümcesi idealist öğreticiliği hedeflerken, bugün gelinen noktada, kız çocuklarının örtünmesi, karma eğitimin kaldırılması, ulusun çocuklarının tarikat yurtlarında heba edilmesi, 9 yaşındaki kız çocuklarının evlendirilmesi, 15 yaşına gelmiş kız çocukları için ya kocaya, ya mezara diyerek manyak ve sapıklarını oluşturduğu müfredat yoktu. O günlerde manyak, sapık düşünce yoktu. Ama bugün bu ülkede bu karanlık düşünce hâkim.

O gün öğretilerin içinde neler var?

Köy Enstitülerinde verilen eğitimlere baktığımızda, müfredatın kültür, tarım, teknik ders olmak üzere üçe ayrıldığını görürüz. Haftalık planda kültüre 22 saat, diğer iki bölüme ise 11 saatlik eğitim süresi ayrılmıştır.

O günkü eğitim müfredatında okuma, üfleme yok.  Tillo Evliyaların keramet projeleri yok. Mahremiyeti koruyan önlük projesi yok. Hacı robot diye bir şey yok. Kerametlerde çağdaşlık arayan yok. Her şey gerçek ve bilime dayalı. Okunmuş bakla, Dünyayı melekler taşıyor hurafesi tarikatlarla ortaklık imzalayan Milli Eğitim Bakanlığı yok.

Çağdaş Eğitim Hedeflenmişti.

Ders konularını daha detaylı olarak ele aldığımızda; Tarih, Coğrafya, Türkçe, Yurttaşlık Bilgisi, Fizik, Kimya, Matematik, Tabiat Bilgisi ve Okul Sağlığı, El yazısı, Resim-iş, Beden Eğitimi ve Ulusal Oyunlar, Müzik, Askerlik… Kızlar için Ev İdaresi ve Çocuk Bakımı, Öğretmenlik Bilgisi,

Kalkınma kırsaldan kentlere anlayışı hâkim kılınmıştı.

Zirai İşletmeler Ekonomisi konularını belirtebiliriz. Bu derslere ilave olarak; Bahçe ve Tarla Ziraatı, Sanayi Bitkileri Ziraatı, Zootekni, Kümes Hayvanları Bilgisi, Arıcılık ve İpek böcekçiliği… Balıkçılık ve Su ürünleri, Ziraat Sanatlarından oluşan ziraat derslerine de yer verilmiştir.

Köyde ihtiyaç duyulabilecek meslekler için de Köy Demirciliği, Köy Dülgerliği, Köy Yapıcılığı, Köy El Sanatlarından oluşan teknik derslerinin programda yer verilmiş.

Kamusal eğitim, devletin görevidir. Gölgede yatanların aydınlığa uyanması mümkün değildir.

Parası olan okusun. Devlet okullarını yıkan. Gerekli ödenek ve yatırımdan mahrum eden, İyi bir eğitim için nitelikli, okul, nitelikli öğretmen. Mantar gibi çoğalan İmam Hatip Okulları, Tarikatlara devredilen eğitim. Dinde zorlama dönemi başlatan, dayatmacı zihniyet, bu ülkeyi ya zorla dinden çıkartma, yada karanlığa sürükleme peşindeyse. Analizi iyi yapmak gerekir.

O günlerde üretilenleri, bugün satanlara bakmak gerekir. O günkü çağdaşlığı yakalamış olmanın, bugün gelinen sonuçlarda görmek mümkün. O gün dindar olan insanlara farklı gözle bakanların yarattığı dincilere, din baronlarını görmezden gelmek sanki geçmişte dinsiz bir ülke imajını öne sürenlerin hangi imamın kayığında kürek çektiklerini görmek gerekir…

40 yıldır hiçbir şey değişmedi.

Ve binlerce Eğitim Fakültesi çıkışlı işsiz öğretmen adayları. Diğer yanda sözleşmeli öğretmenler. Ve geçim sıkıntısı içinde kalan öğretmenler. Dağ gibi sorunlar yumağı haline gelmiş öğretmenlerimiz. Finlandiya’da en yüksek maaşı öğretmenlerin aldığını sanırım biliyorsunuzdur. Ülkemizin kalkınmasındaki en büyük pay ve eser öğretmenlerimizin. Durum böyleyse en büyük pay öğretmenlerimizin olmalı.

Onlar ki; geleceğimizi hazırlayanlar. Onları müreffeh yaşatalım ki, onları ki geleceğimizi kursunlar.

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlerinin gününü kutluyor, sorunların çözülmesi dileğiyle saygılar sunuyorum.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com