17 Kasım 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Daha önce Atatürk’ün Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’i yazmıştım. Dr. Reşit Galip, kendince inandığı doğruları olan. Taviz vermeyen, dik başlı bir adam.

Mustafa Kemal’e  “siz bu ülkeye ne bırakacaksınız” sorusuna şöyle bir yanıt almıştır. “Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir doğma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum.  Benim manevi mirasım bilim ve akıldır… Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur…

Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçım olurlar” Kaynak: ‘İsmet Giritli Kemalist Devrim ve İdeoloji. İÜ Yayınları.’

Kısaca Mustafa Kemal bu ülkeye çok büyük bir miras bırakmıştır. Bu miras, bilim ve akıldır. Biz bu mirası kullanmadık. Kullandırtmadılar. Siyasetçilerin işine gelmedi.

Cahil bir sürüyü gütmek, suyolunu bilen iki koyunu gütmekten çok daha kolaydır.  Siyasetçiler bu mirasa dönüp bakmadılar bile. Bu topluma hala tebaalık ve Arap bilimciliği ve hurafe yükleniyor ve toplum bunu kabullenip alıyorsa,  bu ülkenin geçmişinde Türk tebasına matbaa kurma ve kitap vb basma izninin 300 yıl gecikme ile veren bir imparatorluğun gündeminde bu tür gelişmeleri izleyecek sonuçlar çıkartacak bir yönetim kavramı, davranışı, kurumsallık bugünde olmadığı gibi o günlerde de yoktu. Ne vardı derseniz. Aklın gücüne inanmayan bir yönetim. Ve bu yönetimin salgıladığı, din’e dayalı korku vardı. Bugünlerde olduğu gibi din bezirgânlığı ve hurafelere dayalı bir sistem ve bu sisteme dayalı korku egomanyasıyla ülke yönetmek vardı. O dönemlerde Osmanlı’da olmayan bu tür gelişmeleri izleyecek sonuçlar çıkartacak bir yönetim kavramı, davranışı ve kurumsallık İngiltere’de vardı. Onun içindir ki bu ülke dünyanın en büyük ikinci gücü.

“Cehalete, bağnazlığa, ehliyetsizliğe, her türlü ahlaksızlığa karşı koyabilmek için soru sormak bir uygarlık zorunluluğu ve işaretidir.” ‘Doğan Kuban’

20 Ağustos tarihli The Guardian Gazetesine bir mektup gönderen İngiliz kökenli bir okuyucu Hişam Yezza adlı bir Müslüman aileye karşı yapılan kötü muameleyi sorgulayan uzun bir yazıda Habeas Corpus’un erimesinden söz ediyordu. Eğer kuralları Müslümanlar için bir kez çiğnerseniz, aynı şeyin daha sonra başkalarının başına da geleceğini söylüyor.

  1. yy Fransa’da Dreyfus skandalının nasıl bir kamuoyu yarattığını hatırlıyoruz. 20. yy temel sorunu da diktatörler sayesinde, insan haklarının çiğnenmesini engellemek sorunu oldu.

Bizim toplumun Ergenekonmuş, rektörmüş, Susurlukmuş gibi konular bir kulağından girip ötekinden çıkıyor. Doğrusu istenirse insan hakları sadece hukukun koruyacağı şeyler değildir. Günlük yaşam da, dünyanın her köşesinde, her dakika bir insan haksızlığa uğrar. Haksızlık insanlardan kaynaklanır. Buna politikacı da neden olur, komşunuzda, bir düşüncesiz, bir kaygısız, bir dalgın, bir cahil, bir hasta insanda.

Sokrat’ı ölüme mahkûm edenler, Haccac’ı öldürenler, bu olaylardan ve bu tür adamlardan yakınmanın sonu yoktur.

Günümüzde dünyaya yalanın egemen olduğu ve bunun temel nedenlerinden bir tanesinin toplumların medya aracılığı ile soru soramayacak kadar aptallaştırılması olduğu unutulmamalıdır. Türkiye’de buna cehalet ve kentlileşmemenin eklediği ataleti de ekleyebilirsiniz.

Günde en az 5 saat TV seyreden ve 10 yılda bir kitap dahi okumayan, eline gazete alanın spor sayfasından ve şans oyunları ekinden başka bir yerine göz atmayan halk, afyon yutmuş bir halktır.

Ülkemizde cennet yaratan yalanlar vardır. Tarih Öğretmenimiz Enver Behnan Şapolyo, Hasan Sabbah’ın müritlerini kendine bağlamak için onları kendinden geçirdikten sonra kurduğu yalancı cennette kısa bir süre misafir ettiğini ve sonra onları fedai olarak nasıl kullandığını anlatırdı. Tarih bilmeyenlerin aklında sadece cennetin ballı tanımları kalmıştı. Huriler ve çeşit, çeşit yiyecekler. Kısaca Erkek ego manyası ve onun üzerine monte edilen Cinsellik ve yemek, içmek. Akılcı bir seçeneğin dışında içgüdüsel doyma ve cinsel ilişki. Ballı seçeneklerin başında bunlar var. Akıllarda kalanlarda bunlar.

Şimdi sahte cennetlerden çok daha ötede insan uyutma araçları var. Başta TV, sonra reklâm, sonra gazeteler, sonra politikacılar. İnsanların soru düşünecek vakitleri yok. Yine de toplum dedikodusuz olmaz. Ama söylenenler tartışılmadığı için hiçbir doğruluk ölçütü de yoktur.

Uygar ülkeler hem halkın, hem de idare edenlerin soru sorduğu ortamlardır. Sorular çoğalmadan yanıtlar ortaya çıkmaz. Demokrasinin amacı da bundan ibarettir. Bu sorunların büyük bir bölümü bilgisizlikten, bir bölümü kaygısızlıktan, bir bölümü beyni yıkanmışlıktan, bir bölümü devleti kar aracı olarak saymaktan kaynaklanır. İnsan yaşamını etkileyen her konu politikadır. Dolayısıyla en temel demokratik hak soru sormaktır. Önce kendimize sormalıyız.

Ne olacak bu Türkiye’nin hali? Demelimi, dememelimi?

Kadınların 1/3’nü okutamayan bir toplum yeni Üniversite açmalımı?

Devlet hastanesi kuyruklarında yüzlerce kişinin aylar sonrası için randevu alabildiği yerde 5 yıldızlı otellerden daha lüks hastaneler olmalımı?

Minimum ücretin 1600,00 TL olduğu yerde 1600,00 TL’ye bir yemek yenilen restoranlar olmalı mı?

Metrosu olmayan ve herkesin yollarda saatler kaybettiği kentlerde her yüz metrede bir gökdelen olmalımı?

Milli gelirin yarısı borç faizine giden bir ülkede ithalat açığı olmalı mı?

Zorbalık ve tehdit olan bir ülkede demokrasiden söz edilebilir mi?

Demokrasi olan bir ülkede din ve mezhep baskısı olur mu?

Demokrasi olan bir ülkede kadınlarda mecliste nüfus oranlarına göre milletvekili çıkarmalı mı?

Türklerin kitap okumadıklarını ve kendi tarihlerinden haberdar olmadıklarını iddia etmelimi?

Amerika Türkiye’yi Rusya’dan daha çok seviyor denebilir mi?

Rusya doğal gazı kesince Türkiye ısınamaz, aydınlanamaz ve susuz kalır demelimi, dememelimi?

Bir insan bir politikacıyı savunuyorsa

Soru soran toplum aydın toplumdur.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com