12 Eylül Cuntası, CIA ve Gladyo

16 Eylül 2021
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
397 defa okundu.
12 Eylül Cuntası, CIA ve Gladyo

12 Eylül Faşist  darbesi, iddiasının aksine; “kilitlenmiş olan siyaseti açmak, toplum gözünde oluşmuş bulunan ‘kardeş kavgası’nı durdurmak, ekonomik krize çözüm üretmek, iş ve çalışma barışını yeniden tesis etmek….”  gibi nedenlerle yapılmadı. Bu iddialara dayanak olan siyasal gelişmelerin ve olayların büyük bir kısmı, CİA, Gladyo ve yerli işbirlikçiler eliyle iradi olarak kurgulanmış ve geliştirilmiş ve de toplumun onayını güçlendirmek için hazırlanmış, büyük komplolardı.

12 Eylül faşist darbesinin asıl nedeni, bunların çok ötesinde; uluslararası finans, silah ve petrol tekellerinin, yeni ekonomik politikaları, yeni talepleri, yeni denge örgütlenmesi ve bu gelişmelerde Türkiye’nin alması gereken rolüyle ile ilgilidir. 

Önce yukarıdaki A haber Memleket Meselesi programında yayınlanan 2 dakikalık videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum.

Eğer izlediyseniz, eski AKP Manisa MV ve Genel Başkan yardımcısı Doç. Dr Selçuk Özdağ’ın aktardığı ve zamanın Başbakan’ı Bülent Ecevit’in alt paragraflarda anlatacağım beyanlarından, 70’li yılların CİA’nın projelerinin Türkiye’de hayata geçirildiği bir dönem olduğunu net olarak görülecektir.

1970’ler, dünyanın iki kutuplu varlığını sürdürdüğü yıllardı.

Türkiye’de 12 Mart’ta bir darbe-mıhtıra yaşanmış, olağan üstü hükümetler kurulmuş, ordudan Kemalist Subaylar tasfiye edilmiş, kendilerini ‘anti-emperyalist, Kemalist, Sosyalist ve Milliyetçi’ olarak tanımlayan Yön hareketi gibi aydınlar tutuklanmış, siyaset; ordu ve mahkemeler eliyle yeniden dizayn edilmeye çalışılıyordu.

1973 yılında seçimler yapıldı.

Seçimler sonrasında ülkede  o tarihte  -kısmen- üçüncü dünyacı görüşlere yakın karakter gösteren Ecevit CHP’si ile Erbakan MSP’si 1973’te koalisyon hükümetini  kurdu. 1974 yılında Kıbrıs’ta faşist EOKA partisi Makaryos’a, Yunanistan Cunta Hükümetinden de destekle, bir darbe yaparak yönetimi almasıyla, Türklere karşı katliam başlatmıştı.

Koalisyon hükümeti, ABD ve İngiltere’ye rağmen Kıbrıs’a Askeri harekat düzenledi. Bu durum başta ABD olmak üzere Batı ile gerilimin doğmasına yol açtı. Ardından ABD üstlerinin kapatılması, ABD’ye rest çekilerek haşhaş ekimi yapılması, ABD ambargosuna direnilmesi, “Toprak işleyenin, su kullananın” sloganıyla yükselen ve sol bir kimlik sunan Ecevit popülaritesi, DİSK’in sendikal alandaki hızla büyümesi,   ABD’yi tedirgin  etmeye başlamış, ülkede gelişen toplumsal muhalefet ve ABD’nin yeni neoliberal politikalarında Türkiye’nin yer alması gerekliliği, adım adım ABD’ci bir darbenin hazırlanmasını tetikleyen önemli gelişmelerdi.

EKONOMİK VE JEOPOLİTİK DURUM

Ortadoğu’da önemli değişimler olmaktaydı.  NATO güney kanadının en önemli üyelerinden Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlığı, ABD tarafından gözlemleniyordu. 1979 yılında meydana gelen İran İslam Devrimi, ardından aynı yıl içinde Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi üzerine, Türkiye’nin ABD politikaları açısından istikrarlı hale gelmesi önem kazanmaktaydı.

Ülke içinde ekonomik durum farklılaşmaya başlamıştı. Ecevit hükümetine karşı TÜSİAD boykot kararı almış, temel gıdadan, yedek parçaya kadar her şey karaborsadaydı. Toplumun hafızasından on yıllarca silinmeyecek yokluklar başlamış, yağ-tüp-şeker kuyrukları oluşmuştu. Dünyada petrol krizi devam ediyordu. 1980’de azınlık hükümeti Başbakanı Süleyman Demirel’in “70 sente muhtacız” sözü, dış ticaret açığını ve döviz darboğazı ifade etmekteydi.

Ülkede artan işsizlik, karaborsa ve işyeri anlaşmazlıkları ile beraber ekonomik kriz öne çıkmaya başlamıştı.

Aynı zamanda 1980’lere doğru tüm dünyada neoliberal bir ekonomik dönüşüm yaşanmaktaydı. Neoliberal reformları uygulayabilmek için toplumsal muhalefetin olmaması ve baskı ortamı gerekliydi. “..ABD, neoliberal politikaları hızlandırabilmek için, dünyanın çeşitli ülkelerinde askerî darbeleri desteklemekteydi…” (Noam Chomsky,  “Terrorisnm and the Liberal State” -1999). 

O dönemde Türkiye’de yükselen toplumsal muhalefet, özellikle işçi ve öğrenci hareketleri ve fabrikalarda grevler artmıştı.

Adım adım cuntanın gelmekte olduğunu ilk fark eden CHP Genel Başkanı Ecevit oldu.

Ecevit; bu ekonomik politikanın ancak cunta ile hayata geçirilebileceğini anlamış, bu nedenle bir yandanparlamentonun işlevini koruyabilmesi için, “ulusal mutabakat hükümeti” önerisini getirmekte;

diğer yandan 6 Eylül 1980’de Petrol-İş Sendikası Genel Kurulu’nda işçilere; “Toplum tribünde seyirci olursa demokrasi giderek yok olur, bu gün tribündeki işçileri sahaya çağırmaya geldim.” demekteydi.

KUTUPLAŞMA, ÇATIŞMA VE PARLAMENTONUN KİLİTLENMESİ

Ülkede yaygınlaşan çatışma, siyasi cinayetler, Maraş, Çorum gibi kitlesel katliamlar devam ederken, son olarak da, 6 Eylül günü Konya’da MSP önderliğinde yapılan ve darbe liderlerinin şeriat amaçlı bir kalkışma girişimi olarak nitelediği Kudüs Mitinginde, şeriat çağrısı yapılmış, bu da darbe plancıları için ciddi psikolojik malzeme oluşturmuştu. 

Milliyetçi Cephe (MC) hükümetleri ile toplum, sunni olarak sağ ve sol kanat olarak bölünmüş, partiler arası diyalog zor bir durum almış, her siyasi görüş, karşıt siyasi görüşü rakibi olmaktan öte, düşmanı olarak görmeye başlamıştı.

Bu karşılıklı kutuplaşma ve uzaklaşma parlamentoyu da kilitlemişti. TBMM’de F. Korutürk’ün cumhurbaşkanlığının sona ermesiyle, 22 Mart 1980’de ilk turunun yapıldığı Cumhurbaşkanlığı seçimi, 114 tur oylamaya rağmen darbe gününe kadar sonuçlandırılmamış olması, halkta demokratik yollarla ülkenin düzlüğe çıkamayacağı inancını pekiştirmekteydi.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

Nude straight boys with monster cocks gay Fucking the Nerd - straight, boys, Nude Nasty Gay fuck 1 - Nasty, fuck, Gay Blacks On Boys - Gay Bareback BBC Nasty Gay Fuck 08 - Blacks, On, Boys Blacks On Boys - Hardcore Interracial Gay Fuck Video 13 - Blacks, On, Boys Blacks On Boys - Nasty Hardcore Interracial Gay Fuck 02 - Boys, Blacks, On