“YAVUZCA”

26 Aralık 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
18 defa okundu.
“YAVUZCA”

ÜLKEYİ ETKİLEYEN PİS KOKULAR

 İdris Yavuz gazeteci

Okurlarıma bu gün farklı bir konuyu aktarmak istiyorum.

Behlüldane, Abbasi halifesi, Harun Reşit döneminde yaşamış, menkıbeleri Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde zevkle okunan, anlatılan ibretli, hikmetli sözlerinden dolayı ilgi odağı olmuştur. O bir Hak dostu ve gönül adamıdır.

 Halife Harun Reşit’in çok önem verdiği, nasihatine saygı duyduğu Behlüldane kendisinden sonra gelen birçok bilim Adamı’nın kitaplarına da konu olmuştur.

Bir gün Harun Reşit Behlül’e;

– “Seninle çoktandır görüşüp nasihatinden yararlanmak istedim” deyince Behlül;

– Ben size böyle bir arzu duymadım.  Önce şu saltanatınıza bakınız, sonrada dönüp kabirleri temaşa ediniz. Bunlardan ibret almayan hükümdara ne demeli?  Siz bir gün ilahi huzurda, yaptığınız hatalardan dolayı hesap vereceksiniz.” Deyince Halife; Onu haklı bulur.

Bir gün Behlül’ün sözlerinden rahatsız olanlar Harun Reşit’e gelip onu şikâyet ederler;

-“ Sultanım! Bizim hatalarımız onu ne ilgilendiriyor? O adam bizimle uğraşmasın. Bizi bize bıraksın, sonra (Her koyun kendi bacağından asılır)” derler.

Halife, Behlül Dane’yi çağırıp halkın dediklerini ona bildirir. Behlül üzülür ve halifenin huzurunda sessiz sedasız cevap vermeden ayrılır. Daha sonra birkaç koyun satın alıp keser, bunları her mahallenin köşe başlarına ayaklarından asar. Bu olayı gören halk Behlül için;

“Bu adam delidir, ne yaparsa yeridir” diye onunla alay ederler. Aradan birkaç gün geçtiğinde asılan koyunların pis kokusu etrafa yayılınca, bundan bütün mahalle rahatsız olur. Halk Halifeye Behlül’ü tekrar şikâyete giderler. Olanları bir bir anlatırlar. Harun Reşit Behlül’ü çok sevdiği ve saydığı için, onu üzmemek niyetindedir. Haber yollar ve Behlül’ü huzuruna davet eder. Behlül Halifenin huzuruna geldiğinde, Harun Reşit ona;

– Yahu Behlül, neden mahalleyi rahatsız ettin. Herkes sizden dertli deyince, Behlül;

– Ey Halife, bir kötünün herkese zararlı olduğunu zannederim anlamış olmalılar. Ben bir şey yapmadım. (Her koyunun kendi bacağından asılacağını onlara gösterdim) diye cevap verince, herkes hatasını anlar ve olay tatlıya bağlanır.

Sistemin bozulduğu dönemlerde bu pis kokuları sürekli görmekteyiz. Bu konuda bahane üretme noktasında sorumsuzluğun bedelini herkes çeker. Son zamanlarda Türkiye’de yaşanan sıkıntıların sebebi de, “bu pis kokulara, zamanında önlem alınmayışıdır.

Şimdi Behlül Dane’den düşündürücü, ibretli birkaç sözü nakletmek istiyorum;

*Behlül’ün bir gün para kesesini çalarlar. O da doğruca mezarlığa gider ve bir mezar üzerine oturup beklemeye başlar. Onun bu halini görenler;

-“Behlül, sen hırsızları arayacağın yerde neden burada oturmaktasın?” diyenlere Behlül;

-“Bekliyorum, çünkü hırsız eninde sonunda mutlaka buraya gelecektir” cevabını verir.

Yine bir gün Harun Reşit, Behlül’ü aratmış. Mezarlıkta boş bir kabir içinde uyur bulmuşlar. Halife’nin huzuruna getirenlere kızan Behlül;

-“Beni emirlikten indirdiniz. Ne güzel saltanatım vardı, hepsini yok ettiniz” diye bağırınca Halife;

-“Ne Emirliği, ne saltanatı? Hayal mi görüyorsun?” deyince Behlül;

-“Rüyamda kendimi hükümdar olmuş gördüm. Tahtımda oturmuş, birçok hizmetkârım, vezirlerim karşımda bel bağlamış, beni dinliyorlardı. Uyandırmakla benim bu saltanatımı yıktınız” dedi. Halife Harun gülerek;

-“Behlül rüyada yaşanan hükümdarlığa itibar edilir mi?” deyince Behlül;

-“Benim emirliğim ile senin halifeliğin arasında ne fark vardır? Ben gözlerimi açınca hayata dönerim. Sen gözlerini hayata yumunca halifeliğin ebediyen sona erer” demiştir.

Harun Reşit  bir gün Behlül’ü  huzura çağırır ve ona harcaması için bir miktar para vermek ister. Behlül ona;

-“Sen bunları kimden topladınsa, götür yerlerine ver” der. Ve teklifi reddeder.

Behlül bu! Bir gün mezarlığa gider, üç kurukafa bulur, pazar yerine gider, önüne kor ve;

-“Satıyorum, kafa satıyorum alan yok mu?” diye reklâma başlar. Behlül’ü tanıyanlar ona;

-“Yine ne satıyorsun Behlül” diye alay ederler. Onların bu alaylı haline hiç aldırmaz ve;

-“Bu kafalar, satılıktır. Bakınız, bu taş kafa, şu boş kafa, o da hoş kafadır” deyince içlerinden biri yine alaylı bir şekilde;

-“Kaç paraya veriyorsun?” deyince Behlül;

-“Efendiler taş kafa parasız, boş kafa ucuz, hoş kafaya ağırlığınca ücret isterim” der. Bunun sebebini soran diğer vatandaşa ise;

-“Efendim taş kafa dünyada boş şeylerle uğraşıp öğüt dinlemeyen, vatana millete devlete zarar veren kafadır. Onun için beş para etmez, bedavadır. Boş kafa sahibi, kısmen iyi niyetli öğüt dinlemek ister gibi görünür, yapmaz. . Bu yüzden ucuz bir fiyattır. Hoş kafa ise olgun, inanan, vatansever,  gönül adamının kafasıdır. Onun içinde çok pahalıdır.”  Der.

 Siz, bugünün insanını bu ölçüler içinde değerlendirdiğiniz takdirde, ortaya nasıl bir tablo çıkacaktır? İbretle göreceksiniz.

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN