YANLIŞ ANLAMAYIN! BENİMKİ SADECE MERAK! (1)

10 Mart 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
744 defa okundu.
YANLIŞ ANLAMAYIN! BENİMKİ SADECE MERAK! (1)

Sadece bildiklerimiz… Ya bilmediklerimiz!

Ülkenin başında her kula nasip olmayacak bir seçmen kitlesine sahip bir iktidar var… Kralların mesajları Tanrılarıyladır. Onlar büyük işleri Tanrılarıyla görürlerken, kepazeliklerini de tanrılarıyla örterler. Lütfün büyüğünü tanrı verir. Antlaşma Tanrı adına, tanrıyla olur. Ya kullar!!

Önce küçük bir dua… “Bel’amların şerrinden ülkemi, milletimi muhafaza eyle Ya Rabbi…” Yanlış anlamayın benimki sadece merak! ‘Belam’ kutsal kitaplarda geçen “saray ahundu (mollası), zalimlerin alimi” gibi sıfatlar taşıyan kişi. Ya da Sultana yaltaklanan din adamı. Osmanlıdaki Şeyhülislam benzeri din alimi.

“Ahund” ise Farsça’da medresede ders veren ve mollaların başı olan büyük alim demek… İlahiyat fakültesi dekanı benzeri. Tarikatların Medreselerine kapağı atmış besleme din baronları. İran’da devrim yıllarında Şah yanlısı mollaları ifade için “saray ahundları” diye Humeyni için çok kullanılırdı. Hatırlayın; Türkiye’de al takke ver külah dönemi, iktidar ortağı Fetullah hoca efendiyi!

Saray, egemenlik ve iktidar böyle bir şey… Kısa sürede etraflarında “ahundlar” türer. Saraylar, egemenler ve iktidarlar ahundsuz yapamaz.  Meşruiyetlerini dinden almak için onların “yalaka, sahtekar din adamlarının varlığına ihtiyaçları vardır.  Onlar Allah ile aldatarak halkı egemene itaate çağırma gibi görevleri vardır. Onlar ağızlarına tespih ettikleri “ulu’l-emr” ayetleri okuyarak… Cahil halkı itaate çağırırlar. Çağdaş, akılcı demokratik ve laik sistemde bu cahiliye kanunları yoktur. Çağdaş Dünya hukuku vardır. İmam kadılar yoktur. Bağımsız yargıçlar vardır!

Eski çağlardan beri, özellikle de Emevilerde, Abbasilerde, Osmanlılarda ve de Cumhuriyet döneminde bunlardan hiç eksik olmamıştır. Maşallah sultan sofralarında ikbal-ü izzet-i gördü mü mantar gibi biterler… Bakın havuz medyasına, besleme kalemlere ve soytarılara. Sarayın bahçesinde nöbet tutan devrin uşaklarına. Bu uşakların patronlarına bakın. Halkı aldatmak için yemin etmiş gibiler. Ellerinde viski bardakları, yanlarında Rus fahişeler boğaza nazır katlarda, yalılardalar. Bunlar bu halkı kandırma ve uyutma gibi bir görevi var. Anlayın demiyorum. Bunlara kanmayın diyorum sadece

Keşke peygamber Türkiye’de doğsaydı.

Keşke kuran Türkçe inseydi. Duaları ezberlememiz, kutsal kitabı anlamamız kolaylaşırdı.

Yaşardık.

Rahatlardık.

Bayram ederdik.

Kimse kandıramazdı bizleri. Okuduğumuzu anlardık. Tanrının buyruklarını sahte, salyalı ağızlardan, örümcek kaplı karanlık düzeninin soytarılarından değil. Kendi belleğimizle çözer ve anlardık. Bel’amlar’a, Ahund’lara fırsat vermezdik. İbadetimizi doğru yapardık. Papağan değil, adam olurduk. Adam…

Keşke kuran Türkçe inseydi.

Araplar Türkçe duaları, Türkçe kuranı anlamakta zorlanır. Bizleri kimse kandırma yolunu seçmezdi.

Örneğin kadın. Nedir? Düşman mıdır? Dinden çıkartan mahluk mudur. Fetvacı başının dilinden hiç düşmez. Allah ile kadını bir araya getirip kandırmak.

Kadın… Soframızdaki yeri öküzümüzden, kutsal kitaplardaki yeri erkeklerden sonra gelen… Tarladaki, fabrikadaki, okuldaki, mutfaktaki, genelevdeki… Boş ol diyerek boşadığımız… sokakta laf, evde dayak attığımız… Sokak ortasında öldürüp, ırzına geçtiğimiz. Mirastan az pay, ya da hiç vermediğimiz. Anamız, bacımız, eşimiz, sevgilimiz, kız kardeşimiz, kızımız… Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun.

Kadın muhtar seçiyor.

Kadın Belediye Başkanı seçiyor.

Kadın Milletvekili, Cumhurbaşkanı seçiyor. Oy kullanıyor. Külliyen yanlış.

Kutsal kitaba göre Adem’i kandırmıştır Havva.

Mustafa Kemal ne yapmıştır. Kadının seçme, seçilme hakkı olduğunun ötesine geçerek kanun çıkartmıştır. Bugünkü anlayışa göre! Mustafa Kemal Atatürk elmanın diğer yarısını demokrasinin başına bela etmiştir.

Yılmaz Özdil yazmış.

İnsanoğlunun en kahırlı bunalımları, Allah’ın araç yapıldığı aldatıştan kaynaklanan bunalımlardır. En zehirli zulümler de, bu aldatıştan doğar. En kalıcı, en yıkıcı bozgunlar, bu aldatışın vücut verdiği bozgunlardır. Tarih buna tanıktır. Kuran’daki “Allah ile aldatılmayın” ihtarına rağmen, Türk halkı dinine olan derin saygısı yüzünden Allah ile aldatılıyor.

Allah ile aldatmak; dinimizi, çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından, ne dini vardır, ne de imanı… Onun dini imanı, Tanrısı, ibadeti, hep çıkarıdır, hesabıdır. Allah ile aldatanlar dokunulmaz, eleştirilmez bir “tahakküm teolojisi” oluşturmuşlardır. Türkiye’de bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar’ Yılmaz Özdil.

Avrupa bizi kıskanıyor! Diyebilirsiniz. İtalya “Repubblica” gazetesinin yazısı… “Türkiye Cumhurbaşkanı, beraberinde 150 kişilik heyetle Roma’ya bir Sultan gibi geldi. Ve tıpkı bir Sultan gibi Mattarella’nın mutfağına çeşnicibaşını sokmak istedi. Bu haber, ‘Roma’ya, savaşta olan bir Ortadoğu otokratının (Siyasi yetkileri tek başına elinde tutan…  Yönetim biçimi ‘Monarşi’ gibi gözükse de, yönetimi ele geçirmiş kişi.) geldiğini gösteriyor’! Olarak yorumlandı…

Vatikan ziyareti iki uçak. Uçağın birinde zatıalileri, diğerinde hizmetkarlar var. Hatırlar mısınız akıbetiyle malumlarınız;  Libya lideri Kaddafi’yi! O’da Roma’da çadır kurmuştu.

Devlet, ‘KAMU’ harcamalarını karşılamak üzere vergi toplar. Toplarda nerelere harcar?  Ancak, politik ve ekonomik tercihler, politik tercihlerin üstün tutulması yanlış ekonomik karar ve uygulamalarına yol açar mı? Durum ortada. Hani! Birazda benim konforumu düşünseniz ya! Deriz ve sonra %3’lere razı olur. “Allah devlete, millete zeval vermesin”… Deriz ya! ‘Zeval’i ben merak ettim. Yazdım.

Nasıl ki; devletin anayasadan kaynaklanan vergi alma hakkı varsa, benimde, bu vergilerin nerelere harcandığını, etkin ve verimli kullanılıp kullanılmadığını, bunların denetlendiğini görme ve izleme hakkım var… Benim paramı kullanan, bana yönelik ne yapıyorsun sorusunu bu işi ulemaya sor diyenlere birde ben sorsam! Nasıl bir cevap alırım! O-HAL’de!!!

Unutmayın korku bulaşıcıdır! Bunun içindir ki ‘Yarın kimseye vaat edilmemiştir’.

Türkiye’de 299 çeşit aktif vergi türü varlığı ile Dünya’da 247  ülke (Kabile ülkeleri dahil)  sıralamasında 1nci sıradayız. Bizler 12 ayın 7 ayını devlete çalışıyoruz. Onca vergiyi, gelişmiş ülke olmak, ele güne muhtaç olmamak için mi! Yoksa birilerinin konforunu yükseltmek için mi ödüyoruz? Bu 299 verginin 46’tısı Ceza. 22’si harç. 20’si fon ödemeleri. 211 tür kalem vergi. Bu sayıya belediye harç, vergi ve cezalar dahil değil.

Bunlar!!! 8 milyar dolara aldıkları doğalgazı, bize 55 milyar dolara satacaklar! Sonra; Türkiye Avrupa’nın en ucuz gazını kullanıyor, diyecekler. 11 Milyar dolara aldığı petrolü bu millete 93 milyara satacaklar! Türkiye Avrupa’nın en ucuz akaryakıtını tüketiyor, diyecekler. 7 Milyar dolara ürettiği Elektriği bu millete 76 milyar dolara satacaklar! Türkiye Avrupa’nın en ucuz elektriği yakıyor diyecekler.

Ben; bu ülkeye, Haraç gibi harç ödüyorum. Haraç gibi ceza ödüyorum. Ben bu ülkeye vergi veriyorum. Üstelik ben bu ülkeye canımı veriyorum. Ya diğerleri!

Yarın ‘Yanlış anlamayın benimki sadece merak’! yazımın ikinci bölümünü okuyun ki; din ile aldatmanın, ve uyutmanın boyutlarını. Unutmanın bedeli. Nasıl yoksul kaldığımızı anlayın. Din ile uyutup. Götürüyorlar.

Vergi hikayeleri ve ülkem.

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN