Ucuz Gözlükler Göze Zarar Veriyor

15 Şubat 2020
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
Ucuz Gözlükler Göze Zarar Veriyor

Lider Optik işletmecisi, Habip Acar, ile firmaları ve gözlük satışları hakkında konuşmaya devam ediyoruz. 40 Arena Gazetesi olarak bir araya geldiğimiz Habip Acar, her yerde satılan optik ve güneş gözlüklerinin yarattığı tehlikelere değindi. Acar, internet üzerinden satışı yapılan kontak lensler hakkında da değerlendirmelerde bulunarak, tüm soruları yanıtladı. İşte o söyleşinin devamı; 

Günümüzde hemen hemen her yerde gözlük satışının olduğunu görüyorum. Özellikle güneş gözlüklerinin birçok yerde satışı söz konusu. Bu konuda siz nasıl bir değerlendirme yaparsınız?

Haklısınız. Özellikle güneş gözlüklerinin çarşıda, pazarda satıldığını görüyoruz. Üstelik artık güneş gözlükleri değil, optik gözlükler de her yerde satılmaya başladı. Yani hazır bir şekilde optik ‘okuma gözlükleri’ satılıyor ama bu gözlüklerin çarşı-pazarda satışı yasak. Biz yıllarca bu satışların olmaması konusunda mücadele verdik ama bunları engelleyemedik. Bunları yaşadık bugünse sokaklarda hem güneş hem de optik gözlükler maalesef satılıyor. Bunun engellenmesi gerekir. Bu noktada da devletimiz, Türkiye’de imal edilen veya yurt dışından gelen güneş gözlüklerinin camlarını testten geçirmeli. Özellikle yurt dışından gelen gözlüklerin camının kaliteli olup olmadığının kontrol edilmesi ve bu şekilde ülkeye sokulması lazım. Çünkü bu bir halk sağlığıdır. Bunu da devlet kontrol etmeli. Bu konuda tam anlamıyla bir denetim olsa, çarşı-pazarda güneş veya optik gözlükler satılamaz. Biz buna yönelik çeşitli girişimlerde bulunduk, ilgili yerlere yazılarımızı yazdık bir sonuç alamadık. Maalesef, her yerde kalitesiz camlı güneş veya optik gözlükler satılıyor. 

Bu konuda tüketiciyi mi bilinçlendirmek gerekiyor peki?

Evet, tüketicinin bilinçlenmesi lazım. Bize gelip “Şuradan gözlüğü 5 liraya aldım, sizde neden 100 lira?” diyebiliyorlar. O da belki kendince haklı ancak 5 liralık güneş gözlüklerinin camı, kalitesiz. Gözlerimiz karanlığa girdiği zaman göz bebeklerimiz büyüyor. Bir güneş gözlüğü taktığınızda göz bebeğiniz koyu alana girdiği için büyüyor. Gözlüğün ön camı koruyucu olmaz ise, büyüyen göz bebeğinin halkasından içeriye çok fazla UV ışınları giriyor ve körlük, katarakt, sarı nokta gibi engellenemeyecek tahribatlara sebep oluyor.

Tüketiciyi nasıl bilinçlendirmek gerekiyor? Vatandaş gözlük alırken nelere dikkat etmeli? Sizin tavsiyeniz ne olur?

Vatandaşlar gözlük alırken, aldığı optik gözlüğün cam ve çerçevesinin ya da güneş gözlüğünün sertifikasını isteyecek. O sertifikada, o gözlüğün hangi marka olduğu, teknik özelliklerinin neler olduğu belirtiliyor. Vatandaş, “Ben 80 liraya gözlük aldım” diyor. Biz o gözlüğü 150 liraya takıyoruz. 

Bu noktada “Aradaki fark nedir?” sorusunu sormak lazım. “80 liraya alınan gözlük, Çin malı mıdır?, Cam kalitesi nedir?” gibi sorulara cevap vermek lazım. Bunun için de sertifikaya bakmak gerekir. Ben tüketiciye, gözlük alırken, aldıkları camın sertifikasını, sertifika bulamazlarsa, gözlük camlarının zarflarını ve optik çerçevelerin sertifikalarını almalarını tavsiye ediyorum. O zaman bilinçli bir şekilde tercih yaparlar.

Aynı zamanda gözlük seçimleri de çok önemli. Özellikle güneş gözlüklerini bilinen gözlükçülerden gözlük almalarını tavsiye ediyorum çünkü özellikle gözlük çerçevesi seçiminde gerçek gözlükçüler yardımcı olabilir. İşi bilen, mesleğinin başında olan, optisyen, gözlükçü arkadaşlarla muhatap olmak gerekir. Bilinçli bir optisyen, gözlükçü, çerçeve konusunda, gözlüğün buruna oturuşuna, sap uzunluğunun düzgünlüğüne, yüzün ergonomik yapısına uygun olup olmadığına bakarak, çerçeve seçiminde yardımcı olur. 

Son yıllarda en çok karşılaştığınız göz hastalıkları neler?

Son zamanlarda bize en çok sarı nokta hastalığı geliyor. Bu da gözün ultraviyole ışınlarından çok fazla korunamamasından kaynaklanıyor. 

Bizim sektörde, yani sağlıkta reklam yapılamaz ama maalesef reklam yapılıyor. Reklamlar engellenmediği sürece, göz rahatsızlıklarını engellemek mümkün değil. Bazı hastane veya doktorlar, piyasada akıllı gözlükler, akıllı lenslerin olduğunu söyleyerek, kişilere akıllı lens takabiliyorlar. Akıllı lens diye bir şey yoktur. Akıllı lens değil, çok görüşlü bir lenstir bu. Bunun artıları, eksileri vardır. Vatandaş, “Akıllı lens alacağım, yakın görüşüm ömür boyu düzelecek” diye düşünüyor ancak bu konuda yaşanmış komplikasyonlar var. Kişiye akıllı lens takarken, test edilen numara yanlış olabiliyor, yani göze yanlış numara takılabiliyor. Böyle olunca da kişinin dengesi şaşıyor. 

Gözün canlı merceğini alıp, oraya yapay bir mercek takılamaz. Sağlıklı göze bu yapılmaz. Göz 1 veya 2 numara da olsa görüyorsa, bu göze akıllı lens adı altında bir lens takmak doğru değildir. 

Yakın zamanda ‘Gözlükçüler odası’ adı altında bir meslek odasının kurulması gündemde. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nedir? 

Mesleğimizle ilgili bir oda, birlik kurulması bizim hayalimizdi. Bu hayal torba yasalarla gerçekleşti. Eczacılık Kanununa dayanarak çıkartılan oda ve birlik kanunu oldu. Bu kanuna göre Türkiye’de 18 ilde gözlükçüler odası kurulacak. Bu odalar, bir birlik oluşturacak ve tek bir ses halinde sorunlarımızı orada dile getireceğiz. 

Daha önce biz dernekler, konfederasyonlar vasıtasıyla haklarımızı savunduk ama bunlar bizim için yeterli olmadı. Odalar ve birliğin kanuni dayanağı olduğu için haklarımızı buralarda aramak ve sorunlarımızı dile getirmek oldukça önemli. 

Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Dünyadaki ve Türkiye’deki gözlükçülük arasındaki farka da değinmek istiyorum çünkü bu konunun da önemli olduğunu düşünüyorum. Fransa, Almanya ve İngiltere’deki meslektaşlarımız ne yapıyor, biz ne yapıyoruz? Dünyada ve Türkiye’de gözlükçülük nedir? Bunlara da bakmak gerektiğini düşünüyorum. 

Şu an gözlükçü meslektaşlarımızda, bilinçli çalışan, işini seven meslektaşlarımızda kullanılan teknolojik makineler, son sistem. Fransa, Almanya ve İngiltere’deki meslektaşlarımız teknolojik anlamda ne kullanıyorsa biz de aynısını kullanıyoruz. Yani, teknolojik olarak bir eksiğimiz yok. 

Dünyanın bizden farklı olduğu nokta, gözlükçülüğün üzerinde Optometri adı verilen bir bölümün olması. Bu bölümde eğitim alıp buradan mezun olanlara Optometrist deniyor. Bu kişiler, göz doktorunun yarısı konumuna geliyorlar. Kısaca Fizik Fakültelerinde eğitim alıyorlar. Göz, anatomi gibi dersler de alıyorlar. Göz doktorunun yardımcı elemanı gibi çalışarak sadece görme testi yapıyorlar. Ülkemizde bu şekilde eğitim veriliyor ve bu eğitimi alanlar var. Bu kişilerin yetkileri, görme testi yapmak, gözde gördükleri olumsuz vakaları da göz doktorlarına bildirmektedir. Dünyanın her yerinde var. Bizim eksiğimiz burada başlıyor. Ülkemizde göz doktoru arkadaşlarımız bu bölümün ülkemizde olmasını istemiyorlar.

Ben yurt dışında da bulundum ve bizim doktorlarımız, burada istemedikleri Optometristlerin eğitim seminerlerine orada katılıyor. Türkiye’de bu eğitimin verilmesi istenmiyor. 

Bizim ülkemizde Optometristlere ihtiyaç var çünkü çok fazla göz hastası var, doktor sayısı ise az. Göz doktorlarının çoğu büyükşehirlerde, ancak Türkiye büyük bir coğrafya, Doğu’da da göz doktorlarına ihtiyaç var. Maalesef, göz doktoru sayısı yeterli kalıyor. Bu nedenle ülkemizin Optometristlere ihtiyacı var.  

Haber Didem Ceylan

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com