TÜRKİYE’DE DÖVİZ AÇIĞI HAKKINDA KISA BİR ANALIZ

12 Temmuz 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
TÜRKİYE’DE DÖVİZ AÇIĞI HAKKINDA KISA BİR ANALIZ

Türkiye ekonomisinin 1950’li yıllarına kadar döviz açık sorunu yoktu. Ancak 1950’li yılından sonra uygulanan serbest dış ticaret politikası, hızla dış ticaret açığına ve bu açığın büyümesine yol açmıştı.

Bu gelişme, Türkiye’nin uyguladığı ilk istikrar programı olan 1958 kararları ile sonuçlanmış Türkiye 1958 yılında Moratoryum ilan etmiştir.

Artan döviz açığı ve diğer ekonomik sorunlar, 1961 yılında IMF ile ilk Stand-By anlaşmamızın imzalanması ile sonuçlanmıştır. Bu ilişki 2005 yılına kadar toplam 19 adet anlaşma ile de sürüp gitmiştir.

1960-1980 yılları arasındaki dönemde Türkiye ekonomisi, artan dış ticaret açığı ve genel anlamda döviz açığını azaltmak için “İthal İkameci Politika” uygulamasına yönelmiştir.

Amaç aslında basittir: İthal edilen malların belirli bir kısmı yurtiçinde üretilecek ve böylece ithalat harcamamız azalacaktır ancak 1960’ların sonlarına geldiğimizde Türkiye’de yine döviz kalmamıştır çünkü ithal edilen malların yurtiçinde üretilmesi demek, bu malları üretmek için, bir yandan bu malların hammaddesinin, diğer yandan da makine/yatırım mallarının yurt dışından ithalatı demektir.

Özetle 1960’lı yıllarda uygulanan ithal ikameci sanayileşme politikası, Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltamamış, aksine artırmıştır.

Sonuç yine döviz açığı artmış ve yine IMF ile Stand-By anlaşmaları imzalanarak döviz açığımız borçlanarak kapatılmaya çalışılmıştır.

1970’li yıllarda yaşanan petrol krizleri ve petrolün fiyatının çok ciddi oranlarda artması Türkiye ekonomisinin döviz açığını daha da fazla arttırmıştır. ( 1979 yılında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in “70 cente muhtacız” cümlesini az çok duymuşsunuzdur – 1978 ve 1979 yılları Türkiye cumhuriyeti ‘ nin siyasi ve ekonomik açıdan en zor yıllarıdır.

Sonuç, yine IMF ile anlaşmalar, döviz cinsinden borçlanmalar ve siyasal/politik karışıklıklar ve 1980 darbesi…

1980’li yılına geldiğimizde Türkiye ekonomisinin benimsediği yeni büyüme stratejisi ; “İhracata Dayalı Büyüme Modeli’’ dir. İhracat yaparak sorunun kökten çözülebileceğini öngörülmüştür.

Şu duruma da dikkat çekmek isterim ki Türkiye’nin Planlı Kalkınma dönemine geçtiği tarih 1963 yılıdır. Aynı tarihte Güney Kore’de kalkınma planlarını uygulamaya başlamıştır. Hatta 1960 yılında Türkiye’nin kişi başına düşen geliri yaklaşık 300 Dolar iken, Güney Kore’de 60-70 Dolar civarındadır. Yani yaklaşık 5 katlık bir üstünlüğümüz vardır. Ancak 1960-1980 döneminde Güney Kore ekonomisi, ciddi bir ihracat hamlesine dayalı büyüme modelini kullanarak ekonomik kalkış aşamasını tamamlamıştır…

Türkiye ise adı geçen dönemde maalesef yerinde saymıştır… Şu anda durum nasıl mı? Bizim kişi başına düşen gelir 10 bin dolar, Güney Kore’nin ise yaklaşık 30 bin dolardır…

Türkiye ekonomisi her ne kadar ihracata dayalı büyüme stratejisini 1980’li yıllardan sonra uygulamaya başlamış olsa da, kısmen finansal serbestleşme başlamış, ihracat olarak miktar ve içerik olarak da değişmiştir fakat bu büyüme modelinde de tam olarak başarı sağlanamamıştır çünkü Türkiye ekonomisi büyümek için, ithalat yapmak zorunda kalmıştır

1990 ve 2000’li yıllarda, ithalatın yaklaşık %75’i hammadde, % 15’i makine/yatırım malı, sadece %10’u tüketim mallarından oluşmaktadır

Büyümek demek, daha fazla üretmek demektir, daha fazla üretim de, hem hammadde, hem de makine ihtiyacı demektir. O yüzden yüksek büyüme dönemlerinde Türkiye’nin dış ticaret açığı hep yükselmiştir, aksine kriz yıllarında ise dış ticaret ve cari işlemler açığı hep daralmıştır

Özetle, Türkiye ekonomisi 1980 sonrası daha çok emek yoğun mallar veya montaj sanayisine dayalı ihracat malları temel mallar olarak kalmıştır. Kısaca, katma değeri yüksek malları ihraç edememiştir….

Türkiye’nin 2013 yılında ihracat yaptığı malların sadece %3.5’i yüksek teknolojili mallardan oluşmuştur…

Bir ülkeye döviz hangi yollarla girer ve döviz kazancının temel enstrümanları nelerdir? Bu sorunun ilk cevabı ihracattır. İkinci yol ise sermaye hesabıdır.

Örneğin yabancı yatırımcının Türkiye’den hisse senedi, tahvil, bono alması veya mevduata para yatırması gibi… Yalnız bu ikinci kısım, ülkenin risk derecesi ve ekonominin geleceğine ilişkin olumlu beklentiler ile çok yakından ilgilidir ( hiç kimse siyasi belirsizlik olan ülkede yatırım yapmak istemez. )

2005-2010 arası dönemde, her ne kadar ciddi oranlarda/düzeylerde dış ticaret ve cari işlemler açığımız olsa da, bu döviz açıklarımız yoğun sermaye girişleri sayesinde finanse edebiliyordu.

( politik riskler ve belirsizlikler düşük, uluslararası terör sınırlı düzeyde (örneğin DAEŞ), FETO gibi bir bela henüz yoktu. Sadece, 1984’ten beri süren PKK terörü vardı…)

Peki şimdi?

Sermaye girişi yoluyla döviz sağlamak zordur… Geriye ne kalıyor peki? İhracat…

Sermaye hesabı güvenilir değildir , olası belirsizlikler durumunda bir anda sermaye girişinin durmasını bırakın, tersine ülkeyi bile terk edebilir. Ancak ihracat ise döviz kazancının bel kemiğidir.

Türkiye ekonomisi maalesef yaklaşık 40 yıldır uygulamaya çalıştığı ihracata dayalı büyüme modelini bir türlü uygulayamadığı için döviz açık sorununu da bir türlü çözememiştir. Bunun yanı sıra Türkiye’nin yaklaşık 450 milyar dolar kamu+özel dış borcu vardır. Döviz kurunun her artışı, bu borcumuzun TL cinsinden değerini artırmaktadır. Her ne kadar şu anda dış borcu çevirme sorunu yaşamasak da, orta vadede bu sorun yaşanacak gözükmektedir. Aynen Latin Amerika ülkelerinin eskiden yaşadığı temel sorun gibi…

ÇÖZÜM: KATMA DEĞERİ YÜKSEK DÖVİZ KAZANDIRACAK İHRACATA YÖNELİK ÜRÜNLER İLE BÜYÜME SAĞLAMAK … Türkiye ekonomisi bunu beceremediği sürece, kurlar hep artacaktır… Teknik analizciler ise, şu kadar olur, bu kadar olur, şu noktada destek var şu noktada direnç var der durur…Ancak hiçbir zaman doğru tahmin edemezler… Çünkü gerçek dünya, iktisatçıların dediği gibi ceteris-paripus varsayımını kabul etmez… Ekonomiyi belirleyen o kadar çok etken vardır ki, bunları varsaymak, sabitlemek, öngörmek, günümüzde çok çok zordur…

FATMA HOCA İKTİSAT

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com