TERÖR GÜNDEMİ VE ÖFKE

28 Mart 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
TERÖR GÜNDEMİ VE ÖFKE

serap 5                Uzun bir süre önce gündemimizde yitirdiği yerini, yeniden ve büyük bir güçle kazanıveren “terör”, sonunda her birimizin günlük yaşamına ve hemen yanı başımıza yine gelip kuruluverdi.

“Bu da nereden çıktı şimdi?” diye düşünmeye alıştırılan ve tarihsel süreçleri birbirine bağlama yetisi edindirilmemiş kitleler şaşkınlar. Ama süreç okumayı öğrenmiş olanlar, zamanında homurtularını içlerinde biriktirmiş olanlarsa artık geç kalınmış olduğu bilinciyle daha da korkmuş, daha da sessizler.

İşte bu süreçte ilimizden ilginç bir “ses” yükseldi. Kırşehir CHP İl Yönetimi, “Teröre Yardım Etmek” suçlaması ile Cumhurbaşkanı, Başbakan, eski Başbakan Yardımcısı, İçişleri Bakanı, MİT Müsteşarı, Başbakan Yardımcısı ve Doğu illerinin valileri hakkında suç duyurusunda bulundu.”

Suç duyurusu, “herhangi bir ironi”yi filan ifade etmiyor; apaçık, yalın bir tespit yapılıyor ve iktidarın “PKK’nın zaman içerisinde toparlanmasını önemsemediği; örgütün eylem sürecine geçmesini göz ardı ettiği; “örgütün zaman içerisinde KADEK, KONRE-GEK, KCK gibi farklı örgütlenme adları almış olsa da” aynı amaçlılığı olduğu; bu nedenle barış görüşmeleri ve mücadele pratiklerinin, iyi yönetilemediği iddia ediliyor.

Ülkenin silahlı kesimlerinin eylemlerinde aranan “asgari ahlak” çabasının, zorlama bir çaba olduğunu bize gösteren örneklerden biri de bu olay. Sivil toplum bile “öfke” konusunda sınır tanımıyorken; devlet kurumlarının görevlileri, en üstten en alt güvenlik görevlisine kadar bu “öfke dili”ni normal buluyorken, hangi “asgari”den söz ediyoruz acaba?

Dünyanın genel olarak “liberal” olduğu vurgusunu rahatlıkla söylerken, aslında o liberalliğin bile gerisine düştüğümüzü, dünyanın artık daha “muhafazakar”laştığını söylemekten kaçınıyoruz. Ama kuşkusuz bu kavramlar da değişiyor, muhafazakarlık da günümüzde daha farklı bağlamlarla görünürleşiyor.

Wallerstein’a göre, “1789 dan 1989’a kadar, kapitalist dünya ekonomisinin ideolojik harcı, liberalizmdi. Tarihler gayet kesin. Fransız devrimi liberalizmin önemli bir ideolojik seçenek olarak dünya siyaset sahnesine girişini gösterir. Komünizmlerin 1989’daki çöküşü ise çıkışını.” (Wallerstein, Immanuel, Liberalizmden Sonra, Çev.Erdal Öz, Metis Yay., 2.Bas., İst., 2003, s.94)

Yani Wallerstein’a göre, liberal dünya komünist bir seçeneğin var olduğu dönemde frenleri bulunan bir model olarak yaşıyordu ama karşıt modeli ortadan kalkarken, beraberinde onu da sürükledi. Yerlerini “yeni muhafazakarlık” aldı.

Yine Wallerstein’in sözlerine dönmek gerekirse, “Küstahça bir biçimde kendinden emin olan liberal ideologların vakti geçti. Muhafazakarlar, 150 yıllık bir kendini küçümsemeden sonra, dindarlık ve mistisizmle maskelenmiş pervasız bir çıkarcılığı, ideolojik bir ikame aracı olarak ortaya koymak üzere tekrar ortaya çıktılar.” S.15

Wallerstein’ın seçtiği sözcüklerin her biri ayrı bir vurucu mesaj içeriyor: “dindarlık ve mistisizmle maskelenmiş” “pervasız” bir “çıkarcılık”. Ya “öfke” nerede devreye giriyor derseniz; yukarıda alıntılanan cümlenin sonunda. Wallerstein o cümleyi şöyle bitiriyor: “Muhafazakarlar egemen oldukları dönemlerde kendini beğenmiş, hedef gösterildiklerinde ya da ciddi biçimde tehdit edildiklerinde ise kinci ve öfkeli olma eğilimindedirler.” S.15

Bu “öfke”nin nasıl “en yakınlarına” yöneltilebildiğini gördüğümüzde, daha uzaktakilerin sonları için daha da endişelenmek gerekeceği apaçık ortaya çıkıyor. Dahası “en yakındaki”nin bile ne zaman “uzak” düşeceğini bilemeyeceği ortada. Hepsinden daha önemlisi ise giderek bölünen tüm toplum, “çeşitli işlevlere sahip bir araç olabilen terör” karşısında, daha da parçalanmakta ve daha da “öfke”li hale gelmekte.

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com