TERÖR

21 Mart 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
464 defa okundu.
TERÖR

serap 510 Ekim 2015’te Gar saldırısıyla cumhuriyet tarihinin en büyük terör eylemiyle sarsılan Ankara, 17 Şubat günü Merasim Sokak’ta askeri servis araçlarına yönelik, 29 kişinin yaşamını yitirdiği ikinci bombalı saldırının üzerinden 1 ay bile geçmeden, yeni bir terör saldırısı daha yaşadı. Ankara, son 5 ay içindeki 3. büyük canlı bomba saldırısıyla sarsılırken Kırşehirli bir vatandaşımızın da hayatını kaybettiği öğrenildi. Benim oğlumla aynı adı taşıyan aynı yaşlardaki çocuğumuz ve diğer tüm hayat hakkı elinden alınanlarla ilgili hiçbir şey söyleyemiyorum.

Açığa çıkan bilgilere göre, Atatürk Bulvarı üzerinde yavaşça seyir halinde bulunan bir sivil araç, EGO’ya ait bir belediye otobüsünün yanına yaklaşırken giderek yavaşladı ve patladı. Patlamanın yanında gerçekleştiği otobüs ile birlikte toplam iki otobüs ve ona yakın otomobil tamamen yanarken, çok sayıda araç ve bina da zarar gördü. Patlama, toplu taşımanın merkezi olduğu için çok sayıda kişinin otobüs beklediği bir noktada gerçekleşti. Pazar günü olması nedeniyle hafta içi, aynı saatlerde binlerce kişinin bulunduğu bölgede nispeten kalabalık azdı ancak bilanço yine de ağır oldu. Metrodan çıktığı sırada patlamaya yakalanan bazı vatandaşlar alevler içinde kaldı. Çok geniş bir alanı etkileyen patlamanın ardından, saldırıda yaşamını yitiren vatandaşlara ait vücut parçalarının yaklaşık 200 metre uzağa savrulduğu belirtildi.

Saldırının gerçekleştiği alan, Milli Eğitim Bakanlığı, Başbakanlık, TBMM, Yargıtay, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’na birkaç yüz metre mesafede bulunuyordu.

Terör çağın en güncel ve en korkunç gerçeklerinden biri. Dünyanın yönetimine soyunan güçler, “güç gösterilerini” sürdürdükçe, konvansiyonel savaşa soyunamayacak kitleler, teröre yöneliyor.

Dünyanın yönetici güçleri arasında en büyüğü olan Amerika, savaş ve terör sarmalının en sık konuşulduğu yer olarak, dünyanın bu yeni gerçeğini çok boyutlu örneklerle yaşıyor, yaşatıyor… Diğer ülkeler mi? Onlarda da benzer mücadeleler sürüyor elbette.

Eskiden “Amerikan rüyası” diye bir gerçek vardı. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelere “Amerikan” yaşam tarzı, zenginlik, refah, uzun bireysel araçlar, bahçeli villalar ve daha pek çok tüketim ürünü, “ideal bir hedef” olarak sunuluyordu. Türkiye’de de siyasiler seçim nutuklarında, “Amerikan rüyası”nı ülkemizde gerçekleştirecekleri vaadinde bulunuyorlardı.

Benzer bir “siyasi vaadler buketi” bugün de yine “Amerikan rüyası” olarak sunuluyor. “Aaa yanılıyorsun, hiç böyle bir vaad duymadık!” demeyin. Çünkü bugün rüyanın içeriği değişti. Bauman’ın tanımlamasıyla “Amerikan rüyasının güncel versiyonları olan süpergüçlük ya da Dünya İmparatorluğu rüyası” var şimdi. (Bauman, Zygmund (2010), Etiğin Tüketiciler Dünyasında Bir Şansı Var Mı?, Çev. Funda Çoban-İnci Katırcı, De ki Yayın, Ankara, s.199)

İşte o “rüya” eski rüyadan daha kanlı bir yola kapı açıyor. Öncekinin ekonomik zincirlerine takılan insanlık, bugünkü rüyanın ürünü “terör canavarı” ile boğuşuyor.

Yine Bauman’a göre, “Gezegenin tüm bölgelerinde terörizm tohumlarının atılması için gereken topraklar oldukça hazırdır… Askeri araçlar vasıtasıyla (kati surette ve yalnızca askeri araçlarla) teröre karşı savaş kazanılamaz.” s.198

Bauman’ın vurguladığı “terörizm tohumlarının atılması için hazır olan topraklar”da, sorunun siyaset olduğu ve ancak ve ancak siyasetle çözülebileceği unutuluyor. Bu toprakları “hazırlayan” koşulların, yoksulluk olduğu, demokrasizlik olduğu, baskıcı ve çağ dışı emeller olduğu gözden kaçırılmaya çalışılıyor.

Bu toprakları “hazırlayan” koşulların ortadan kaldırmak için toplumlardan çok “siyasi güce” rol düşüyor. Çünkü unutuluyor ki, “Askeri araçlar vasıtasıyla (kati surette ve yalnızca askeri araçlarla) teröre karşı savaş kazanılamaz.”

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com