TEKRAR MERHABA

8 Şubat 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
570 defa okundu.
TEKRAR MERHABA

Azize Serap Tunçer

TEKRAR MERHABA

Kaç kişiye “tekrar merhaba” dediğimi bilememek rahatsız edici bir duygu. Yerel günlük gazetelerde düzenli haftalık yazı konusunda 3 yıla yakın deneyimim oldu ama pek yazılara yorum yapılma alışkanlığı olmadığı için kaç kişi merhabama karşılık veriyor bilmiyorum.

Ama bir kişi var ki, ona “tekrar merhaba” demek güzel. Kim mi, yazar tabi… Elbette yazar hiç boş durmadı, durmadan bir şeyler yazdı ama köşe yazısı yazmak, önce kendinle konuşmak demek… Ancak böyle anlıyorum ki biz epeydir pek de konuşmamışız.

Belki de bu nedenle yazmaktan vazgeçmek zor, yeniden başlamak kolay… Aslında kolay dedimse de pek inanmayın. Nasıl bir baskıdır neden söz edeceğini bilememek tahmin bile edemezsiniz. Ama işte güzelliği de burada… Siz neden söz edeceğinizi bilemediğinizi yazarken, bir şeylerden söz etmişsinizdir bile J

İlk duygum şu tabii, yemeğe oturduğunuzda tabakta 3 köfte 2 dilim domates ve ekmek vardır, ayranı bile kafanızda paylaştırır, son lokmanıza da ayran ayıracak şekilde yersiniz. Sonra tabağın sonuna doğru, masadaki biri, “bu köfteleri yiyemeyeceğim al sen” dediğinde önce mutlu değil, huzursuz olursunuz, yeni köfteler için ne ekmeğiniz kalmıştır ne de ayranınız ve önceki lokmalardan daha farklı bir tadla karşı karşıya kalacaksınızdır.

Bu saçma örneği neden verdiğimi soracak olursanız, efendim ben 200 köşe yazısı yazmış, korkunç bir yoğunluğun içinde bunalmış ve kendimce uygun bir jübile sayısı olarak 200 yazıyı uygun görmüştüm. Şimdi Sait beyin davetiyle bu kararımdan vaz geçmiş olunca; masadan kalkmadan tabağına 3 köfte daha konmuş çocuğun durumuna düştüm.

“Amaan dert ettiğin şeye bak!” dediğinizi duydum… Yazmanın zorluğu muhabbetine hiç girmeyeceğim. Onun yerine Ernest Hemingway’in yanıtını vereceğim. Evet, “Herkes er geç kitap yazar”.

Bugünü Hemingway’le bitirelim, yazı maceramızı da yeniden onunla açmış olalım. Yazar bu alıntıda kimlerin hangi durumlarda yazamayacağı ama kimlerin yazabileceği konusunda savaşı örnek alıyor ve çok ironik bir yanıt veriyor:

“Pek içli olan çocuklar deliye dönerler, savaşa katıldıkları günün, başlangıçtaki üç dört günün, asıl değeri olan o ilk izlenimlerini sonuna kadar saklarlar, işte bunlar kitap yazarlar. Hoş kitaplardır ama sen orada bulundunsa canın sıkılabilir.

Sonra savaşta hiç bulunmamışlar vardır, bunlar da savaştan çabucak kazanç sağlamak için yazı yazarlar. Bunlar haber vermek için koşup gelenlerdir. Haberleri pek doğru değildir ama alıp, çabucak koşmuşlardır.

İşleri yazarlık olan bir takım yazarlar vardır, görevleri savaşa katılmalarına engel olmuştur, bunlar bilmedikleri, anlamadıkları çarpışmalar üzerine yazılar yazmışlardır, sanki içinde bulunmuş gibi. Bilmem bu hangi çeşit günaha girer.

Naylon kaypaklığında bir donanma binbaşısı da yelkenli kayık bile kullanamazken, o gerçekten Büyük Olay’ın içyüzünü yazmıştır… Herkes er geç kitap yazar. Bunların arasından iyisi de çıkabilir. (Hemıngway, Ernest (1971), Irmaktan Öteye Ağaçların İçine, Çev. Vahdet Gültekin, 2. Baskı, Güven Yay., Şaheser Eserler, İstanbul, S.120)

Özetle efenim herkes köşe yazısı da yazar. Bazı okurlarımız umarım, bunların arasındaki iyilerden olduğumuzu düşünür. Görüşmek üzere.

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN