TAŞI TOPRAĞI İNSAN

14 Ocak 2023
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
462 defa okundu.
TAŞI TOPRAĞI İNSAN

Taşı Toprağı İnsan
Kaç gündür misafirlerim vardı. Kayınlarım ve eltilerim. Ben bu konuda çok şanslıyım. Biz birbirimizi hep sevdik. Kimsenin bir saygısızlığı olmadı şimdiye kadar. Oturduk eski günleri konuştuk. Kah güldük, kah hüzünlenip ağladık ve on ocak günü onları yolcu éttik.
Kaç zamandır yazamadım, yazmadım. Salı günü kızım bu gün okula gitmeyeyim şöyle bir İstanbul gezmesi yapalım dedi. Suadiye İstasyonundan marmara’ya bindik. Marmaray tıklım tıklım insan dolu. Yenikapı da inip metroya bindik. Metroda tıklım tıklım dolu insanlarla. Neyseki her bindiğim yerde sağolsun gençler yer verdi. Galata Kulesi’ne doğru giderken adım başında film ekipleriyle karşılaştık. Kültür bakanlığında karma resim sergisi vardı. Girip onları gezdik her bir resim çok güzeldi. Yapanların ellerine sağlık. Galata Kulesinin gişesine doğru gittik. Orada da uzun bir sıra vardı. Bekledik. Kimliğimi de evde unutmuşum. Sadece İstanbul kartım vardı. Belki izin verirler diye uzattım kartı. Altmış beş yaş üstü gençlerden para almıyorlarmış! Nasıl sevindim. Asansöre sıraya girdik. Asansör altı kat. İstanbul gerçekten büyülü bir şehir. Her yönden çok farklı bir şehir. Kulenin pecerelerinden dolanaraķ her yanı görebiliyorsun ve büyüleniyorsun. Eski yeni bu evlerde kimbilir ne hayatlar, ne hikayeler çıkar. Deniz ve köprüler de farklı bir güzellikte ve insanlar, çeşit çeşit . Insanların çoğu yabancı. Çok az Türkçe konuşan var. Bittik, tükendik sanıyor insan.
Çocuklar ah o çocuklar. Ayakları yalın, giysileri incecik. Herkesten para istiyorlar. Her taraf buz gibi. Içi yanıyor insanın. Bunların annesi , babası yok mu? Nasıĺ kıyıyorlar bu çocuklara? Şundan çok eminim ki arkalarında görünmeyen güçler var. dilencilik yaptırıp paralarını ellerinden alıyorlardır. Neyse kuleye asansörle altı kat çıktık. Dönüşte altı katı yürüyerek inebildildim. Beni alkışlamanız lazım. Parçalı kırık ameliyatından sonra. ilk zor kareketlerimdi.
Ordan indik.Gülhane parkına Yürüméye başladık.Yıllar önce gitmiştik. Şimdi çok daha güzel olmuş. Cem Karaca’nın şarkısı geldi aklıma.”Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında.
Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında.”
Ne güzel günlerdi. İki güzel üniversiteyi kazanmış kızlarımızla gittik. Gündüz gündüz ağaçlarını çiçeklerini ve de insanlarının güzellikle
rini izledik. Akşamda konser vardı. Çok güzel bir Gözleri ömre bedel. Rahmetli eşim çok severdi bu sanatçıyı. Sanatçı Nuray Hafiftaş’ı. Çok genç yaşında kanserden öldü. Hayat bu. Bu gün , varız, yarın yokuz. Yarınımızın ne göstereceği hiç belli değil. O günlerde ışık gösterileri de akşamları vardı. Sultan Ahmet Cami ve Ayasofya’yı gösteren ışık gösterileri harikaydı. Gitmişken Yerebatan Sarayı’nı da gezelim dedim. Bakımı yapılmış tertemiz . Çok güzel olmuş.
Bu kadar anı yeterdi. Bazıları içimi acıtıyorlardı. İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin açtığı kafede oturduk. Dinlendik. Çaylarımızı içtik. Ve kalktık. Ağaçların üstünde leylekleri gördük. Bazılarını ayakta, bazılarını uçarak gördüm. Bu yıl bolca gezebileceğım sanırım. Parktan çıktık yine insan kalabalığının içine karıştık. Tıklım tıkış olan metroya bindik. Yeni kapıya kadar zor nefes aldık. Yeni kapıda marmaraya binip Suadiye istasyonunda indik.
Hani hep derler ya İstanbul’un taşı toprağı altın diye. Hiç de öyle değil. İstanbul’un taşı toprağı insan.
İstanbul o kadar büyük ki, o kadar güzel ki bu şehri gezebilmek için en az bir ay ara vermeden gezmek lazım.
Sağlık, huzur, mutluluk dolu güzel günler sizin, bizim, onların ve hepimizin olsun canım arkadaşlarım. İstanbuldan selam ve sevgiler.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN