SURİYELİLERİN TAKSİM’DE YILBAŞI KUTLAMALARI

16 Ocak 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
SURİYELİLERİN TAKSİM’DE YILBAŞI KUTLAMALARI

SURİYELİLERİN TAKSİM’DE YILBAŞI KUTLAMALARI

2019 Yılının ilk gündemini Suriyeli sığınmacıların yılbaşı akşamı İstanbul Taksim meydanında bayraklarını açarak yeni yıllarını kutlamaları oldu. Bu kutlama Türk kamuoyunda haklı tepkilere sebep oldu. Bu kutlamayı televizyon ekranlarında izleyen vatandaşlar, “madem ülkelerini bu kadar çok seviyorlar, ülkeleri için savaşsaydılar, niye kaçtılar” demeye başladılar. Suriyelilerin bu yeni yıl kutlamaları konusunda basında da çok eleştiri içeren yazılar yayımlandı. Türk ordusu, Suriye bataklığında bunlara kurtarılmış bir vatan teslim etme işi ile canlarını ortaya koyarken, 20-30 yaş grubunda bir milyon Suriyeli dokunulmazlık zırhı ile ülkemizde her işi yapabilmekte ve etrafına tehlike arz etmekte. Bu tehlike işaretini aşağıya aldığım 03 Ocak 2019 tarihli Yeniçağ Gazetesinde Batuhan Çolak’ın “ Taksim ne ki Gaziantep kaynıyor” makalesini okuyunca daha iyi anlayacaksınız.

2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı nedeniyle ülkemize sığınan 2018 yılı resmi rakamlara göre Suriyeli sayısı 3 milyon sekiz yüz bin. Bu sayıya burada doğan yüz binlerce çocuk dahil değil. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi perişanlıklarına bakmadan habire çocuk yapıyorlar. Belli ki bunlar kendi planlarına göre bizim ülkemizde kalmak istiyorlar. İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bunlar için, “ yeni doğan bebeklere vatandaşlık verelim” demesi de,  çocuk yapmalarını hızlandıracak. Suriyeliler ülkelerine geri gönderilmezlerse yeni doğan bebekler, çocuklarımız ve torunlarımız için birer suç makinesi olarak karşılarına çıkacaklarını şimdiden söyleyebiliriz. Cezaevine atarsın 3-5 yıl yatar çıkarlar, yeniden aynı suçları işlemeye devam ederler. Ülkelerini savaşmadan terk eden Suriyelileri, içeri almadan Ürdün devleti gibi sınırda kamplar kurum onlara her türlü iaşe yardımı yapsaydık,  bugün bizim için Suriye mülteci konusu olmayacaktı.   Haftaya bu konuya devam edeceğim.

Suriyeli sığınmacıların kontrolsüz bir şekilde Türkiye’ye alınmasının ilerleyen yıllarda sosyolojik travmaya yol açacağı ifade edildi. Ama bu türlü eleştirilerin tamamı “şoven milliyetçilik” nitelemesiyle dar bir alana hapsedildi, ötekileştirildi.

Yılbaşı akşamı Taksim’deki manzara uzun bir dönemde yaşanan olayların tek karede özeti gibiydi… ÖSO bayraklarıyla “Suriye” sloganlarının atıldığı ve yüzlerce sığınmacının katıldığı eğlence büyük tepki çekti. İşin ilginç yanı tepki gösterenlerin büyük bir çoğunluğu da yıllardır, “Onlar bizim din kardeşimiz, neden tepki gösteriyorsunuz, ırkçısınız” diyen hükümete yakın kesimdi.

Hadiselerin üstü örtülüyor

Taksim’deki hadiseden yaklaşık 1 hafta önce ise Gaziantep’te çok acı bir olay yaşandı. Evlerinin önünde sohbet eden 2’si kardeş 3 kişi “neden bakıyorsunuz” diyen Suriyeli bir grubun saldırısına uğradı.

Olayda ağabey Necati Bağcı, boğazına saplanan bıçakla hastaneye kaldırıldı. Yaşanan bu üzücü olayın hemen ardından hem konuyu araştırmak hem de aileyle görüşmek için Gaziantep’e gittim. Duyduklarım ve gördüklerim oldukça acıydı.

Olayın hemen ardından yerel basına konuşan anne ve baba, Suriyeli sığınmacılara tepkiliydi. Baba Ali Bağcı “Kavga başlar başlamaz Suriyeli grup bir anda 35 kişi oluyor. Benim oğlum da şu an yoğun bakımda. Bütün yetkililer beni arayıp susmamı istiyorlar. Seçimin yaklaşmasından dolayı yetkililer bana ‘Seçim var sus. Sonra halledeceğiz’ diyorlar” ifadelerini kullanmıştı.

Babanın bu tepkisi üzerine yetkililer hemen harekete geçip, yerel basına “yayın yasağı” getirdiler. Kimsenin konu hakkında araştırma ve haber yapmasına müsaade edilmedi. Sonrasında yaralı Necati Bağcı, bizzat Valinin talimatıyla özel bir hastaneye sevk edildi.

İşte tam bu sırada devlet yetkilileri, Bağcı ailesinden “Hiçbir şekilde konuşmayacaksınız. Devletiniz yanınızda, çocuğunuzun tüm tedavisini en iyi şekilde yapacağız” şeklinde söz alıyor. Haliyle aile çaresiz bir şekilde “tamam” demek zorunda kalıyor.

Aileyi hastanede ziyaret ettiğimde oluşturulan bu baskıdan dolayı gergin bir atmosfer vardı. Bağcı ailesiyle görüştüğümde “Çocuğumuz ayağa kalkmadan herhangi bir açıklama yapmayacağız, bizi bir tarafa çekmek istiyorlar” ifadelerini kullandılar. Yaptığımız bu görüşmeden tek bir kare fotoğraf alınmasına müsaade edilmedi.

Güzel bir haber de vereyim. Necati Bağcı şu anda gözlerini açtı ve solunum cihazından çıkarıldı. Çevresindekilere tepki vermeye başladı. Umarız ki kritik süreci en kısa zamanda atlatır.

Olay yerinde gördüklerim

Aileyi ziyaret ettikten sonra olayın yaşandığı Gazikent Mahallesi’ne gittim. Kan izleri hâlâ yerde duruyordu. Birkaç kare fotoğraf aldım, mahalledeki vatandaşlarla konuştum.

Müthiş bir gerginlik hâkimdi. Olayın yaşandığı noktadaki dükkânların çoğu Suriyeliler tarafından işletiliyor. Fotoğraf çekerken yanıma gelip “Ağabey siz burayı neden çekiyorsunuz, sonra bizim başımıza iş gelmeyecek değil mi?” şeklinde dolaylı bir tehdit mesajı verdiler. Tam bu sırada biri sivil biri resmî üniformalı polis koşarak yanımıza gelip “Buyrun nereye bakmıştınız” şeklinde sorgulama yapıp, kimliğimizi sordular. Basın kartımızı gösterdikten sonra “İnceleme yapılması yasak mı” diye sordum. “Herhangi bir sorun yok, tabii bakabilirsiniz” diyerek uzaklaştılar. Bu konuşmanın ardından iki polis aracı devriye attı.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com